Tedaviler

Tedaviler

Tedaviler

Tedaviler

Hangi Hastalıklarda Kullanılır ?

· Kireçlenmeler,

· İltihabi romatizmalar,

· Yumuşak doku romatizmaları,

· Mekanik bel ve boyun problemleri,

· Çalışma şart ve ortamına bağlı ağrılı tablolar,

· Ortapedik problemler; kırık sekelleri,ameliyat komplikasyonları,

· Spor yaralanmaları,

· Kas hastalıkları,

· Nörolojik hasarlanmalara bağlı problemler.

Kaplıca Tedavisinin Etkileri Nelerdir ?

· Genel durumda düzelme,

· Kan dolaşımında artma,

· Solunum hızlanması,

· İç organ işlevlerinde artma,

· Vücut ısısında artma-terleme,

· Bozulmuş hormonal ve sinirsel dengelerde düzelme,

· Ağrılarda azalma ve kas spazmlarının çözülmesi,

· Hareket kapasitesinde artma,

· Eklam ve kaslardaki kalıcı hasarların önlenmesi,

· Psikolojik rahatlama.

Kaplıca Tedavisi Nasıl Uygulanır ?

Tedavi süresi ve şekli; hastanın ve hastalığın durumuna, suyun özelliklerine göre belirlenir,

Tedavi süresi ortalama 2-3 haftadır. Toplam banyo sayısı 15-20 civarında tutulur.

Kürler günlük veya günaşırı yapılır. Günlük kürlerde haftada bir gün ara verilir.

Banyo süresi 5-25 dakika olarak belirlenir.Süre başlangıçta az tutulur, giderek artırılır.

Banyo kürleri genellikle sabahları hafif bir kahvaltıdan sonra uylulanmalıdır.

Yeterli sıvı desteği sağlanmalıdır.

Hastalar kürden önce mutlaka mesane ve barsaklarını boşaltmalıdır.

Banyo içinde en rahat pozisyonda durulmalıdır.

Suyun kaldırma kuvvetinden dolayı su içinde egzersiz kolay yapılır.

Su içinde hareket deriden mineral ve gaz emilimini artırır.

Fazla hareket dolaşım sisteminde aşırı yüklenmelere sebep olur.

Banyodan sonra hasta iyice kurulanmalı ve iyi havalandırılmış bir odada 30-60 dakika dinlendirilmelidir.

Kaplıca kürü esnasında sebze ve meyve ağırlıklı gıdalar tercih edilmelidir.

Yan Etkileri Nelerdir ?

Duyarlı hastalarda sıcağa tahammülsüzlük, fenalık hissi, başağrısı, tansiyon yükselmesi, çarpıntı, su elektrolit bozuklukları, ateş vs. olabilir.

Solunum Sistemi Hastalıkları

Astma bronşiyal, Aronik bronşit, Alerjik üst solunum yolu hastalıkları, Pnömokonyoz’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok klimaterapi uygulanmaktadır.

• Cilt Hastalıkları

Egzema, Akne, Psöriasis, Nörodermit, Kronik rezidüel ürtiker.

• Kas- İskelet Sistemi Hastalıkları

Dejeneratif eklem hastalıkları(Kireçlenmeler), Yumuşak doku romatizmaları, Bazı inflamatuar romatizmal hastalıklar (örneğin Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit), Ortopedik girişimler sonrası, Travmalar sonrası’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürleri uygulanmaktadır.

• Kalp-Dolaşım Sistemi Hastalıkları

Kompanse kalp yetmezliği, Fonksiyonel dolaşım bozukluğu, Esansiyel hipertansiyon, Varisler, Periferik arter hastalıkları, Esansiyel hipontansiyon (özellikle ortostatik)’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo ve iklim kürleri uygulanmaktadır.

• Mide-Bağırsak- Metabolizma Hastalıkları

Mide hastalıkları, Şeker hastalığı, Obesite, Gut, Karaciğer-Safra kesesi fonksiyonel yetmezlikleri’dir. Bu tür hastalıklarda içme kürleri ve şifalı çamur ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

• Böbrek ve İdrar Yoları Hastalıkları

Kronik piyelonefrit, Kronik sistit, Kronik prostatit, Böbrek taşları, Fonsiyonel yetmezlik. Bu tür hastalıklarda içme kürü, şifalı çamur ve banyo kürü ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

• Kadın-Doğum Hastalıkları

Genital organların müzmin hastalıkları, Vejetatif over yetmezliği, Fonksiyonel sterilite (kısırlık), Ameliyatlar sonrası adhezyon profilaksisi, Dismenore, Fluor. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürü uygulanmaktadır.

• Nörolojik Hastalıklar

Merkezi ve periferik kronik inflamatuar hastalıklar, Omurga hastalıkları, Travmatik lezyonlar, Spastik paraliziler, Nöro ve myopatiler, Vasküler nörolojik hastalıklar, inme rehabilitasyonu, Nöro-vejetatif distoni’dir.
1- İltihab” Romatizma (Artrit): Ateş, mafsallarda ağrı, şişlik, kızarıklık ve hareket güçlüğü, halsizlik, iştahsızlık şeklinde kendisini belli eder. Kalbi ve sinir sistemini etkileyen; çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir hastalıktır. Ateşli ve sükunetli devreleri vardır. Ateşli devrede kaplıca tedavisi yerine yatakta istirahat ve ilaç tedavisi uygulanır. İlaç tedavisi müsbet netice verip hasta ateşli devreyi atlattıktan sonra kaplıca destekleyici bir tedavi olarak tavsiye edilebilir. Bu durumda kaplıcanın şu faydaları görülecektir:

*Mafsallardaki ağrılar azalır.

*Ateş ve nabız normale döner.

*Halsizlik ve iştahsızlık sona erer; hasta kendisini daha zinde hisseder. *Kansızlık ve kanda görülen romatizmal bulgular ortadan kalkar. *Yeni nöbetler engellenmiş olur.

2- Yaşlılık Romatizması (Osteoartrit); Genellikle elli yaşın üzerindeki erkeklerde görülür. Geçmişte hastalanmış veya kaza geçirmiş eklemleri tutar. Eklemler şişer ve hareket sırasında çok ağrı verir. Parmak kemiklerinin uç eklemlerine yakın yerlerde kemik büyümesi görülebilir. Ağırlık taşıyan eklemler, hareket sırasında gıcırtılı bir ses çıkarır. Hastalık ilerlemiş ise; istirahat, fizikoterapi ve ortopedik müdahaleden sonra ancak kaplıca tedavisi uygulanabilir.

3- Bir Hastalık Sonrasında Ortaya çıkan Romatizma (Romatoit Artrit); Genellikle, yirmi-kırk yaş arası kadınlarda görülür. Sebebi tam bilinmemekle beraber, iltihabi bir kadın hastalığından sonra ortaya çıktığı için; bir çeşit bağışıklık reaksiyonu olduğu sanılmaktadır. El ve ayakların ufak eklemlerinde, altçene kemiğinin kafatasına birleştiği yerde, köprücük ve göğüs kemiği eklemlerinde ağrı ile birlikte şişlikler görülür. Hastalığın ilerlemesini beklemeden bir doktora müracaat edilirse, kaplıca tedavisi çok iyi neticeler verecektir.

4- Doku Harabiyeti ile Neticelenen Romatizmalar (Fibrozit); Mafsal ağrıları ve tutuklukları ile birlikte; erkeklerde damar sertliği, kadınlarda şişmanlama eğilimi görülür. Eklem yerlerindeki bağ doku iltihaplanma sonucu yıkıma uğrar ve tutukluklara sebep olur. İlerlemesi halinde hastada iştahsızlık, hareketsizlik ve beslenme bozuklukları görülür. Zaman zaman vücut ateşinde yükselmeler olur. Kaplıca tedavisinin iyi neticeler verdiği gözlenmiştir.

5- Ameliyat Sonrası Ortaya çıkan Eklem Tutuklukları; çeşitli iş kazaları sırasında, hareket sistemlerinde meydana gelen kırık, çıkık ve ezilmelerin bazan ameliyatla tedavisi gerekmektedir. Ameliyat sonrasında cerrahi müdahale gören eklem yerlerinde ağrılar ortaya çıkabilir. Bu ağrılar için de kaplıca tedavisi çok iyi neticeler vermektedir. Dikkat: Kemik tümörü olduğu teşhis edilen hastalar kesinlikle kaplıcaya gidemezler. Ayrıca, romatizma ile ilgisi olmayan, mikrobik kemik ve mafsal hastalıklarında da kaplıca tedavisi uygulanmamalıdır

KARACİĞER VE SAFRAKESESİ HASTALIKLARINDA

Siroz başlangıcında, karaciğer iltihabı (hepatit) tedavisinden sonra, ailevi sarılıklarda, safra kesesi taşlarının tedavisinden sonra yeni taş teşekkülünü önlemek için kaplıca kürleri tavsiye edilmektedir. Safra kesesi tenbelliğinde, safra kesesi ameliyatlarından sonra ortaya çıkan hazımsızlıkların tedavisinde maden suları çok iyi neticeler vermektedir. Karaciğer ve safrakesesi hastalıklarında sodalı ve sulfatlı sular kullanılmaktadır. Dikkat: İlerlemiş siroz ve hepatit hastalıklarında kaplıcaya gidilmemelidir. Kanama ve akıntıyı artıracağından tehlikeli sonuçlar doğurması kuvvetle muhtemeldir.

KALP VE DAMAR HASTALIKLARINDA

Halk arasında, “tansiyonu olanlar sıcak suya girmemelidir” gibi yanlış bir inanç vardır. İster yüksek tansiyonunuz, ister düşük tansiyonunuz olsun sıcak su kaplıcalarına gönül rahatlığı ile gidebilirsiniz. Zira, sıcak maden sularının tansiyonu normal seviyeye getirici sihirli bir tesiri vardır. Kalp çarpıntısı ve asab” tansiyonu olanlar da aynı şekilde çekinmeden kaplıcadan istifade edebilirler. Damar sertliğine bağlı tansiyonlarda maden suları çok iyi netice vermekte, kalbin ve dokuların solunumunu artırarak damarları genişletmektedir. Böylece kan dolaşımını normal seviyeye getirmektedir. Dikkat: Eğer tansiyonun sebebi iç salgı bezlerindeki bir tümör ise, hastanın öncelikle ilaçla tedavisi şarttır. Tedavi iyi netice verdikten sonra, damarların bozulan dengesini düzeltmek için kaplıcaya gidilebilir. Kalp yetersizliğinden muzdarip olan hastalar ancak doktor kontrolünde kaplıcadan faydalanmalıdırlar. Toplar damar hastalıklarında kaplıcanın son derece etkili olduğu ve varis teşekkülünü önleyici bir rol oynadığı bilinmektedir. İçme şeklinde tatbik edilen sülfatlı ve bikarbonatlı maden suları böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmekte ve vücuttan bol miktarda su atılmasını sağlamaktadır. Karbondioksitli sıcak sular, tansiyon düşürücüdür. Kan dolaşımını hızlandırır. Tuzlu ve iyotlu sıcak sular, iltihap kuruturken; radyoaktif sıcak sular da ağrı dindirici ve sinirleri teskin edici özelliğe sahiptir. Bunların ne kadar müddetle ne miktarda alınacağı mutlaka doktora danışılmalıdır. Kompanse kalp yetmezliği, Fonksiyonel dolaşım bozukluğu, Esansiyel hipertansiyon, Varisler, Periferik arter hastalıkları, Esansiyel hipontansiyon (özellikle ortostatik)’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo ve iklim kürleri uygulanmaktadır.

ŞİŞMANLIK TEDAVİSİNDE

Banyo ve içme kürleri şeklinde tatbik edilen ve halk arasında “acı su” diye bilinen sülfatlı sular, vücutta depolanmış yağları yakarak fazla kiloları attırır. Böbreğin faaliyetini hızlandırarak vücuttan su ve tuzun bol miktarda boşalmasını temin eder. Ayrıca karaciğeri tembih ederek kandaki zararlı partikülleri temizler.

ŞEKER HASTALIĞINDA

Maden sularının vücuttaki inselin ifrazatını artırdığı tespit edilmiştir. İnselin ise vücudun şeker kullanmasını sağlar. Ensülinin etkisi iki yönlüdür: 1. Şekerin kandan dokulara geçiş hızını artırır. 2. Karaciğerin kana şeker verme hızını azaltır. Şeker hastaları sodalı suları, içme ve banyo kürleri olarak alır. Kükürtlü suları ise yalnız banyo şeklinde alır.

DAMLA (GUT) HASTALIĞINDA

Tıp dilinde “Mikris” adı verilen bu hastalığın belirtileri şöyle sıralanabilir: * Genellikle ayak başparmağında aniden gelen ağrı ve sancı ile kendisini belli eder. Parmaklarda parlak bir kızarıklık görülür. * Sonra el başparmakları, diğer parmaklar, diz kapakları, el bilekleri ve dirseklerde ağrı ile birlikte şişlikler başlar. * Hastada hafif ateş ve iştahsızlık görülür. * Tedavi edilmemesi halinde hastalık kronikleşir. Eklemlerde şekilsizlik ve ürik asit kristalleri birikimi olur. Eklemlerde ürik asit kristallerinin birikmesi sadece Gut hastalığında görüldüğünden “Romatizma” ile karıştırılmamalıdır. Sebebi bilinmemekle beraber aşırı beslenen kişilerde sık rastlanmaktadır. Kanı ürik asitten temizlemek için, hastalığın başlangıcında, sülfatlı sular çok iyi netice vermektedir. Radyoaktif sular da mafsal ağrılarının giderilmesinde kullanılabilir. Gut hastalığı ile birlikte böbrekte taş teşekkül etmiş ise; sodalı su içmesini tavsiye edeceğiz.

BöBREK VE İDRAR YOLLARI HASTALIKLARINDA

Halk arasında “acı su” tabir edilen az mineralli sülfatlı sular, böbrek rahatsızlığından muzdarip hastalara çok iyi gelmektedir. Bu suların, idrardaki albümin oranını azaltıcı ve kanda birikmiş olan zehiri vücuttan dışarı atıcı tesirleri vardır. Ayrıca böbrek taşlarını erittiği gibi, yeni taşların oluşmasını da engellemektedir. Sülfatlı sular, aç karnına, günde iki defa, bir-iki bardak içilerek alınır. Kronik piyelonefrit, Kronik sistit, Kronik prostatit, Böbrek taşları, Fonsiyonel yetmezlik. Bu tür hastalıklarda içme kürü, şifalı çamur ve banyo kürü ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI

Astma bronşiyal, Aronik bronşit, Alerjik üst solunum yolu hastalıkları, Pnömokonyoz’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok klimaterapi uygulanmaktadır.

CİLT HASTALIKLARI

Egzema, Akne, Psöriasis, Nörodermit, Kronik rezidüel ürtiker.

KAS – İSKELET SİSTEMİ HASTALIKLARI

Dejeneratif eklem hastalıkları(Kireçlenmeler), Yumuşak doku romatizmaları, Bazı inflamatuar romatizmal hastalıklar (örneğin Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit), Ortopedik girişimler sonrası, Travmalar sonrası’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürleri uygulanmaktadır.

MİDE – BAĞIRSAK – METABOLİZMA HASTALIKLARI

Mide hastalıkları, Şeker hastalığı, Obesite, Gut, Karaciğer-Safra kesesi fonksiyonel yetmezlikleri’dir. Bu tür hastalıklarda içme kürleri ve şifalı çamur ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

KADIN – DOĞUM HASTALIKLARI

Genital organların müzmin hastalıkları, Vejetatif over yetmezliği, Fonksiyonel sterilite (kısırlık), Ameliyatlar sonrası adhezyon profilaksisi, Dismenore, Fluor. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürü uygulanmaktadır.

NÖROLOJİK HASTALIKLAR

Merkezi ve periferik kronik inflamatuar hastalıklar, Omurga hastalıkları, Travmatik lezyonlar, Spastik paraliziler, Nöro ve myopatiler, Vasküler nörolojik hastalıklar, inme rehabilitasyonu, Nöro-vejetatif distoni’dir.

Hydrotropie özelliğiyle suda erimeyen cisimleri erittiğini, kandaki kolesterol ve ürik asit gibi cisimlerin dışarı atılmasını sağladığını,

- Zymodthenique özelliğiyle sindirimi kolaylaştırdığını,

- Normali sante, equilibronte etkisiyle sinir sisteminin ve salgı bezlerinin düzenli çalışmasını sağladığını,

- Aqocytique etkisiyle de hücrelerin büyümesine ve hücrelerin kendilerini yenileyerek yeni bir vücudun oluştuğunu, hastalıklara karşı direncin arttığını ve böylece; birçok solunum, sindirim, boşaltım, üretim ve hareket sisteminin, alerjik ve kronik hastalıkların iyileştiğini bildirdi.

KAS-ISKELET SISTEMI ve NOROLOJIK HASTALIKLAR
Temel tedavi yöntemleri ile kombine edilerek uygulanacak olan Termal (Kaplıca) Tedavisi, Kas-iskelet sistemi hastalıklarında ve felçli hastaların Rehabilitasyonunda büyük faydalar sağlar. Kas-iskelet sistemi hastalıklarında genellikle tuzlu, kükürtlü, karbondioksitli, Oligo metalik ve radyoaktif sular tesirli olmaktadır.
SOLUNUM SISTEMI (AKCIGER) HASTALIKLARI
Solunum yolları hastalıklarında termal kaplıca tedavisi, buhar banyoları (inhalasyon) yoluyla fayda sağlar. Astımlı hastaların da Termal kaplıcadan fayda gördüğü bilinmektedir. Son yıllarda büyük kentlerde yapay tuz odalarında astım-alerji hastaları tedavi edilmektedir. Yüksek oranda tuz minerali içeren suyu ile (Kestanbol), doğal bir tuz odası olup, yine alerjenden fakir deniz havası ile de doğal eşsiz bir Talasso terapi merkezidir.

KARACİĞER VE SAFRAKESESI HASTALIKLARI
Siroz başlangıcında, karaciğer iltihabi (hepatit) tedavisinden sonra, sarılıklarda, safra kesesi taslarının tedavisinden sonra yeni taş teşekkülünü önlemek için termal ve kaplıca kürleri tavsiye edilmektedir. Safra kesesi tembelliğinde, safra kesesi ameliyatlarından sonra ortaya çıkan hazımsızlıkların tedavisinde maden suları çok iyi neticeler vermektedir. Karaciğer ve safrakesesi hastalıklarında sodalı ve sülfatlı sular kullanılmaktadır.( uyarı: ilerlemiş siroz ve hepatit hastalıklarında kaplıcaya gidilmemelidir. Kanama ve akıntıyı artıracağından tehlikeli sonuçlar doğurması kuvvetle muhtemeldir.) Bütün tedaviler mutlaka uzman doktor kontrolünde olmalıdır.

MIDE-BAGIRSAK HASTALIKLARI
Mide asidinin arttığı ve kramplı ağrılar ile ortaya çıkan mide hastalıklarında sodalı maden suları, içme kürü olarak kullanılır. Bu sular özellikle, şişkinlik, gaz, baş ağrısı ve bas dönmesinde faydalıdır.

SEKER HASTALIGI
Uzmanlar özellikle diyabet hastalarına kaplıcaları Tavsiye ediyor. Maden sularının vücuttaki insulin ifrazatını artırdığı tespit edilmiştir.Insulin ise vücudun Şeker kullanmasını sağlar. Insülinin Tesiri iki yönlüdür: 1.Şekerin kandan dokulara geçiş hızını artırır, 2. Karaciğerin kana şeker verme hızını azaltır. Şeker hastaları sodalı suları, içme ve banyo kürleri olarak alır. Kükürtlü suları ise yalnız banyo seklinde alır.

SISMANLIK TEDAVISI
Banyo, buhar banyosu ve içme kürleri şeklinde tatbik edilen ve halk arasında “acı su” diye bilinen sülfatlı sular, vücutta depolanmış yağları yakarak fazla kiloları attırır. Böbreğin faaliyetini hızlandırarak vücuttan su ve tuzun bol miktarda boşalmasını temin eder. Ayrıca karaciğeri uyararak kandaki zararlı partikülleri temizler.

DAMLA (GUT) HASTALIGI ve HEMOROID (MAYASIR) HASTALIGI
Gut hastalığında vücutta ürik asit birikir. Bu madde de böbreklerde tas oluşmasına neden olur. Kaplıca tedavisi gut hastalığının tedavisinde ve özellikle termal etki ile de Hemoroid hastalarında çok faydalıdır.

  Kan dolaşımını düzenler.

  Toksinlerin vücuttan atılmasını (detoks) hızlandırır.

  Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına yardımcı olur.

  Romatizmal hastalıkların iyileşmesine yardım eder. Hidroterapik tedavide kullanılır.

  Kasları yumuşatıp gevşetir. Özellikle spor vb. bedensel çalışmalardan sonra yorulan ve sertleşen adele yapısındaki spazmları giderir. Kemik ve eklemlerdeki ağrıları alır.

  Vücudun dinamizminin yenilenmesini sağlar. Adeta bünyeye enerji şarj eder.

  Beyin yorgunluğu, zihinsel yorgunluk, stres gibi ağır iş temposunun sinir sistemi üzerindeki olumsuz etkilerini yok eder, zindelik verir.

  Vücuttaki aşırı elektrik yükünü alır, rahatlama sağlar.

  Gerginlik ya da geceleri uyku bozuklukları gibi depresif problemlerin atılmasında iyileştirici etki yapar.

  Yağların eritilip vücudun forma girmesine, derinin ve cilt dokusunun pürüzsüzleşmesine, güzelleşmesine faydası vardır.

  1. 1.  Romatizmal Hastalıklar: Diz, kalça eklemi, ayak ve elbileği, boyun eklamlerini tutan şişlik ve ağrıyla seyreden hastalıklar.Ayrıca; kalça, omurga eklemleri ve kaslarını tutan iltihaplı hastalıklar.
  2. 2.  Kronik Bel Ağrısı: Uzun süren bel ağrısı.
  3. 3.  Osteoartrit: Kemik iltihabıyla seyreden hastalık.
  4. 4.  Miyozit: Kas iltihabı olan hastalıklar.
  5. 5.  Tendinit: Tendon iltihabı olan hastalıklar.
  6. 6.  Travma
  7. 7.  Fibromiyalji: Kas ağrısı.
  8. 8.  Ortapedik Operasyonlar
  9. 9.  Sinir ve beyin cerrahisi sonrası uzun süren hareketsizlikten sonra oluşan eklem kısıtlığına, kireçlenmeye, kaslardaki erimeye bağlı olan hastalıklar
  10. 10.             Nöroloji Hastalıklar: Felç, inme, kaslardaki atrok durumlardak
  11. 11.             Celebral Plasy: Doğuştan gelen beyin özürlülüğü ve zeka geriliği ile seyreden hastalığın rehabilitasyonunda
  12. 12.             Stres ve Sinir Bozukluğu
  13. 13.             Nörovejatif Distoniler: Sinirsel kas gerilemeleri.
  14. 14.             Spor Yaralanmaları
  15. 15.             Mide ve Bağırsak Sisteminin Fonksiyonel Bozukluğu: Sindirmede içme suyu olarak kullanılması.
  16. 16.             Üriner Sistemi Taşlarında: Böbrek ve mesane taşında içme suyu olarak kullanılması
  17. 17.             Osteoporoz: Kemik erimesinde içme suyu olarak kullanılması.

KAPLICA TEDAVİSİ:
Kaplıca tedavisinin önemi, çeşitli ilaçların keşfedilip çoğaldığı günümüzde dile değerinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Öyle ki, son elli yıldan bu yana pek çok devlet kaplıca tedavisini resmi devlet sektörü için kabul etmiş durumdadır. Türkiye ‘de bu kurala uyarak resmi görevli olan hastaları icabında kaplıcalara yollamakta ve bunların tedavilerini yüklenmektedir.
Kaplıcalar genel olarak romatizma, siyatik, lumbago, kalp ve damar hastalıkları, kan düzeni, idrar zorlukları, ifraz guddeleri bozuklukları, mide barsak hastalıkları, verem, şeker, nefes darlığı kadın hastalıkları gibi pek çok dertlere gerçekten yararlıdır. Ancak her kaplıcanın her hastalığa iyi gelmeyeceğini hatta bazen zararlı olacağı göz önüne alınarak yetkili doktorlardan bilgi almaları zorunludur.
Kaplıca hastanın ayağına gidemeyen bir tedavi sistemidir. Bir hastanın istediği kadar kaplıca suyunu istediği yere getirip bununla tedavi ve görmesine imkan yoktur. Bunun sebebi gayet basittir. Kaplıca sularında bulunan erimiş madenlerin etki yeterliliği ancak topraktan kaynadığı zamanın çerçevesi içindedir.
Aradan biraz vakit geçipte su soğudumu bu erimiş maden tozlarının terkibi bazen değişip çözülmekte, hele gazları ve radyoaktivite derhal kaybolmakta. Netice: Kaynağından başka yere götürülen kaynak suyu adi suya dönüşmektedir. Ünlü bir Fransız hekimi kaplıca suları canlı sulardır. Yerinden alınıp başka yere götürülürse canlılıkları kalmaz.
Kaplıcalar yalnız hastalıklar veya hasta insanlar için değil, fiziksel olarak sağlam insanlarda faydalanmalıdırlar. Bu sular belli bir takım hastalıkları iyi etmekle kalmayıp görünürde hiçbir arazı olmayan vücutlar içinde sayısız faydalar sağlar. Asabı ve hatta ruhu dinlendirip zindelik ve kuvvet verir.
KAPLICA SULARININ TERKİBİNDE BULUNAN MADDELER
1-Radyo Aktivite nedir: Radyo Aktivite; kudret verici “Enerjik” bir ilaçtır. Bir kimya tedavisi değil fizik tedavisidir. Bu müthiş kudret, vücudun hücreleri üzerinde muhtelif tesirlere maliktir. Az miktarda olursa tenbih eder, faaliyetlerini artırır. Çok miktarda olursa felç eder. Kaplıcalarda yalnız birinci tesir görülür. Demek ki, radyo aktivite çıkaran cisimler ile kolit maddeler, yani kudret verici maddeler denilmektedir. Bunların şifalı tesirleri serbest bıraktıkları enerjiden ileri gelir.Radon; aynı zamanda kaplıca sularındaki maddeleri iyonlaştırır. Yani onların atomlarını cüzü fertlerini elektrikle doldurur. Onları birbirinden ayrı tutar. Bu halde olan maddeleri ise, vücut kolay hazmeder. Radyum madeni hemen her yerde bir parça bulunur. Takriben bir milyon ton toprakta bir gram kadardır. Radyum madeni durduğu yerde kendi kendine 2500 – 3000 senede harap olurmuş. Bunun harap olmasından önce enemasyon veya radon denilen kaplıca sularını şifa verici hassayı veren gaz çıkar. Bu gazda takriben 21 günde harap olur ve bundan da Radyum A, Radyum B, Radyum C, Radyum D ismi verilen cisimler çıkar. Radon gazı; Alfa ışığı neşreder. Radyum B,C ve D cisimleri ise hem Alfa hem Beta v hem de Gamma ışıkları neşrederler. Alfa ışığı Helyum atomudur. Beta ışığı elektron ve menfi elektrikle yüklü bir atomdur. Gama ışığı ise şimdiye kadar bilinen en büyük ışınlardan daha hızlı giden bir maddedir. Saniyede 300.000 km. hız yapar. Bu gama ışıkları röntgen ışıklarına benzer. Nüfuz kudretleri röntgen ışıklarından daha fazladır. Radonun harap olmasıyla meydana çıkar. A,B,C cisimlerinin neşrettikleri kudrete (Radyo – Aktivitendüit) denir.
Kimya yönünden radon atıl bir gazdır. Hiçbir kimyevi terkibe girmez. Suda erir ve en mühim hassı, içine girdiği cisimlerde Radyo – Aktivite neşretmesidir.

RADONUN VÜCUTTA GEÇİRDİĞİ SAFHALAR:

Bu gaz suda erimiş olarak bulunur. Fakat uçucu bir özelliğe sahiptir. Bu sebepten ötürü kaplıca sularında; bu gaz, bol miktarda bulunmaktadır. İnsanın vücudunda; en çok nefes alırken, hava ile beraber girer ve hemen kana karışır. Kana karışma süresi azami onbeş dakikadır… Mache’ nin tecrübelerine göre, bu gazın bulunduğu yerde mesela; üzeri sıkı kapalı kubbeli ve radyoaktivite çıkan bir kaplıcada veya sun’i olarak yapılan emanatorium denilen mahallerdeki bir saat kadar kalan bir kimsede kanda bulunan radon miktarı ile o mahallin havasındaki radon miktarı birbirine eşittir. Radon vücutta harap olur ve Radium A, Radium B, Radium C cisimlerine yerini bırakır. Bunlar sulp cisimlerdir. Bilhassa D, 24 senede harap olur, radonun bir kısmı da girdiği gibi geri çıkar. Nefesle, idrarla sulp radium cisimleri ise dışkı ile dışarı çıkar. Deri yolu ile vücuda girmesi nadirendir

RADYO – AKTİVİTE’NİN İNSANA FAYDALARI

Profesör Pleiy’in kitabına göre faydalarını şöyle sıralayabiliriz.

  1. 1.  Kalbin işlemesine, kuvvet bulmasına faydalıdır.
  2. 2.  Vücudun bütün hücrelerinin canlılığını artırır. Onların düzenli çalışmalarını temin eder.
  3. 3.  Yaşlıların vücudunda biriken, bir çok hastalığın anası olarak bilinen Asitürik’ü vücuttan atar.
  4. 4.  Hormonların faaliyetlerini kamçılar.
  5. 5.  Mikropları öldürme özelliği vardır.
  6. 6.  Hastalıklara karşı vücudu koruyan Akyuvarları çoğaltır.
  7. 7.  Damarları genişletir, kırmızı kan damarı tazyikini düşürür.
  8. 8.  İdrar söktürücüdür.
  9. 9.  Sinirler üzerine, beyin üzerine tesir ederek teskin edici, ağrı sızı giderici özelliğe sahiptir. Romatizmalarda sızı hastalıklarına iyi gemlisi bundandır.
  10. 10.             İltihapları, şişleri giderir. Bu tesir nedeniyle müzmin kadın hastalıkları ve kısırlığa çok iyi gelir.
  11. 11.             Deri üzerindeki cansız yaralar (Pleaton) denilen yaraları yok etmekte harika tesir eder.
  12. 12.             Karaciğerin çalışmasını düzenler.

KAPLICA SULARINDA BULUNAN KOLLOİTLER

Bazı maddeler bu sularda koloit halindedir. Yani Cüzi fertleri (miçel) denilen şekilde ve menfi elektrikle yüklü ve mütemadiyen titrek hareket edenler sıçrarlar. Buna Brovni hareket denir. Dr. Kopaczewski kaplıcalarda bunların olduğunu tecrübeleri ile ispat etmiştir. Dr. R. Glenard membada ultramikroskopla kolit tanecikleri ve bunların hareketlerini görmüş. Bunlar su içimi ile kana karışır ve asabi sempatinin damarlar içindeki uçlarını tespit ederek şifa veren bir tesir gösterirler. Paris (Su ve İklim Tedavisi Cemiyeti’nin) raporunda da bu konu geniş olarak ispatlanmıştır. Dr. Kopaczewski, kobaylar üzerinde (anafilaksi) hadisesini yaptıktan sonra yani ölüme maruz bıraktıktan sonra, hayvanları kaplıca suyu ile kurtarıyor ve bu hassayı, suyun içindeki demir bileşimine ait kolitlere atfediyor.
Hülasa; kaplıca sularında kolitler vardır ve bunlar, bu suların şifa veren tesirlerinde mühim bir vazife görülür. Kolitleri de radon vücuda girdirir.

KAPLICA SULARININ ZEHİRLERDEN KORUMA ÖZELLİĞİ:

Bu özellik son seneler içinde meydana çıkmıştır. İlk defa Fransa’da Dr. Bllard meydana çıkardı. Kobayların beher 100 gr. Ağırlığına 7 miligram Sülfat Döspartein şırınga edilecek hayvan ölür. Halbuki Billard 10 miligram şırınga ettiği halde hayvanlar ölmemişlerdir. Fakat bu özellik her kaplıca suyunda yoktur. Dr. Violle normal bir su içerisine balık talaşı atmış 24 saat sonra bu suyun içine balık koymuş ve balık ölmüş. Bu suya kaplıca suyu ilave etmişler ve balık yaşamış. Bu koruyucu hassasiyetin hangi maddeye ait olduğunu araştırmışlar ve kalsiyum iyonundan ileri geldiğini ispat etmişler.

KAPLICA SULARININ (ANAFİLAKSİ)DEN KORUMA ÖZELLİĞİ:

Anafilaksi Nedir?

Bir tecrübe hayvanına yabancı bir hayvanın kanının suyu veya herhangi bir yabancı başka madde şırınga edilir ve aradan bir müddet geçince gene aynı maddeden az bir miktar dahi olsa tekrar şırınga edilecek olursa hayvan ölür. Profesör Loeper ile Dr. Mougeoty’ye göre insanlarda da kurdeşen, yarım baş ağrısı, bir çeşit nefes darlığı, oynak yerlerin şişlikleri, müzmin seziler, romatizmalar velhasıl (artrizitma) adı altında toplanan hastalıklara hep Anafilaksi denir.
Son senelerde hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde bazı kaplıca sularının hayvanları anafilaksiden koruduğu ortaya çıkmıştır.
Dr. Leradout şöyle bir deney yapmış; 17 tane tavşana anafilaksi yapmak için beygir kan suyu şırınga etmiş. Sonra kaplıca suyu şırınga etmiş. Netice olarak kaplıca suyu şırınga edilen tavşanlar ölümden kurtulmuş. Şırınga edilmeyenler ise ölmüşlerdir.
DAHA ÇOK SAĞLIKLI YAŞAMAK NASIL MÜMKÜNDÜR

Kaplıcalar bir çok hastalıkları iyi eder. Vücudun zehirlerini dışarı atar. Vücuda zindelik kazandırır. İnsan vücudunun hücreleri nazari olarak ölmezler. Onları öldüren zehirlerdir. Bu zehirler de lüzumundan fazla yiyipte eritemediğimiz fazla azotlu yiyecekler vs.lerdir.Eğer insan kendini zehirlerden korur, vücudundaki biriken zehirleri çıkarmak yolunu bulursa, muhakkak ki, daha fazla yaşar.

RADYO-AKTİVİTELİ KAPLICALAR HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİR?
Bu hususta kendimizden biç bir şey katmadan
İYİ GELDİĞİ HASTALIKLAR

A- Doğrudan doğruya sebep üzerine tesir ederek iyi geldiği hastalıklar:

  1. 1.  Nikres (Gut) hastalığı ve buna bağlı olarak sinir ve adale sızıları,
  2. 2.  Daülbühür (Astım) denilen nefes darlığı hastalığı,
  3. 3.  Umumiyet üzerine romatizmalar,
  4. 4.  Şeker hastalığı, fazla şişmanlık (Fartısemane),
  5. 5.  Lenfatizme, skofül denilen hastalığın hafif ve akciğerdeki gayri yerlerde yaptığı fenalıklar,
  6. 6.  Akciğer vereminin, müzmin kan tükürmeyen, ihtidana meyyal olmayan şekiller, veremden ileri gelen adale elemleri, raşitizm denilen kemik hastalığı, veremden ileri gelen (siyatik) yani asabi vereki elemi,
  7. 7.  Darüssadef denilen deri hastalığı, ekzemanın bazı şekilleri, ifrazı dahili guddelerinin iltihabı veremi, iç azanın iltihabı veremi, velhasıl; bir büyük kalabalık halinde, bir sene radyo-aktiviteli kaplıcalarla hücum eden verem hastalığının bütün hafif ve müzmin şekilleri, küçük veremliler Radyo-aktivitenin bu tesiri şayanı hayret değildir. Az miktarda radon hücrelerinin nüveleri üzerine münebbih (Kırbaçlayıcı) gibi tesir eder. Onların faaliyetlerini artırır. Bir tavşanın safra kesesinin içine, içinde radyum bulunan bir insan safra taşı konursa bu kesenin iç zarı hücrelerin faaliyete gelip çoğalmaya başladıkları görülür.

B- Vazifevi olarak (yani; uzvun işletmesini ıslah suretiyle) iyi geldiği hastalıklar:
1- Sinir makinesi (cümlei asabiye) hastalıklarından: Nevraljiler (sinir sızıları nevritler, sinir iltihapları) sebebi beyinden olan yarım kötürümlükleri alt taraf felci sonraki devreleri.
2- Nevrastenikler,
3-Tenasül hislerin cihetinden soğukluk müptelaları tedavinin 5-20 nci günlerine doğru, her hasta tenasül hislerinin çoğaldığı görülmüştür. Asabi kimselerde yorgunluğa karşı mukavemetinin arttığını, hastanın halinin iyileştiğini görmüşlerdir.
4- Deri hastalıkları, kaşıntılı kolayca tahriş edilen şekiller, ekzemalar, psoriyazis, bazı akneler, kaşıntılar (prorigo)’ın muhtelif şekilleri, (nevrodermitler) denilen ve sinir makinesinin bozukluğundan ileri gelen deri hastalıkları, ayaklarda siyah kan damarlarının genişlemesinden ileri gelen yaralar,
5- Cansız yaralar ve harp yaraları, bekayası harp yaralarının zor kapanan şekilleri, fistüllü kemik hastalıkları,
6- Mide, bağırsak hastalıkları. Mide ve bağırsağın sızılı hastalıkları, bu uzuvların teşennüç (kasta büzülme) ile beraber olan hastalıkları, müzmin kalın bağırsak hastalıkları hususuyla, bunun sızılı ve tüşünnüçlü şekilleri, isalla olan şekilleri, bahusus dizanteriden sonra yerleşen müzmin kalın bağırsak iltihabı.
7- Romatizmadan ileri gelmiş ve eskimiş (had devresini geçirmiş) kalbin iç zarının iltihabı ve kalbin dessamlarının hastalıkları, kalp heyecanları, çarpıntıları, kaplıca tedavisi tesiriyle, kalbin hacminin küçüldüğü görülmüştür.
8- Kırmızı kan damarı tazyikinin yüksekliği, asabi ve vazifeyi kalp bozuklukları, siyah kan damarlarının iltihapları ve genişlemeleri,
9- Nefes makinesi hastalıkları, teşennüç şeklinde burun ve arka boğaz hastalıkları, astım denilen nefes darlığı, akciğer zarının yapışmaları, müzmin gırtlak (Hançere) hastalıkları ve nefes boruları iltihapları (Bronşitler),
10- Kadın hastalıkları, rahim içinin müzmin iltihapları, rahim büyümesi ve rahim etrafındaki nesiçlerin yapışması, doğum veya bel soğukluğu neticesi olarak rahim etrafındaki azanın hastalıkları. Bir parça fazlaca ayakta durmak ile veya bir parça yorulmak ile rahimden şikayet eden kadınlar bu sızılar aybaşı sızılarından hariç zamanlarda da (Beyaz Akıntı) olur. Aybaşı görmeyen veya zorlukla gören genç kızlar, kısır genç kadınlar veya liken tarafından müzmin ihtikan olan kadınlar. Liken veya yumurtalıktan ileri gelen nevraljiler yani sinir sızıları.
11- İdrar yolları hastalıkları: Müzmin böbrek iltihapları. Asit üretken ileri gelen böbrek taşları (ürat taşları). 12- Kansızlık; 13- İfrazı, Dahili Guddeli Hastalıkları; Kadınlarda yumurtalık ademi kafiyesi, tıfliyet, aybaşından kesilme vaktinde sinir buhranları, yumurtalıkları çıkarılmış kadınlardaki sinir halleri, erkeklerde hususiye ademi kifayesi ve dolayısıyla tenasül hislerinde soğukluk.

Karaciğer hastalıkları :
Kronik döneme geçiş ve kronikleşmiş karaciğer hücresel iltihabi hastalıklarda Termal Kaplıcaları yararlı bir tedavidir. Çocuklardaki bağırsak gelişimi bozukluğu ile karakterize Coliaki sendromunda olumlu sonuç alınır. Karaciğer hücrelerinin hepatitten korunmasında, hepatit sonrası tedavisinde, Kaplıca kürü genel etkisi ile karaciğerin hücrelerinin hayati fonksiyonlarını uyardığı gibi banyo suyunun ısısı, deriden geçen ionlarının doku enzimlerinin aktivasyonlarını hızlandırması söz konusudur.

Safra yolları ve kesesinin yetersizlikleri ve kronik iltihaplarında da Termal kaplıcalarının olumlu etkisi vardır.

Mide ve Bağırsak Hastalıkları :
Hipoasidite ve hiperasiditeye bağlı hazımsızlık şikayeti olanlar Termal kaplıcalarından yararlanırlar. Kronik Gastrit, nezlevi bağırsak iltihapları, kronik enterit, spastik kolit, asabi kaynaklı kabızlıklar. Bağırsak parazitleri, bağırsak salgısı ve safra yetersizliği ile sindirim bozukluğuna bağlı ishaller, hemoroidlerde , özel uygulama yöntemleri ve içme kürleri ile birlikte faydalıdır.

Beslenme- Metebolizma Hastalıkları :
Dengesiz beslenme sonucu ortaya çıkan şişmanlık’da Termal kaplıcaları faydalıdır. şişmanlığın koplikasyonları olan artrozik şikayetler tedavi görür, mide , bağırsak, karaciğer, böbrek fonksiyonları düzenlenir.

Diyabet hastalıkları :
Diyetle veya ağızdan antia-diabetik ilaçlarla kan şekeri düzenlenmiş, şişman veya yaşlı diyabeti, dışarıdan insuline gerek duyulmadığı dönemlerde Termal kaplıcalarından istifade eder. Banyo ve içme kürleri ile kan şekeri düşer.

Böbrek Hastalıkları :
Kronik nefrit, kronik sistit ve kronik prostatitte ve böbrek taşlarında faydalıdır. İçme kürleri , lokal kompreslerle banyolar , özellikle böbrek taşlarında en uygun tedavi yöntemidir.

Tagged: , , , , ,

0 yorumlar