Ortopedik Hastalıklar

Ortopedik Hastalıklar

Ortopedik Hastalıklar

Ortopedik Hastalıklar

  Bel ve Boyun Fıtıkları ve Ağrıları

  Artrozlar (Eklem Kireçlenmeleri)

  Diz, Omuz, Kalça Hastalıkları

  Dejeneratif Eklem Hastalıkları

  Siyatik

  Kırık Sonrası Hareket Kısıtlılıkları

  Spor Sakatlanmaları

  Ortopedik Operasyon Sonrası Oluşan Rahatsızlıklar

  • Skolyoz ve Kifoz
  • Kemik Erimesi
  • Tetik Parmak
  • Hallux Valgus
  • Tenisçi Dirseği
  • Topuk Dikeni
  • Tırnak Batması

Osteoartrit Nasıl Bir Hastalıktır?

Osteoartrit (eklem kireçlenmesi) en sık görülen eklem hastalığıdır. Eklem kıkırdağının yapısının bozulması, aşınması, incelmesi ve hatta kaybına neden olur. Ayrıca, eklem kıkırdağının altındaki kemik dokusunda da değişiklikler sonucu kemikte büyümeler ve eklem kenarında çıkıntılar gelişir. Sonuçta osteoartrit eklemlerin normal yapısını bozarak, hareketlerde kısıtlanmaya ve ağrıya neden olan bir hastalıktır.

Osteoartrit Neden Olur?

İki önemli faktör osteoartrit gelişmesinde önemli rol oynamaktadır:
1. Eklemlerin üzerlerine binen yükü dengeli bir şekilde emip dağıtarak, istenen hareketi rahat yapmasını sağlayan eklem kıkırdağı, kemik, bağlar gibi yapılarda doğumsal ya da sonradan gelişen bozukluklar
2. Vücut kilosunda artışta olduğu gibi eklemlerin üzerindeki yüklerin ya da mesleki nedenlere bağlı olarak eklemlerin normal çalışma koşullarının değişmesi.

Osteoartritin Gelişmesini Kolaylaştıran Faktörler Nelerdir?

Yaş. Osteoartrit orta-ileri yaşların hastalığıdır. Kırk yaşından önce görülmesi çok nadirdir. Yaş ilerledikçe hastalık görülme sıklığı artar. Örneğin, yetmiş yaşındaki insanların yaklaşık dörtte üçünde osteoartrit bulguları vardır.

Kalıtım. Bazı ailelerde çok daha sık olarak ve daha erken yaşlarda osteoartrit geliştiği bilinmektedir. Özellikle el parmak eklemlerinde şişlere neden olan ve “nodüllü osteoartrit” diye bilinen türünde kalıtımın katkısı çok belirgindir.

Cinsiyet. Diz ve ellerde görülen osteoartrit kadınlarda daha sık görülür. Kalça eklemi osteoartriti ise kadın ve erkeklerde eşit oranda görülmektedir.

Kilo. Fazla kilo ve şişmanlık eklem üzerine binen yükü artırarak özellikle diz osteoartriti gelişme olasılığını yükseltmektedir. Ayrıca, osteoartriti olan kimselerde kilo artışı şikayetlerin ortaya çıkmasına ya da artmasına neden olabilmektedir.

Eklemlerde yapısal bozukluklar. Eklemlerde doğuştan görülen (örneğin kalça çıkığı, kalça eklemi ile yuvası arasındaki uyumsuzluklar) ya da sonradan kaza, travma, hastalık gibi nedenlerle gelişen yapısal bozukluklar, eklemin işleyişini aksatarak osteoartrit gelişme riskini artırmaktadır.

Eklem hastalıkları. Osteoartrit, eşlik eden başka herhangi bir hastalık olmaksızın görülebileceği gibi, eklemlerde görülen özellikle iltihabi nitelikli hastalıkların eklemde yaptığı yapısal bozukluklara bağlı olarak da gelişebilir (“ikincil osteoartrit”).

Eklemlerin aşırı kullanılması. Mesleki nedenlerle ya da yaşam tarzına bağlı olarak belirli eklemlerin aşırı kullanılması osteoartrit riskini artırmaktadır.

Osteoartrit Hangi Eklemlerde Görülür?

—Osteoartrit en sık diz, kalça, el parmak eklemleri, ayak başparmağı ve omurgada görülür.
—Diz osteoartriti özellikle bayanlarda sıktır ve artan kilo (şişmanlık) ile görülme olasılığı artar. Genellikle her iki dizi etkiler.
—Kalça osteoartriti erkeklerde de kadınlar kadar sık görülür. Doğumsal kalça eklemi uyumsuzlukları, kalça ekleminin edinsel hastalıkları ve belirli meslekler (örneğin çiftçilik) kalça osteoartriti için risk faktörleri arasında sayılmaktadır.
—El parmaklarında, özellikle en uçta bulunan eklemlerde ve baş parmak kökünde görülen osteoartrit, kemik çıkıntılara bağlı olarak eklem şişlerine neden olabilmektedir. Bu nedenle “nodüllü osteoartrit” olarak bilinmektedir. —-Genellikle ilk ortaya çıktıklarında ağrılı, kızarık ve şiş olmakla beraber, bir süre sonra kızarıklık ve ağrı geriler ve genellikle el parmak işlevlerini aksatacak düzeyde şekil ve hareket bozukluğuna neden olmazlar.
—Ayak başparmağında görülen osteoartrit başparmağın dışarı doğru eğrilmesine ve/veya hareketlerinin tama yakın kaybına neden olur. İlk ortaya çıktığında, eldeki nodüller gibi ağrı ve şiş ile birlikte kızarıklık da görülebilir ve yanlışlıkla gut hastalığı geliştiği düşünülebilir.
—Osteoartrit, omurganın en hareketli bölgeleri olan boyun ve belde de görülebilir. Kemik çıkıntıların sinir kanallarını ya da omurilik boşluğunu daraltmasına bağlı olarak şikayetlere neden olabilir.

Osteoartritin Belirtileri Nelerdir?

Hastalar en sık olarak osteoartrit gelişen eklemlerin hareketlerinde kısıtlanma ve ağrıdan yakınırlar. Kemik çıkıntılara bağlı olarak eklem şiş görünebilir. Hareket sırasında eklemde çıtırtılar duyulabilir. Belirtilerin arttığı alevlenme dönemleri olabildiği gibi, uzun süren şikayetsiz dönemler de görülebilir.

Ağrı genellikle hareket sırasında ya da günün ilerleyen saatlerinde görülürken, yakınmalar dinlenmeyle rahatlar. Uzun süren dinlenme sonrası ya da oturur durumdan harekete geçince, hareketlerde kısa süren bir tutukluk olabilir. Bu durum hareket ettikçe dakikalar içerisinde düzelir. Eklem kıkırdağındaki bozukluklar ve aşınma ilerledikçe, istirahat sırasında da ağrı görülebilir ve hareketler günlük yaşam işlevlerini aksatacak düzeyde kısıtlanabilir. Osteoartrit olan ekleme komşu kaslarda zayıflama ve güçsüzlük dikkati çeker. Kaslarda kramplar da görülebilir.

Osteoartrit Tanısı Nasıl Konur?

Belirli eklemlerde gelişen kemik çıkıntılara bağlı şişler, hareket sırasında kısıtlanma ve kaba çıtırtıların (krepitasyon) hissedilmesi hekimin osteoartrit tanısını koymasında oldukça yararlı bulgulardır. Eklemlerin röntgen filmlerinin çekilmesi de, osteoartrit tanısını koyarken çok yardımcı olur. Bununla beraber, röntgen filmlerinde osteoartrit bulgularının olması, mutlaka o eklemde çeşitli yakınmaların olacağı anlamını da taşımaz ya da yakınmaların hangi şiddette olduğunu tahmin ettirmez.

Osteoartrit tanısını koyduran bir kan testi yoktur. Fakat, bazı kan testleri, özellikle vücutta ciddi bir iltihabi cevabın olmadığını gösteren testler, osteoartriti diğer romatizmal hastalıklardan ayırt etmede yardımcı olurlar.

Osteoartrit Nasıl Tedavi Edilir?

Osteoartrit tedavisinin ana amaçları:

ağrıyı gidermek
hareketteki kısıtlanmayı düzeltmek ve günlük yaşam aktivitelerinin sorunsuz yapılmasına yardımcı olmak
ve hastalığın ilerlemesini engellemektir.

Osteoartritin tamamen düzelmesini sağlayan bir tedavi yoktur. Aşınmış olan kıkırdak dokusunu yenilemek mümkün değildir.

Vücut ağırlığının ideal kiloya inmesi, düzenli egzersizlerle ekleme bine yükün azaltılması ve kas gücünün artırılması oldukça yararlı olmaktadır. Günlük işlerin ve önerilen egzersizlerin gün içerisine dengeli bir şekilde dağıtılması çok önemlidir.

Eklem ağrısı için öncelikle basit ağrı kesiciler, bunlara yeterli yanıt olmazsa, kortizon dışı iltihap giderici romatizma ilaçları kullanılmaktadır.

Eklem içinde sıvının arttığı alevlenme dönemlerinde, eklem içine kortizon enjeksiyonları denenebilmektedir. Eklem içine eklem sıvısına benzer özelliklerde sıvıların verilmesinin ya da ağız yoluyla alınan ve kıkırdak içeriğinde bulunan bazı gıda maddelerini içeren ilaçların yararı ise tartışmalıdır. Uygun durumlarda sıcak ve/veya soğuk uygulamaları da ağrı kesici etki sağlamaktadır.

Osteoartrit, eklemde ileri derecede tahribat yaparak kişinin günlük ihtiyaçlarını bile yapamaz hale gelmesine neden olduğunda, bu eklemin cerrahi yöntemler kullanılarak bir protez ile değiştirilmesi gerekebilir. Eklem protezleri (yapay eklemler) hem ağrının ortadan kalkmasını, hem de eklem hareketlerinin belirgin şekilde düzelmesini sağlayabilmektedir.

Romatoid Artrit (Artrit = Eklem iltihabı) en yaygın romatizmal hastalıktır ve daha fazla kadınlarda olmak üzere nüfusun % 0,5 inde görülmektedir. Hastalığın sebebi henüz tam olarak açıklanamamıştır, ancak genetik faktörler ile oto imunite (= bünyenin kendi dokularına karşı çalışması) süreçleri ile bağlantılar mevcuttur. Tipik semptomlar arasında, geceleri ve gündüzleri el parmaklarında, genelde simetrik olarak, oluşan ağrılar ile sabahları bu eklemlerin 15 dakikadan daha fazla tutuk ve uyuşuk olmasıdır. Devamında başka eklemlere de sıçrama gerçekleşir. Eklemler deforme olur. Ender olarak organlara da sıçrar (gözlere, tükürük ve göz yaşı bezlerine, cilde, kalp ve akciğerlere).

Teşhisin konulmasında hastalığın geçmişi ile el ve ayakların röntgen filmleri belirleyici olmaktadır. Laboratuar değerleri sadece fikir vermektedir. Hastalığın sebep olacağı zararları engellemek veya geciktirmek için uygun tedavinin vakit geçirilmeden başlaması önemlidir. Bu tedavi, temel ilaçlar dediğimiz ilaçlarla (özellikle Methotrexat) ve gerekirse iltihap önleyici başka ilaçların kombinasyonu ile yapılmaktadır. Tamamlayıcı olarak fizik tedavi, Ergoterapi, Hasta jimnastiği ve cerrahi tedavi yardımcı olmaktadır.
Tanımlama

Kronik Poliartritis olarak da adlandırılan Romatoid Artrit kronik iltihaplı bir hastalıktır. Bu hastalık ağırlıklı olarak eklemleri etkilemekle birlikte ender de olsa göz ve cilt gibi iç organları da etkileyebilmektedir.
Sıklık

Romatoid Artrit iltihaplı romatizmal hastalıklar içerisinde en sık görülenidir. Almanya’da nüfusun yaklaşık % 0,5’i bu hastalıktan mustarip. Bu hastalığın kadınlarda görülmesi erkeklere göre 3:1 oranında daha fazladır.
Romatoid Artrit her yaştaki insanda, hatta küçük çocuklarda dahi görülebilmektedir. Bununla birlikte hastalık daha çok 35 ile 45 yaş arasında ve 60. yaştan sonra başlamaktadır.
Sebepleri

Romatoid Artritin oluşumuna neyin sebep olduğu konusu halen kesin olarak çözülmüş değil. Ancak muhtemelen hastalığın başlangıç sürecinde imun sistemine (bağışıklık) ait hücreler aktif hale gelerek bir oto imünite sürecinin başlaması ile kendi vücutlarına karşı savaşa geçmektedirler. Bu süreç birkaç adımda gerçekleşmektedir:

Ak yuvarların özel bir şekli olan T-Lenfositleri aktif hale gelir. Belirli yüzey molekülleri ağır Romatoid Artrit hastalarında daha sıklıkta görülmektedir. Bu nedenle genetik bir eğilim muhtemeldir.

Hastalığın oluşumundaki sonraki adımlarda eklem iç zarı (sinovyal zar), bağışıklık sisteminin neredeyse tüm hücreleri ile bağ dokusunun sinovyal hücreleri dahil olmak üzere iltihaplanır. Bu iltihap, hücreler arasında iletişimi sağlayan bağışıklık sisteminin elçi maddeleri, yani Sitokinler tarafından yönetilmektedir. Bir verici hücre etki maddeleri (sitokin) çıkartır. Bu maddeler hedef hücreye ulaşır. Hedef hücrenin hücre zarında reseptörler bulunur. Sitokin molekülleri bu reseptörlere kilit – anahtar misali yanaşabilmektedirler. Böylece hücre içlerine sinyaller gönderilir ve bu sinyaller hedef hücrenin belirli bir cevapta bulunmasına neden olurlar. Romatoid Artritin oluşumunda en önemli sitokinler Tümör Nekrose Faktörü – alpha (TNF – alpha) ve İnterlökin – 1 (IL-1) sayılmaktadır.
Sitokinlerin etkisi ile Sinovyalden yumru şeklinde bir doku oluşur. Pannüs denilen bu doku belli bir süre sonra kıkırdak, kemik, tutucu aparatlar ile söz konusu ekleme ait diğer yapıları bozmaktadır. Bu yıkıcı iltihab sürecinin sorumlusu olarak TNF-alpha görülmektedir. Bu mekanizmayı çözmek için yeni bir tedavi katkısı, TNF-alpha’ nın hedef alınarak antikorlar veya çözünebilir TNF-reseptörleri ile bloke edilmesidir.
Interlökin-1 (IL-1) kıkırdak dokusunun bozulmasını teşvik eder ve kemik yapısını bozan hücreleri, yani Osteoklastları, aktif hale getirir. Bu etki organizmada normal olarak IL-1 reseptör antagonisti IL-1Ra tarafından düzeltilmektedir. IL-1Ra, hücre zarındaki reseptörleri karşıt oyuncular ile, yani Reseptör antagonistleri ile bloke ederek hedef hücrenin cevap (tepki) vermesini engeller. IL-1Ra, reseptörün kilidine uygun ama “kör” bir anahtar sunar. IL-1’ in yanaşabileceği kilitler böylece bloke edilmiş olurlar. Hücre içerisine bir sinyal verilmemiş olur. Hücrenin korkunç cevabı gelmez. Romatoid Artrit hastalığında, yeterli sayıda IL-1 reseptör antagonisti bulunmadığından, bu denge bozulmuştur.

Tipik Belirtiler:

Geceleri ve sabahları eklem ağrıları
Sabahları 15 dakikayı geçen eklem tutulmaları
Eklemlerin şişmesi, tipik olarak parmakların dip ve orta eklemlerinde
Yorgunluk ve takatsizlikle birlikte genel olarak kendini hasta hissetme.
İlk devrelerde bazen sadece az sayıda eklem etkilense de neredeyse her zaman belli bir süre sonra poliartritis dediğimiz vücudun çok sayıda küçük ve büyük ekleminin iltihaplanması gerçekleşir. Bu daha çok el ve parmak eklemlerinde görülür. Baş – boyun eklemi dışında Omurga hemen hemen hiç etkilenmez.

Hastalık seyrinin devamında eklemlerde aşağıda tarif edilen değişiklikler gelişebilir:

Omuz Ağrıları
Genel
Omuz ağrılı hastalarda , ağrının lokal bozukluktanmı, sistemik bir hastalıktanmı yoksa başka yerden mi yansıdığını teşhis etmek gereklidir.Özellikle hastanın mesleğine, kronik hastalıklarına ve genel ruhsal durumuna dikkat edilmelidir.Omuzu tekrarlayan mesleki streslere maruz kalan boyacı, marangoz ve kaynakçılarda, kan dolaşımında bozukluk olan alkolik ve diyabetiklerde sık rastlanır.
Ağrı yapan nedenler
1-Tendinitler
2-Bursitler
3-Adesiv kapsülit
4-Fibrozit sendromu
5-Dejeneratif artrit
6-Travmatik(kırıklar) ve atletik zedelenmeler
7-Pleksus brakiyalis(sinir) yaralanmaları
8-Enfeksiyonlar
9-Tümörler
10-Boyun fıtıkları
11-Romatizmal hastalıklar(Ankilozan spondilit, Romatoid artrit)
12-Gut, diyabet(şeker hastalığı), hiperparatiroidizm
13-İç organ hastalıkları(kalp hastalıkları, safra kesesi hastalıkları)
14-Hastalık veya kalp ameliyatları sonrası kolun uzun süre hareketsiz kalması
15-Periartritik kişilik(Gergin , sıkıntılı ve hafif bir ağrıyı tolere edemeyecek kadar ağrı eşikleri düşük kişiler)
Klinik özellikler
Travma kroner arter hastalığı, kronik akciğer hastalığı, akciğer tümörleri, diyabetes mellitus(şeker hastalığı), servikal spinal bozukluklar(boyun hastalıkları) , uzun süre omuzun inmobilizasyonu(hareketsiz kalması) ve periatritik kişilik(gergin, sıkıntılı ve hafif bir ağrıyı tolere edemeyecek kadar ağrı eşikleri düşük kişiler)
Hasta ağrı nedeniyle uyuyamaz, omuz hareketleri her yöne, özellikle yana açılma kısıtlı ve ağrılıdır.Omuz hareketsiz, sabit bir şekilde tutulursa ağrı kesilir.

Değerlendirme
1- Ateş ve kilo kaybı varsa; ağrı istirahatde artıyorsa Dahiliye uzmanına müracaat ediniz

2- Omuz hareketleri kısıtlıysa Fizik Tedavi Uzmanına müracaat ediniz
Tedavi
Ağrılı dönem

1-Omuz bir askıyla ıstırahata alınmalıdır. Kol vücuda yapışık, el ve ön kol biraz yüksekte tutulmalıdır.

2-Yaklaşık 48 saat omuza buz uygulaması yapılmalıdır.(devamlı veya 3 saat arayla 20 dakika buz uygulaması)

3-Paracetamol veya antienflamatuar grubu ilaçlar kullanılabilinir.

4-Pasif hareket açıklığı egzersizleri yapılmalıdır.

Sağlam kol masa veya benzeri bir yere desteklenir, ağrılı kolla önden-yandan ve dairesel hareketler yapılır. Ortalama 4-5 dakika ve günde 3-4 defa uygulanır.

Az ağrılı dönem

1-Islak sıcak havlu uygulaması(3 saat arayla 20 dakika uygulanacak)

2-EGZERSİZLER

OMUZ HAREKETİNİ ARTIRICI EGZERSİZLER

Ayakta dik durun ve elinize uzunca bir sopa alın.Dirsekleri gergin tutarak ellerinizi yavaşca yukarıya kaldırın ve indirin.Aynı hareketi sopayı kalça arkasında tutarak geriye doğru tekrarleyın. Her iki harekettede dirseklerin düz tutulmasına dikkat edin.

Vücut duvara yan bakacak şekilde ayakta durulur.Parmak uçları duvara temas ettirilir, çıkabildiği en yüksek yere kadar parmaklar hareket ettirilerek, kol en yüksek seviyeye çıkarılır.

Yüz duvara bakacak şekilde ayakta durulur.Parmak uçları duvara temas ettirilir, çıkabildiği en yüksek yere kadar parmaklar hareket ettirilerek, kol en yüksek seviyeye çıkarılır.

OMUZ GÜÇLENDİRME EGZERSİZLERİ

Kol gövdeye bitişik, dirsek dik açıda durarak, sağlam el ile el bileği tutulur, hasta kol dirsekten dışarıya ve içeriye doğru itilir.

Duvara yan durulur: Kol gövdeye bitişik dirsek dik açıda kol duvara doğru itilir.

Kol gövdeye bitişik dirsek dik açıda kol düz olarak geriye doğru itilmeye çalışılır(Omuz hareket ettirilmeden dirsekle duvar itilir.)

Duvara doğru dönülür.Kol gövdeye bitişik dirsek dik açıda yumrukla duvar itilir.

GERME EGZERSİZLERİ
Kollarınız öne doğru uzanmış kısıtlı şekilde yüzüstü yatın ve omuzunuza doğru hafifce dönerek ağırlık verin.
Diz üstü çömelinir, kollar öne doğru düz olarak uzatılır, gövde yere yaklaştırılarak kolun üst iç kısmının gerildiğini hissedilir.Bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Bir sandalyenin arkasına tutulur, bacaklar, düz bir şekilde gövdeden öne doğru eğilinir, kollar düz tutulur, kolun iç yüzünde gerginlik hissedilir, bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Ayakta eller birbirine kenetlenir, gövde sabit dururken öne doğru uzanılarak sırtın gerildiği hissedilir, bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Ayakta kollar düz olarak arkada birleştirilir, kollar geriye doğru uzatılarak gerilir,bu şekilde 10 sayana kadar durulur.
Bir duvar köşesinde, bacaklar hafif ayrık dik durulur.Kollar dik olacak şekilde iki duvara dayanılır, ayaklar yerinden kıpırdamadan öne doğru gidilir,bu şekilde 10 sayana kadar durulur.

AKTİF OMUZ HAREKETLERİ
Sırtüstü yatılır, Kol dirsek ve omuz 90 derecelik açıyla harekete başlanır.Sağlam elle hasta el bileği kavranır, el bileğinden yukarı kaldırılır.
Sırtüstü yatılır.Eller baş üzerinde birleştirilir. Yukarı doğru kaldırılarak ense arkasına geçilir. Dirsekler yere yapıştırılır.

3-Eğitim.Ağrıyı meydana çıkaracak hareketlerden kaçınılmalıdır.

Bel Ağrısı

Bel ağrısı gelişmiş toplumlarda işlevsel yetmezlik ve sakatlık yapan en önemli nedenlerden biri olarak tanınmaktadır                         Tüm dünyada nüfusun %70 ila %90’ının hayatlarının herhangi bir döneminde bel ağrısı geçirdikleri tespit edilmiştir

Bel ağrısı bütün yaş guruplarında %20-30 arasında bir sıklık göstermekte ve ağrıya en çok 40-50 yaş grubunda rastlanmaktadır Bu sendrom gelişmiş toplumlarda kronik hastalık tedavisi açısından kalp hastalıklarından sonra ikinci sırayı almakta ve cerrahi tedavi yapılan hastalıklar arasında beşinci sırada bulunmaktadır

Bel ağrısının önemi özellikle sanayi kesiminde ve çalışan toplumda ortaya çıkmaktadır Ağrı nedeniyle iş günü ve işgücü kaybı, tanı, tedavi ve tazminat maliyeti toplamı ABD gibi ülkelerde yılda 16-20 milyar dolara varmaktadır Bütün bu ciddi verilere rağmen, özellikle mekanik bel ağrısı, tümör, enfeksiyon, romatizmal hastalıklar gibi nedenlere bağlı olmayan bel ağrısı esasta selim bir sendromdur Bel ağrısı geçirenlerin %70-85’i ilk akut ataktan sonra, herhangi bir tedaviye gerek kalmadan iyileşebilmektedir

Buna karşın akut bel ağrı atağı geçirenlerin %38’inde bir yıl içinde ikinci atak ve kronik bel ağrısı olanların %81’inde aynı yıl içinde akut atak gelişmektedir Burada önemli olan bel ağrısının ilk akut atağından korunmadır ve aynı derecede önemli olan ilk atağı geçirenlerin ikincisini önlemeyi öğrenmeleridir Çünkü tekrarlarla ağrı sonunda kronikleşir ve hasta kronik ağrının tüm bulgularını gösteren bir bel sakatı haline gelir

Bel ağrısını önleme ve koruma bir bilgilendirme ve eğitim işidir Kişilerin bellerini tanımaları, belin hangi hareketle ne kadar zorlanacağını bilmeleri, bel ağrısına yol açan risk faktörlerini, egzersizlerin ağrıda nasıl etkili olduklarını, günlük yaşamda ağrıdan nasıl korunabileceğini öğrenmeleri, uzun vadede ise bel ağrısına rağmen günlük yaşama nasıl devam edilebileceğini ve ağrı ile baş edebilme yeteneklerinin nasıl geliştirileceğini anlamaları gereklidir Bel ağrısı geçirmiş olanlara bu tür eğitimi veren bel okulları 1970’li yıllarda ilk defa İsveç’te kurulmuştur

Bel ağrısından korunmada birinci basamak bel ağrısına yol açabilecek risk faktörlerinin ortadan kaldırılması veya en alt düzeye indirilmesidir

BEL FITIĞI

Sırtımızda hemen hemen boyun bölgesinden başlayıp kalçamızdan daha aşağıya kadar uzanan ve omurilik kanalını oluşturan 31 adet omur vardır. Bu omurlardan beş tanesi fıtıklaştığı zaman sorunlar yaşanan bel bölgesinde bulunur. Bu omur kemiklerinin arasında hareketi kolaylaştıran, omurganın dayanıklı olmasını sağlayan ve darbelere karşı koruyucu görev yapan disk şeklinde özel bir bağ dokusu bulunur.

Bu disk iç ve dış tabaka olmak üzere iki kısımdan oluşur. Dıştaki tabakanın yapısı bozulunca içte bulunan yumuşak tabaka dışarıya doğru taşar. Bu taşan (fıtıklaşan) kısım omurilik kanalındaki sinirlere baskı yapar ve bu sinirleri sıkıştırır. Bazen de bu fıtıklaşan bölgeden kimyasal maddeler salgılanır ve ağrı hissedilir. Bu şekilde ortaya çıkan hastalığa bel fıtığı denir.

Boyun ağrıları neden oluşuyor?
Özellikle çalışan kesimi etkisi altına alan boyun ağrıları her yaş grubunda karşılaşılan önemli bir sorun. Her üç kişiden biri, hayatı boyunca en az bir kez boyun ağrısından yakınıyor. Boyun ağrıları boyun omurgasını oluşturan omur ismi verilen kemiklerin, eklemlerin, omurların arasında yer alan disklerin ve omurga çevresindeki kas ile bağların bozulması sonucu gelişiyor. Modern yaşamın getirdiği olumsuzluklardan biri olan boyun ağrılarına boyun fıtığı, disk dejenerasyonu, boyun omurgasında kireçlenme, miyofasyal ağrı sendromları, romatizma, osteoporoz, kötü duruş ve boynu kötü kullanma ile tekrarlayan strese bağlı zedelenme gibi pek çok neden yol açıyor. Boyun ağrılarının en önemli sebebi ise boyun fıtıkları.

Boyun fıtığı nedir?
Boynumuz yedi adet boyun omurundan oluşuyor. Omurlarımızın arasında da hareket edebilmemizi sağlayan diskler yer alıyor. Disk ismi verilen bu yapı içerdiği su ve kollajen yapı sayesinde omurga üzerine binen yükü absorbe ediyor. Aynı zamanda iki kemik dokunun birbirine temas etmesini engelliyor. Yaş ilerledikçe veya travmalar sonrasında disk dokusu suyunu kaybedip daha sert ve hareketi kısıtlı hale geliyor. Vücudumuzun yükünü taşıyan bu disk dokusu dejenere olduğu zaman hastalık ortaya çıkıyor. Diskin dış kısmındaki daha sert olan yapıdaki küçük yırtıklardan içteki yumuşak olan kısım dışarı çıkıyor. Bazen omur yapısı bozulduğu için omurlar üzerinde küçük kemik çıkıntıları ortaya çıkıyor. İçteki yumuşak yapının veya kemiklerin etraf dokulara baskı yapması sonucu ortaya çıkan tabloya “boyun fıtığı” deniliyor..

Tagged:

0 yorumlar