Solunum Hastalıkları

Solunum Hastalıkları

Solunum Hastalıkları

Solunum Hastalıkları

 Solunum Sistemi Hastalıkları

 Solunum olayı dört aşamada gerçekleşir:

1-Atmosfer ile (solunum sisteminde havanın ulaşabildiği en son nokta) arasında havanın içe ve dışa akımı,
2-Kan arasında oksijen ve karbondioksit nakli,
3-kanda ve doku sıvılardaki oksijen ve karbondioksitin hücreler içine ve dışına taşınması,
4-Tüm bu işlemler ve solunumun diğer basamaklarının regülasyonu,
Akciğer genişlemesi ve daralmasında iki etken vardır;
1-Diyafram kasının kasılması ve gevşemesi ile göğüs kafesi hacminin arttırması ve azaltması,
2-Kaburgaların yükselmesi ve alçalmasıyla göğüs ön-arka çapının azalması ve çoğalması,
Sağlıklı erişkin bir erkek bir dakikada yaklaşık on iki defa nefes alır ve her defasında yaklaşık 500 cc hava solunum sistemine girer.Akciğerlerde kanın oksijenle teması aralıksız olarak sürer.Nefes verilen dönemde bile akciğerlerde bir miktar hava kalır ve bu hava ile oksijenasyon işlemi sürdürürlür.
Solunum sistemi hastalıklarının birçoğunda dolaşım sistemi de bazı patolojiler gösterebilir.Bu yüzden bu tür hastalıklara yaklaşırken kardiyovasküler sorun bulunup bulunmadığının sorgulamasında büyük yarar bulunmaktadır.

AKAPNİ
Kanda karbondioksit bulunmaması durumudur.Bazen hipokapni olarak da adlandırılır.
ALLERJİ
Bir antijen ya da allerjen tarafından tetiklenen ve vücudun savunma sistemi tarafından geliştirilen bir reaksiyon. Normalde vücuda zarar verme ihtimali olan yabancı maddelere karşı otomatik olarak oluşan bir olaydır.Fakat bazı durumlarda çok ileri boyutlarda reaksiyon gelişebilir ve vücut için riskli tablolar ile karşımıza çıkabilir.Basit cilt döküntülerinden , nefes borusunun aniden tıkanmasına kadar çok farklı tablolar geliştirebilir.
ASTMA BROCHIALE
Duyarlığı artmış hava yollarının herhangi bir etken ile geçici olarak yaygın daralmasıdır.Nöbetler halinde nefes darlığı atakları olur.alerjik olabileceği gibi , yıllar önce geçirilmiş bir akciğer enfeksiyonuna bağlı olarak da gelişebilir.
BRONŞİT
Akciğer bronşlarında viral ya da bakteriyel enfeksiyon sonucu gelişir.öksürük temel bulgudur.
KOAH
Bir yıl içinde en az üç ay süre ile ve birbirini izleyen iki veya daha fazla yıl devam eden kronik bronşit , aşırı yapımının sebep olduğu öksürük ve balgam çıkartmak ile karakterizedir.
PNOMONİ
Enfeksiyonlar , kimyasal ajanlar , alerji gibi sebepler oluşur.Aniden başlayan titreme , üşüme ve yüksek ateş vardır.Bulantı , kusma , halsizlik , iştahsızlık görülebilir.
PULMONER EMBOLİ
Ani nefes darlığı ile baslar. Göğüs ağrısı, kan tükürme olabilir.Akciğerlere giden ana damarın pıhtı ya da başka bir nedenden dolayı aniden tıkanması söz konusudur.
TÜBERKÜLOZ
Mikobakteriyum Tüberkülozis adı verilen mikroorganizma tarafından oluşturulur. Buluşma solunum, sindirim ya da direkt yolla temas sonucu olur. Öksürük, gece terlemesi, orta derecede balgam, iştahsızlık, anemi görülebilir.
VEREM
Tüberküloz

Astım

Astım havayollarında daralma, enflamasyon ve çevresel uyaranlara karşı gelişen aşırı duyarlılıkla karakterize bir akciğer hastalığıdır. Sağlıklı kişilerde akciğerler normal bir anatomiye sahiptir, havayolları ve hava kesecikleri açık ve temizdir, böylece akciğerlerden hava kolayca dışarı çıkabilir. Buna karşılık, astımlı hastalarda akciğer anatomisi değişmiştir. Rahatsız olduğunda hava yolları daralır ve solunum engellenir bu da astım belirtilerine yol açar. Hava yollarının duvarı kalınlaşır ve şişer, artmış müküs salgısı ise hava akışını azaltır ya da engeller. Bazı kişilerde, soluk alıp verme çok sıkıntılı hatta ağrılı olur ve doktorlar genellikle bu durumu “astım atağı” olarak tanımlarlar.

Astımı olan kişilerde aşağıdaki belirtiler görülebilir:

· kronik (düzenli) öksürük;

· nefes darlığı;

· hışıltılı solunum; ve/veya,

· göğüste sıkışma hissi.

Eğer kişi astımı olduğundan şüpheleniyorsa, bir hekim tıbbi özgeçmişini araştırarak ardından solunum fonksiyon testleri uygulayacaktır. Dünya genelinde yaklaşık 300 milyon kişide astım mevcuttur ve özellikle de çocuklarda bu sayı hızla artmaktadır. Astımı olan pek çok kişi uygun bir tedaviyle tamamen normal ve aktif bir hayat sürdürebilir.

SOLUNUM HASTALIKLARI

Süreğen solunum hastalıkları, akciğerler ve havayollarında devamlılık gösteren hastalıklardır.

KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI (KOAH):

Bu terim pulmoner amfizem hastalığından kronik bronşite kadar uzanan geniş bir hastalık grubunu kapsamaktadır.

a- Pulmoner Amfizem: Akciğerlerin uç kısmındaki alveol adı verilen yapıların duvarlarının yıkımı ile birlikte, gaz değişiminin meydana geldiği hava boşluklarının sürekli genişlemesi ve dolayısıyla akciğerlerin sürekli havayla dolmasıdır.

Diğer nedenleri; hava kirliliği, kalıtsal ya da akciğerlerdeki bazı enzimlerin eksikliği ya da fazlalığıdır.

b- Kronik Bronşit: Akciğerlerde aşırı balgam yapımı sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Kronik Bronşit 40 yaşın üstünde, erkeklerde ve sigara kullanan kişilerde yaygındır. Mesleki ve çevresel faktörlerin yanında kötü yaşam koşulları gibi nedenler hastalığın gelişiminde rol oynamaktadır. Balgam başlangıçta büyük havayollarında başlar ve genellikle tıkanma meydana gelmez, hastalık ilerledikçe küçük havayollarında da aşırı balgam üretilir ve tıkanma meydana gelir. KOAH giderek artan bir halk sağlığı sorunu olup, tedavi edilmezse hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkiler, hatta ölümlere neden olabilir.

Belirtileri nelerdir?

En erken belirtisi birbirini izleyen iki yıl en az 3’er ay süren uzun süreli öksürük ve aşırı balgam çıkarmaktır. Eğer benzer şikayetleriniz varsa hemen bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.

Hırıltılı solunum

İstirahatla ya da yapılan küçük bir işte nefessiz kalma

Göğüs kafesinin ön arka çapında artış

Omuzlar yuvarlak ve yukarı kalkmış pozisyondadır, baş öne doğrudur

Tedavi ve Öneriler

1- Eğitim: Hastalık devamlılık gösterdiği için hastanın ve ailesinin hastalık hakkında bilgi sahibi olmaları ve uygulanan tedavinin amaçlarını bilmeleri tedavinin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Özellikle hastalığı artırabilecek faktörlerin, beslenme, sigaranın bırakılması ve gerekiyorsa yardımcı solunum aletlerinin kullanımı ve bakımı hakkında bilgi verilmesi gerekir. Hastanın hastalığı hakkında bilgi sahibi olması sinirlilik duygusunun azalmasına ve daha rahat yaşamasına yardımcı olur.

2- İlaç tedavisi: Hastalığa uygun ilaç kullanımı, sigara içmeye devam eden hastalarda ise sigarayı bıraktırmak için ilaçlar kullanılabilmektedir.

3- Göğüs fizyoterapisi: Fizyoterapistler tarafından uygun pozisyonlama teknikleri, solunum egzersizleri ile solunumu kolaylaştırmak, hastanın öksürmesini sağlayarak balgamını çıkartmak, gevşemeyi sağlamak, iş ve hareket sırasında etkili solunumu öğretmek tedavide gereklidir..

4- Psiko-sosyal destek: Hastaya ve ailesine depresyon, yorgunluk ve hastalığın psikolojilerinde yaratacağı diğer etkileri en aza indirmek için destek verilmelidir.

5- Beslenme: Solunum yetersizliği nedeniyle yiyecek tüketiminin az olması KOAH’lı hastalarda kilo kaybına yol açar. Bazı hastalarda ise fazla kilo alımı gözlenir. Uygun beslenme programlarıyla fazla kilolar kontrol altına alınmalı, ancak yetersiz beslenme de engellenmelidir.

6- Oksijen tedavisi: İhtiyacı olan hastalara oksijen tedavisi verilir.

KİSTİK FİBROZİS:

Kistik fibrozis, kalıtsal (ailevi geçiş gösteren) bir hastalıktır. Doğumdan itibaren birden çok organı etkileyerek bu organlarda fonksiyon bozukluklarına yol açar. Kistik fibroziste etkilenen organlar; akciğer, pankreas, barsak, ter bezleri gibi dış salgı bezlerinin en çok bulunduğu organlardır. Normalde dış salgı bezlerinin ince ve akışkan salgısı vardır. Bu salgılar ile akciğerlerin temiz ve sağlam kalması sağlanır, yabancı cisimler, mikroplar ve aşırı balgamlar bu akıcı salgı ile atılabilirler. Kistik fibrozisli hastalarda ise bu salgılar sertleşir ve akıcı özelliğini kaybederler.

Nedenleri nelerdir?

Anne ve babası bu hastalığı taşıyan bir bebekte hastalığın ortaya çıkması için hem anne hem de babanın hasta geni bir araya gelmelidir. Çocuk doğumdan beri hastadır. Hastanın öksürüğü ile yakın temas ve hasta ile birlikte olmanın sakıncası yoktur.

Hastalık bulaşıcı değildir. Hastalık anne karnında anne ve babadan gelecek genlerle kazanılır. Doğumdan sonra kazanılmaz.

Belirtileri Nelerdir?

Akciğer ile ilgili olanlar:

Sık ve uzun süreli öksürük

Fazla miktarda balgam

Sık tekrarlayan hırıltılı solunum

Zatürre ve bronşit gibi sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonları

Nefes alıp vermede zorlanma

Oynamakla erken yorulma, nefes daralması

Düzelmeyen sinüzit

Mide ve barsakla ilgili olanlar:

Yenidoğan bebeğin kakasını katı ve barsaklara yapışık olması nedeniyle çıkaramaması

Kaka ile yağların fazla miktarda atılmasına bağlı olarak sık, kötü kokulu, fazla miktarda olması

Barsakların gazla şişmesine bağlı karın ağrısı ve karında rahatsızlığın olması

Besinlerin yeteri kadar emilememesi

Yağların yeterince emilememesine bağlı olarak fazla gaz ve karın şişliği oluşması

Hastaların iştahları iyi olmasına rağmen iyi kilo alamaması, kilo kaybetmesi.

Besinlerin iyi sindirilememesi ve salgıların katı olması nedeniyle ileri yaşlarda da barsak tıkanmaları olması.

Tedavi

Kistik fibrosisli hastalarda balgam yapışkan olup, akışkanlığı önemli ölçüde azalmıştır. Bu salgılar tarafından tutulan toz ve mikroplar salgıların yapışkan olması nedeniyle hücreler tarafından kolaylıkla temizlenemezler. Atılamayan balgam küçük havayollarında tıkaçlar oluşturur. Solunum yollarında kalan mikroplar çoğalarak akciğerde enfeksiyon oluşturur.

Kistik fibrosisli hastalarda en önemli sorunlar solunum sistemi ile yani akciğerlerle ilgili sorunlardır. Fizyoterapi ile balgamın solunum yollarından temizlenmesi, enfeksiyonları önleyerek akciğerlerdeki hasarın oluşmasını engeller ve geciktirir.

Günlük fizyoterapi programı: Kistik fibrozisli hastaların aileleri göğüs fizyoterapisini günlük olağan programlı işleri arasına koymalıdır. Tercihen ailede fizyoterapiyi birden fazla kişinin uygulaması gerekir. Fizyoterapi programları değişik tedavi şekillerinden oluşur. Perküsyon (göğüse vurma), öksürme, egzersiz yapma bu tedavi şekillerindendir.

Enfeksiyonların Tedavisi: Göğüs fizyoterapisi ile birlikte antibiyotik tedavisi gerekmektedir. Aile enfeksiyon belirtilerini yakından takip etmeli ve tedavi eden doktor ile iletişim kurmalıdır. Bekleme, enfeksiyonun ilerlemesine, tedavinin güçleşmesine ve akciğerdeki hasarın artmasına yol açar.

Öneriler

Enfeksiyonlardan kaçınılmalı ve önlem alınmalıdır.

Enfeksiyon durumunda erken dönemde tedavi yöntemleri uygulanmalıdır

Çocuğun çevresinde ve aynı evde sigara içilmemelidir

Çocuğun ve ailenin temizliğine dikkat edilmelidir

Gerekli ilaçlar düzenli kullanılmalıdır

Yüksek kalorili ve yüksek proteinli diyet yapılmalıdır

Bu çocukların yeterli vitamin almaları ve mamalarına tuz ilave edilmesi gerekebilir. Bu konuda doktorunuz ve beslenme uzmanınızdan gerekli yardımı alınız.

ASTIM

Astım akciğerlerde meydana gelen devamlılık gösteren bir rahatsızlık olup, iki farklı boyutu vardır:

a) Daralma: Akciğerlerdeki hava yollarının etrafındaki kaslar beraberce kasılır veya daralır. Bu daralma genel olarak akciğerlerin nefes alıp vermesini zorlaştırabilir.

b) İltihaplanma: Astım hastalarında, akciğerlerde bulunan hava yolları genelde şişmiş ve rahatsızdır. Nöbet başladığı zaman daha da şişer ve rahatsızlanır. Doktor bu şişme ve rahatsızlıktan “iltihaplanma” olarak bahsedebilir. İltihaplanma, ciğerlere alıp verebilen hava miktarında azalmaya sebep olabilir.

Belirtileri Nelerdir?

Akciğerlerdeki havayollarında daralma ve iltihaplanma;

Hırıltılı solunum,

Öksürük,

Nefes darlığı gibi semptomlara yol açabilir.

Tedavi

Göğüs hastalıkları uzmanları hastanın durumunu göz önüne alarak gerekli tedaviyi önerecektir. Düzenli izleme, tetikleyici faktörlerin anlaşılması ve doktorunuzla iletişim kurma astımın kontrol altına alınmasını sağlayacak ve sağlıklı nefes almanıza yardımcı olacaktır.

Astım tedavisinde kullanılan ilaçların iki türü vardır:

Tüm hastalarda yakınmalar başladığı anda hemen alınacak şikayet giderici (rahatlatıcı) ilaçlar (kısa ve uzun etkili bronkodilatörler).

Hastaların çoğunda gerekli olan, yeni krizlerin gelmesini önleyen havayolları çevresindeki iltihabı tedavi eden koruyucu ilaçlar (anti-enflamatuarlar).

Fizyoterapistinizin kontrolü altında, yavaş yavaş başlayarak 30 dakikaya ulaşan sürelerle egzersiz yapmaya çalışın. Bu, evinizin çevresinde bir yürüyüş veya havuzda biraz yüzmek kadar basit bir egzersiz olabilir.

Öneriler nelerdir?

Astım belirtilerinizin alevlenmesine yol açan birtakım tetikleyiciler vardır. Bunların arasında alerjiler, enfeksiyonlar ve eviniz veya ofisinizde maruz kalabileceğiniz kuvvetli koku veya buharlar olabilir. Herhangi bir tetikleyiciye maruz kalıp tepki verdiğiniz zaman, hava yollarınız diğer tetikleyicilere karşı daha da hassaslaşır. Belirtileriniz kuvvetli olmadığı zamanlarda bile hava yollarınız iltihaplı kalabilir.

Bu sayede, çok daha az astım semptomu veya nöbeti geçirerek daha sağlıklı bir yaşam sürebilirsiniz.

Sigara

Evinizde ve etrafınızda sigara içilmesine izin vermeyin, bilhassa yatak odası ve arabanızda.

Duman altı alanlardan uzak durun.

Toz Böcekleri

Toz böcekleri, kumaş ve halılarda yaşayan, gözle görülmeyen hayvancıklardır.

Yatak ve yastığınızı toz geçirmeyen özel bir kılıfla kaplayın.

En az 5 yılda bir eski yastıklarınızı yenileri ile değiştirin.

Yatağınızdaki çarşaf ve yorganları her hafta sıcak suda yıkayın. Suyun ısısı 55 dereceden yüksek olmalıdır (ev tozları bu ısıda ölür).

Yatağınızın tozlanmaması için, gündüzleri tüm yatağı kaplayan bir yatak örtüsü serin. Gece örtüyü başka bir odaya koyun.

Ev Hayvanları

Bazı insanlar tüylü hayvanların derilerinden dökülen maddeler veya kurumuş tükürüğe karşı alerjik olabilmektedir. Eğer sizin için de durum böyle ise;

Hayvanınız varsa ona yeni bir ev bulun veya baştan evinize sokmayın. Bunu yapmak çok zor olabilir. Ama hayvanlara alerjiniz varsa, astımınızı kontrol altına almanın en iyi yolu bu olacaktır.

Evinizde hayvan bulunmasına engel olamıyorsanız hiç olmazsa yatak odanıza sokmayın ve yatak odasının kapısını sürekli kapalı tutun.

Yatak odanızdaki klima mazgallarına filtre taktırmayı deneyin.

Evinizdeki halıları ve varsa mobilyaların üzerine attığınız kumaşları kaldırın. Bu mümkün değilse, hayvanı evde bunların olduğu odalara sokmayın.

Hamamböcekleri
Astımı olan birçok kişi hamam böceklerinin kuru döküntü ve dışkılarına alerjiktir.

Yatak odanızda yiyecek bulundurmayın.

Yiyecek ve çöpü kapalı kutularda bulundurun (gıda maddelerini asla dışarıda bırakmayın).

Tuzaklar ve ilaçlar ile hamamböceklerini yok edin.

Hamam böceklerini öldürmek için sprey kullanıyorsanız, koku geçene kadar o odaya girmeyin.

Ev Küfü

Damlayan musluk, boru ve diğer su kaynaklarını onarın.

Küflü yüzeyleri çamaşır suyu içeren bir temizlik maddesi ile silin.

Küflenmiş banyo perdelerini yıkayın veya yenileyin.

Duman, Kuvvetli Kokular ve Spreyler

Mümkünse odunlu soba, kerosenli ısıtıcı kullanmayın ve şömine yakmayın.

Parfüm, talk pudrası, saç spreyi ve boya gibi kuvvetli koku ve spreylerden uzak durmaya çalışın.

Polen veya Açık Hava Küfleri

Alerji mevsimi süresince aşağıdakileri yapmaya çalışın:

Pencereleri kapalı tutun.

Mümkünse, öğlen ve öğleden sonra saatlerinde evde kalın ve pencereleri kapalı tutun. Polen ve bazı küf tipleri bu saatlerde çok yoğundur.

Hava kirliliği ve polen düzeylerinin (polene alerjiniz varsa) yüksek olduğu zamanlarda açık havada çalışmayın veya başka bir aktivitede bulunmayın

Egzersiz, spor, oyun veya yoğun çalışma gibi aktivitelerde bulunurken astım semptomları yaşıyorsanız doktorunuzla görüşün.

Egzersiz yapmaya başlamadan önce semptomları önlemek amacıyla herhangi bir ilaç alma konusunda doktorunuza danışın.

Soğuk Algınlığı ve Enfeksiyonlar

Soğuk algınlığı ve enfeksiyonlar astımınızı tetikliyorsa, kendinizi hasta hissettiğiniz zamanlarda nasıl bir tedavi planı uygulamanız gerektiği konusunda doktorunuz ile görüşün. Ayrıca aşağıdakileri deneyebilirisiniz:

Grip aşısı olun.

Bol bol dinlenin, dengeli beslenin, düzenli olarak egzersiz yapın, bol sıvı tüketin ve soğuk algınlığı olanlardan uzak durarak sağlıklı kalmaya çalışın.

Hava

Soğuk ve rüzgarlı günlerde ağız ve burnunuzu bir atkıyla kapatın.

Polen ve küf alerjiniz varsa, polen ve küf düzeylerinin yüksek olduğu günlerde sokağa çıkmamaya çalışın (hava raporlarını takip edin)

Astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarında; tuzlu, iyodlu ve kükürtlü sulardan faydalanılır. İleri derecedeki verem, damar sertliği ve kalb hastalıklarında kullanılmaz. Burun, boğaz ve üst solunum yollarında ortaya çıkan bol ifrazatlı iltihaplar ve sinüzitler için yine kaplıcalar şifa dağıtmaktadır. Solunum yolları hastalıklarının hemen hepsine kükürtlü, karbondioksitli ve tuzlu sular etkili olmaktadır.

Burun, boğaz ve üst solunum yollarının tedavisinde termal su banyoları ve inhalasyon banyoları yarar sağlar. Astımlı hastalara da kaplıcalar tedavi edicidir. Astımdan rahatsız olanlara buhar kürleri iyi gelmektedir. Ancak astım hastaları doktor denetiminde tedavi görmelidir.

Kaplıca tedavisindeki temel faktörlerden biri kaplıcanın iklimidir. Bunun için de kabaca orta dağ iklimi dediğimiz 1.500 metrenin üzerindeki yüksekliklerde kurulu kaplıcalar önerilmektedir. Özellikle de bunların çam ormanı olan yerlerde olmasında yarar vardır. Bugün biliyoruz ki 1.500 metrenin üzerinde alerjik rahatsızlıkları olanlar açısından bir çok alerjen bulunmuyor.

Ayrıca da 1.500 metrenin üzerinde akciğer fonksiyonları olumlu etkileniyor. Bu arada su içi egzersizler, banyo uygulamaları ve uygun merkezlerle kombine bir biçimde, astım, bronşial hastalıklar kaplıca kürüyle tedavi edilebiliyor.

İnhalasyonlar

Mineralli su aerosollerinin solunması yoluyla yapılan balneolojik tedavi biçimidir. Aerosoller çapları 0.001-100µm arasında olan partikülleri içeren gaz oluşumlarıdır. “Kuru” (0.1-5 mikron), “nemli” (5 mikrondan büyük) ve “sprey” (20 mikrondan büyük partiküller) olarak sınıflandırılırlar. İnhalasyon uygulamalarında amaç, inhale edilen mineralli su partiküllerinin solunum sisteminin istenilen bölgesine ulaşması, burada depozisyona uğrayarak doğrudan etkili olmasıdır. Depozisyon, partiküllerin taşıyıcı gazdan ayrılarak ortama bırakılmasıdır. Kuru bronş salgıları solunum sistemini olumsuz yönde etkiler. Aerosol tedavisiyle salgı sulanmakta ve öksürükle atılması kolaylaşmaktadır.

İnhalasyonlar, 28-31º C sıcaklıkta, 5-15 dakikalık sürelerle yapılır. Uygulama sırasında sıcaklık yavaş yavaş 28º C’ye düşürülür. İnhalasyon için “inhalatör” adı verilen özel aletler kullanılır. Bazı kaplıcalarda ise toplu inhalasyon için “inhalatoryum” denilen özel salonlar vardır.

Gaz BanyosuGaz banyosu, genellikle karbondioksitle yapılmaktadır. Karbondioksitli sular ile yapılan banyo yöntemi olan karbondioksitli sıvı banyo uygulamalarında, suyun sıcaklığı 33-35 ºC arasında tutulmakta olup banyo süresi 15-20 dakikadır. Banyo sayısı genellikle 3 ila 5 hafta süreyle 15-20 dakika arasındadır. Karbondioksit banyolarında sıklıkla önerilen iki gün üst üste banyo yapılıp, üçüncü gün ara verilmesidir. Bu tür tedavi yöntemi kardiyovasküler sistem hastalıklarında uygulanmaktadır.

Ayrıca, özel kabinde yalnız gaz verilerek yapılan tedavi şekli de vardır. Bu tür uygulamalara da “kuru karbondioksit banyosu” adı verilmektedir. Hasta bu tür tedavi şeklinde özel kabinde karbondioksit buharı içinde oturtulur ve kabindeki gaz ortamının üst düzeyi kişinin koltuk altı seviyesini aşmaz. Gaz ortamının sıcaklığı genellikle 20 ºC’de tutulmakta olup banyo süresi 20-30 dakika arasındadır. Banyodan sonra, hastada görülen ter kurulanır ve hasta yarım saat kadar serin ortamda dinlendirilmektedir. Bu banyo yönteminin avantajı su banyosundaki hidrostatik basıncın etkisinin ortadan kaldırılmasıdır. Bu tür banyolar daha sonra karbondioksitli su banyolarına geçiş için başlangıç tedavisi olarak da kullanılmaktadır.

Solunum Yolu ile Kür (İnhalasyon) Solunum yolu ile kürler, mineralli suyun gerekli teknik gereçlerle endikasyonuna uygun çapta partiküllere bölünüp ortama salınarak solunum yolu ile alınmasıyla yapılmaktadır. Solunum yolu ile kür 28-31 ºC’lik sıcaklıklarda, 5-15 dakikalık sürelerde yapılmaktadır. Bu uygulama sırasında sıcaklık yavaş yavaş 28 ºC’ye kadar düşürülmektedir. Bu tür tedavilerde genellikle bireysel inhalatörler ve inhalasyon oda ve odaları kullanılmaktadır. Bazı kaplıcalarda ise, grup inhalasyonları için inhalatoryum denilen toplu inhalasyon mekânları vardır. Burada sıcaklık 22-25 ºC arasında tutulmaktadır.

Bütün bu sistemlerde mineralli suyun bakteriyolojik kirlenmesini önleyici tedbirler alınmaktadır. Cihazların her bir hastanın kullanımından sonra dezenfeksiyonu için gerekli düzenleme yapılmaktadır.

 

Tagged:

0 yorumlar