Kür Merkezi

Kür Merkezi

Kür Merkezi

Kür Merkezi

Doğal tedavinin çıkış noktası 5 elemente dayanıyor. Toprak, su, metal, ateş, hava. Bu 5 elementten biri olan su ise doğal tedavinin temel ayaklarından birini oluşturuyor. Şifalı kaplıcaların bazı tedavilerde başarılı olması bunun en büyük kanıtı…

Geleneksel Doğu Çin anlayışında 5 elementten havanın yerine bazen ağaç konulur. Çünkü hava zaten olmak zorundadır. Bunlar birbirlerini saat kadranının her iki doğrultusunda etkiler.

Doğal tedavi; Türkiye’de halkımızın çok ihtiyaç duyduğu, ihtiyaç duyduğu kadar bilgilendirme konusunda da eksik kalınan bir konu.

Doğal tedavi nedir? Kaplıca nedir? Kür merkezi nedir? Bunlar niye yapılır, kür merkezine niye gidilir, kaplıcaya niye gidilir? Kim gider? Yalnız hastalar mı gider, sağlıklılar da gider mi? Nasıldır? Bunların tanımı nedir, yani bir kaplıca nedir? Ne işe yarar, ne işe yaramaz?

Su olmadan toprak olmaz, toprak olmadan ateş olmaz, ateş olmadan metal olmaz, metal olmadan su olmaz, ağaç olmadan bunların hiçbiri olmaz gibi. Çıkış noktamız budur. Kür merkezinin bin bir türlü tarifinden biri şu olsun: Bu 5 elementin insan sağlığına sunulduğu yerlere kür merkezi denilir.”

5 elementten en önemlisi su

Su hem arıtıcıdır hem de arıdır. Su eğer sıcaksa ve mineralliyse kaplıca suyudur. Ancak 80-90 derecede sular da vardır, bunlar kaplıca suyu değildir. Bunlar jeotermal enerjide işe yarayan ama tıpta işe yaramayan sıcak kaynar sulardır. Bir su vücut ısısına ne kadar yakınsa o kadar iyidir.

Mineral yoğunluğu ise 1 litrede en az 1 gr. olmalıdır. Bunlara mineralli sular adı verilir. Sıcaklığından dolayı termo denilir. Sıcak mineralli sulara termo mineralli su, yani kaplıca suyu olarak adlandırılır.

Osteoporoza karşı kalsiyumlu su

Suyun sıcaklığı ve mineralinden bahsettik, bir de suyun içilmesi var. Türkiye’de 30 civarında içmece vardır. İçindeki minerale göre faydalıdır. Suyun içerisindeki mineraller, örneğin kalsiyumdur.

Kemik erimesi diye tabir edilen osteoporoza karşı en iyi tedbir, kalsiyumlu su içmektir. Eğer yanında silisyum dioksit yoksa kalsiyumu ağızdan aldığınızda aşağıdan çıkar. Hiçbir yararı olmaz.

Kaplıca suyunda 84 mg silisyum dioksit bulunur. Bu silisyum dioksit hem hücre yenilenmesini sağlar hem de antiseptik etkileriyle içildiği zaman mideyi, bağırsağı temizleyen, banyo yapıldığı zaman sülfatlarla birlikte ortak etkileşime girerek ağrılara iyi gelen, kalsiyumlu suysa bununla beraber kemik erimesine iyi gelen, magnezyumlu suysa gerginliğe, sinirlere iyi gelen, uykusuzluğa iyi gelen içindeki iyotla beraber guatra iyi gelen, bikarbonatla beraber sindirim kanalı hastalıklarına iyi gelen özellikleri vardır.

Suyun mekanik etkileri

Suyun bir de mekanik etkileri vardır. Bu mekanik etkileriyle birçok refleks sonuca varabiliyoruz. Kolon hidroterapi; kalın bağırsak su banyosu diye bir uygulamadır. İnsanoğlu var olduğundan beri kalın bağırsak su banyosu yapılmaktadır.

Mısır papirüslerinde bile bununla ilgili kayıtlara rastlanmıştır. Kalın bağırsak, vücudun bağışıklık sisteminden sorumlu olan, lenf bezlerinin büyük oranda yerleştiği organdır.

Kolon hidroterapi; kaplıca suyu kalın bağırsağa verilerek, yaklaşık 45 dakika içerisinde yıllarca bağırsakta yer etmiş, kireçleşmiş, yapışmış, sertleşmiş artıkları arındırma işlemidir. Bu artıklar haberiniz bile olmadan depresyona, hazımsızlığa, sıkıntıya, kemik erimesine, A’dan Z’ye birçok hastalığa yol açıyor.

Dünya’da   Sağlık ve Termal Turizm
Bir doğal tedavi unsuru olan suyun ve özelliklede termal suların aynı     zamanda zindelik ve rekreatif amaçlı olarak insanın kendisini yenilemesi ve     eğlence amacıyla kullanılması Dünyada ve Avrupa’da günümüzde çok önem     kazanmıştır. İdari ve ticari karar alma merkezi konumundaki büyük şehirler     ve başkentlerde mutlaka büyük ölçekli SPA’lar bulunmakta ve bu kentlerin     özellikle iş-toplantı amaçlı turizmine (MICE turizmine) büyük katkı     sağlamakta ve bu alandaki yatırımlar giderek artmaktadır.Günümüzde SPA & Wellness yada sağlıklı yaşam-zindelik tesisi, kaplıca,     içmece, termal tesis, termal kür merkezi, oteli, rehabilitasyon, sağlık ve     güzellik merkezi v.b gibi çok çeşitli adlar altında faaliyet gösteren     tesislerin dünyada giderek çoğalmaya başlaması bu alana olan ilginin ve     talebin artmasının bir sonucudur. Bu tür tesislere olan talebin artması     aslında bu sektörün (Sağlık ve Termal Turizmin) yediden yetmişe, sağlıklı     olsun olmasın herkesime hitap edebiliyor ve bir farklılık yaratabiliyor     olmasına bağlanabilir.Bu tür tesisler tek başına bir çekim unsuru olarak yapılabildiği gibi     örneğin klasik tarzda yapılmış bir konaklama tesisine sonradan eklendiğinde     de o tesisi daha zenginleştirmekte, farklı kılmakta ve daha çekici hale     getirebilmektedir. Bugün bünyesinde suyla ilgili (spa, hamam, kür, güzellik     merkezi vb) ünitesi olmayan ferdi tesisler artık neredeyse hiç tercih     edilmemektedir. Daha fazla yaratıcılık içeren ve müşteriye çeşitlilik sunan     bu tür tesislere ilgi daha fazla olmaktadır.

Diğer taraftan suyla, özelliklede termal (sıcak mineralli) sular ile     yaratılan seyahat ve konaklama imkanları, hazırdaki bir ürünü (doğayı,     denizi vs) kullanan klasik seyahat ve konaklama konseptininde artık önüne     geçmeye başlamıştır. Dünyada pek çok merkez (Karlovy Vary, Baden Baden,     Evian-Les-Bains vb) uzunca bir zamandan bu yana kendisini termal, SPA     merkezi/destinasyonu olarak pazarlamaktadır. Buna son zamanlarda deniz     suyunun kullanıldığı Talassoterapi destinasyonlarını da eklemek mümkündür.     Ülkemizde de çok eskilerde planlaması yapılan Gönen, Kızılcahamam vb bir     çok kaplıca destinasyonları oluşmuş ancak ne yazık ki çarpık yapılaşma ve     şehirleşme sonucunda dünya örneklerinde gördüğümüz gibi uluslararası bir     markalaşma sağlanamamıştır. Bunda ekonomik, teknik, idari pek çok sorunun     rol oynadığı söylenebilir.

2000’li yıllarda nüfusunun % 17’si 65 yaşın üzerinde olan Avrupa’da bu     oranın 2025 yılında % 20’ye yükseleceği tahmin edilmektedir. Özellikle alım     gücü çok yüksek olan 3. kuşak olarak tabir edilen 50 yaş ve üstü insanlar,     sağlıkta önleyici tedavi ve zinde kalma arzusu ile sürekli artan yüksek     kaliteli wellness olanaklarına yönelik talep oluşturmaktadır.

Gerek tedavi gerekse zinde kalma ihtiyacında yaşlanan Avrupa nüfusunun daha     fazla termal kür gereksinimini ortaya çıkarmaktadır. İklim avantajları     nedeniyle özellikle romatizmal hastalıkların görüldüğü Kuzey Avrupa ve     İskandinav ülkelerinde bu talep daha yoğunlukla hissedilmektedir. Türkiye     iklim, kültür ve tecrübe avantajları ile bu ülkeler için çok çekici     konumdadır. Diğer taraftan coğrafi yakınlık faktörü de göz önünde     bulundurulduğunda Ortadoğu ülkeleri için de Türkiye önemli bir termal     destinasyon ülkesi olabilecek konumdadır.

Gelişmiş ülkelerde sağlık giderlerinin fazla olması nedeniyle hastaların     tedavi hizmetlerini azaltmaya yönelik olarak sağlık hizmetlerini daha düşük     maliyetli ülkelerden temin etme eğilimi artmaktadır. İsveç, Norveç ve     Danimarka’dan sonra Almanya ve Hollanda’daki bazı özel sigorta     şirketlerinin de termal tedavileri için Türkiye’ye göndereceği hastalarının     masraflarını karşılama kararı almaları ülkemiz termal turizmi açısından     önemli bir pazar payı oluşturmaktadır.

Ülkemiz çok zengin jeotermal potansiyele ve tedavi edici özeliği yüksek     termal sulara sahip olmasına rağmen kür parkı, kür merkezi ve konaklama     tesisi bütünlüğü sağlayan tesislerin nicelik ve nitelik yönünden     yetersizliği, uluslar arası standartlarda ve akredite olmuş termal     tesislere sahip termal kent niteliğindeki destinasyonların oluşturulamaması     nedenleriyle Avrupa ülkeleri ile rekabet ortamı sağlanamamıştır.

Dünya’da Termal Turizm amaçlı olarak Almanya ve Macaristan’a 10 Milyon     kişi, Rusya’ya 8 Milyon kişi, Fransa’ya yaklaşık 700 Bin, İsviçre’ye 800     Bin ve İspanya’ya 400 Bin kişi, Japonya’nın ise sadece Beppu şehrine 12-13     Milyon kişi termal turizm amaçlı olarak seyahat ettiği göz önünde     bulundurulduğunda ülkemiz kür parkı, kür merkezi ve konaklama tesisi     bütünlüğü sağlayan tesislerin nicelik ve nitelik yönünden yetersizliği,     uluslararası standartlarda termal tesislere sahip ve termal kent     niteliğindeki destinasyonların oluşturulamaması nedenleriyle Dünya ve     Avrupa ülkeleri ile rekabet ortamı sağlanamamıştır.

Bu nedenlerle dünyada giderek büyüyen termal turizmi pastasındaki     Türkiye’nin payının ve rekabet gücünün artırılması amaçlanmaktadır.

Termal turizm Avrupa ülkelerinden Almanya’da önemli sektör haline gelmiştir. 263 adet resmi belgeli termal merkez bulunan Almanya’da tesislerin toplam yatak kapasitesi 750.000’dir. Almanya’nın Stuttgart kentinde bulunan Das Leuze Kaplıca ve Rekreasyon Tesislerini yaz aylarında günde 8000 kişi ziyaret etmektedir. Bu rakam, yıllık ortalama 3000 kişi/gün olmaktadır. Hekim teşhisi ve raporu olması şartıyla, kaplıca tedavilerinin hem özel hem de kamu sağlık sigorta şirketleri tarafından tam veya kısmen karşılandığı ülkelerden biridir.

Çek Cumhuriyeti ve Slovakya‘da son yıllarda çok gelişmiş tedavi edici kaplıca merkezleri kurulmuştur. İki ülkede 60 tedavi edici termal merkezi bulunmakta olup senede 500.000’e yakın hastaya tedavi hizmetleri verilmektedir. Hekim raporu olması kaydıyla, sigorta şirketleri tedavi masraflarını tam veya kısmen karşılamaktadır. Ayrıca, Fransa’da 104, İspanya’da 128 adet ve İtalya’da ise 360 civarında termal tesis bulunmaktadır. Rusya’da çok sayıda kür merkezi bulunmakta olduğu ve yılda 8 milyon turistin geldiği belirtilmektedir

Japonya‘da 1500 adet kaplıcada 100 milyon geceleme kapasiteli termal turizm yapılmaktadır. Beppu’da 1000 litre/saniye jeotermal su termal turizm amaçlı kullanılmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Arkansas eyaletinde ise 55 bin kişinin yararlanacağı termal tesislerin yapılmış olduğu, Hawai’de turizmi 12 aya yaymak için termal sulardan yararlanılarak yeni kurulan tesisler ile termal turizm ağırlıklı uygulamalara başladığı bilinmektedir.

  • Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kür Merkezinde, deneyimli doktor, hidroterapist ve diğer yardımcı sağlık ekibinden oluşan profesyonel bir kadroyla,
  • Eklem Kireçlenmeleri – Eklem hastalıkları
  • Romatizmal Hastalıklar (Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit, Psoriatik Artrit, Kollajen doku hastalıkları…)
  • Romatizmal Kas ve Yumuşak Doku Hastalıkları (Fibromiyalji, Myofasial ağrı sendromu, Tendinit, Bursit,Epikondilit…)
  • Bel-Boyun Fıtık ve Ağrıları
  • Spor Sakatlıkları ve Rehabilitasyonu
  • Kemik-Metabolizma Hastalıkları (Osteporoz, Paget Hastalığı, Gut vb.)
  • Ortopedik ve Nörolojik Rehabilitasyon (Kırıklar, Felçler, MS, CP, Parkinson…)
  • Motivasyon ve Kondüsyon Artırma Egzersiz Programları
  • Yaşlılarda egzersiz programları (Geriatrik Rehabilitasyon)
    • Kaplıca Kür Merkezi: Kaplıca ortamında kurulu konaklama imkanlarından yararlanılan, hastaların uzman doktor tarafından düzenlenen ve kontrol edilen bir kür programı çerçevesinde açık kür denilen ve hastaların ayakta kaplıca tedavisi gördükleri tesistir.
    • Kaplıca Kür Kliniği: Klinik tarzında düzenlenip inşa edilmiş, kaplıca tedavisi endikasyonu konulmuş hastaların uzman doktor tarafından kapalı kür denilen ve hastaların yatırılarak kaplıca kürü uygulandığı tesistir.
    • Kür kliniği, tıbbi değerlendirme kurulu raporuna uygun olarak sadece belirli hastaların ve hastalıkların tedavisinde hizmet verecek spesifik kür kliniği olarak değerlendirilebilir

Kaplıca Kür Oteli: Kaplıca tedavisi endikasyonu konmuş hastaların ve/veya sağlık amaçlı kür görenlerin konakladığı, uzman doktor kontrolünde kaplıca uygulamaları görmelerini sağlayan ve denetlenen tedavi bölümlerini ihtiva eden otel tipi tesistir. Otel bölümü, Turizm Tesisleri Yönetmeliğine uygun olarak yapılır.

a) Balneoterapi: Banyo kürleri, içme kürleri, inhalasyon kürleri, peloidoterapi ve diğer balneoterapi yöntemleri,

b) Klimaterapi (İklim Tedavisi): Açık hava banyoları, arazi kürleri, helioterapi ve diğer klimaterapi yöntemleri,

c) Balneoklimaterapi: Balneoterapi ve klimaterapi yöntemlerinin bir arada kullanıldığı yöntem,

d) Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon: Elektroterapi, egzersiz tedavileri, ergoterapi, masaj ve diğer yöntemler,

e) Medikal Tedavi: Kaplıca tedavisi sırasında hastaya lokal veya sistemik olarak uygulanan ilaç tedavisi yöntemi,

f) Psikoterapi ve Diğer Psikiyatrik Yöntemler,

g) Destek Uygulamalar: Sağlık eğitimi, diyet uygulamaları, günlük yaşam aktivitelerinin düzenlenmesi, davranış değişikliği eğitimleri ve psikolojik destek yöntemi.

Balneoterapi bölümü, tıbbi değerlendirme kurulunun önerileri doğrultusunda oluşturulur. Bu bölümde uygulanacak olan balneoterapi yöntemlerine uygun olarak gerekli birimler yer alır.

Banyo uygulama birimleri;

a) Termal tedavi havuz/havuzları,

b) Sıra banyoları (küvetler),

c) Lokal banyo aygıtları (ekstremite, oturma banyoları vb.),

d) Tedavi duşları,

e) Egzersiz havuzu,

İçme kürü birimleri; en az bir tane içme kür mekanı (suyun hijyenik şekilde kullanıma verildiği çeşme veya çeşmelerle ilgili donanım ve bardak gibi sarf malzemeleri), uygun dinlenme mekanları,

İnhalasyon kür birimleri;

a) Bireysel inhalatörler,

b) İnhalasyon oda veya odaları,

c) Toplu inhalasyon mekanları (inhalatoryum),

Peloidoterapi birimleri;

a) Peloid hazırlama birimi,

b) Peloid banyo küvetleri,

c) Peloid paket uygulamaları için odalar,

Talassoterapi birimleri;

a) Banyo uygulamaları için gerekli koşullara ek olarak doğal solaryum mekanları,

b) Deniz suyunun ısıtılarak kullanılması söz konusu ise suyun niteliğinin bozulmadan ısıtılması için kullanılacak donanımın yerleştirildiği mekanlar,

Gaz banyosu birimleri;

a) Gaz banyosu kabinleri,

b) Radon gazı inhalasyon ortamlarıdır.

Bu birimler tıbbi değerlendirme kurulunun verdiği endikasyonlara göre projelendirilip kurulabilir; burada yer almayan diğer birimler tıbbi değerlendirme kurulunun belirleyeceği esaslar doğrultusunda kurulur.

Kaplıca tesislerinde doğal tedavi unsurları ile etkileşimde bulunan tedavi küvetleri, havuzlar, peloid uygulama yerleri gibi mekanların tümü su ile etkileşimi olmayan, kolay temizlenip dezenfekte edilebilen, dezenfektan maddelerle bozulmaya uğramayan malzemeler kullanılarak yapılır.

Bütün tedavi birimlerinde tek başına tedavi alan hastalarda acil durum ihbarı yapacak ışıklı ve/veya sesli uyarı sistemleri kurulur.

Tedavi havuzu birimi: Havuz, soyunma-giyinme dolapları, duş ve dinlenme mekanlarından oluşur. Havuzun boyutları kullanıcı kapasitesine göre belirlenir. Havuz zemin alanı kişi başına en az üç metrekare olacak şekilde düzenlenir. Havuzun derinliği en fazla net 150 santimetre olmalıdır. Havuz içine inen dolgu basamaklı merdiven bulunur, ayrıca merdiven kenarına ve havuz iç duvarına tutunma kolları yapılır. Gerekirse havuz içine hasta indirmeye yarayan sabit veya hareketli bir sistem kurulur. Havuzlarda su taşırma ve tahliyesini sağlayan sistemlerin bulunması zorunludur. Havuz çevresinde devamlı su değişimini sağlayan su taşırma olukları yer alır. Havuz suyu kullanıcı başına saatte 1500 mililitre yenilenecek biçimde havuza verilir. Havuza girmeden duş ve ayak dezenfeksiyon kanalından geçilmesi sağlanır. Havuzun doldurulmasında, havuz içinde hareketsiz su bölgelerinin oluşmasını önleyecek şekilde bir doldurma ve taşırma sistemi kullanılır.

Sıra banyoları birimi: Banyo odasının alanı en az net 5 metrekare olmalıdır. Banyo odasında ortaya çıkacak su buharı ile karbondioksitli veya kükürtlü su kullanılıyor ise ortama salınacak gazların banyo odasından tahliyesi için yeterli havalandırma düzeneği bulunmalıdır. Banyo odasında sadece tedavi amacına uygun banyo küveti ve donanımı yer alır, tuvalet bulunmaz.

Tedavide, karbondioksitli veya kükürtlü su kullanılıyor ise bu tür suların tedavide kullanımı için özel olarak tasarlanmış küvetler kullanılır.

Küvetlerde kullanılan su her hastadan sonra değiştirilir, usulüne uygun küvet temizliğinin yapılmasının ardından bir sonraki hastanın kullanımına sunulur.

İçme kürü birimi: İçme kürü için ayrılan mekanların büyüklüğü, kürden yararlanan hastaların sayısına göre belirlenir. İçmede; her hasta için ayrı tek kullanımlık, tercihen kağıt bardaklar kullanılır, kullanılan suya dezenfeksiyon amaçlı bir katkı maddesi eklenemez, kullanılacak su, içme yerine hijyenik koşullara dikkat edilerek doğrudan kaynaktan ve bekletilmeden ulaştırılır.

d) Peloidoterapi birimleri: Peloidler (çamur) tedavide kullanılmadan önce peloid hazırlama biriminde içindeki yabancı maddelerden arındırma, sterilizasyon, homojenizasyon işlemlerinden geçirilir. Peloid hazırlama birimi peloidoterapinin uygulandığı mekandan ayrı, ancak bağlantılı bir mekanda kurulur. Peloidoterapi uygulamasının yapıldığı odalarda uygulamadan çıkan hastaların yıkanması için duş bulunur.

Peloidler, turba hariç, tedavide bir kez kullanılır. Bir kez kullanılan turba, ayrı bir yerde beş yıllık olgunlaşma süresini tamamlamak üzere usulüne uygun şekilde depolanır. Depolanan turba olgunlaşma süresini tamamladıktan sonra yeniden kullanılabilir. Diğer çamurlar kullanıldıktan sonra çevre kirliliği yaratmayacak şekilde usulüne ve tekniğine uygun şekilde işletmeci tarafından bertaraf edilir.

e) İnhalasyon birimleri: Bireysel inhalatörlerin bulunduğu inhalasyon salonu ile oda inhalasyonu için bir veya birkaç kişinin tedaviye alınabileceği, inhalasyonda kullanılacak mineralli suyu endikasyonuna uygun çapta partiküllere bölüp ortama salmak için gerekli teknik gereçlerle donatılmış odalar bulunur.

Gaz banyosu birimleri: Tıbbi değerlendirme kurulunun önerileri doğrultusunda insan sağlığını koruyacak gerekli önlemler alınarak, uygun teknoloji kullanılarak kurulur ve denetlenir.

Bütün bu sistemlerde mineralli suyun bakteriyolojik kirlenmesini önleyici tedbirler alınır. Cihazların her bir hastanın kullanımından sonrası dezenfeksiyonu için gerekli düzenleme yapılır.

Fizik Tedavi ve/veya Rehabilitasyon Birimleri

Kaplıca tesisinde bulunan fizik tedavi ve/veya rehabilitasyon birimleri aşağıdaki özellikleri taşımalıdır. Fizik tedavi ve/veya rehabilitasyon biriminde soyunma-giyinme dolapları, duşlar, tuvalet ve dinlenme mekanları bulunur.

a) Egzersiz birimi; en az 50 metrekarelik bir alan, toplu egzersizler ve aletli egzersizler için düzenlenir.

b) Masaj birimi; tek oda veya kabinlerin zemin alanı en az 5 metrekare olmalıdır.

c) Fizik tedavi birimi; tek oda veya kabinlerin zemin alanı en az 5 metrekare olmalıdır

Hidroterapi birimi (rehabilitasyon havuzu birimi); en az 2.5 x 2.5 metrekare alan ve en derin yeri 150 santimetre derinlik boyutlarında havuzlardan oluşmalıdır. Havuzlarda kullanılan su her hastadan sonra değiştirilir, usulüne uygun havuz temizliliğinin yapılmasının ardından bir sonraki hastanın kullanımına sunulur. Rehabilitasyon havuzlarında karbondioksitli ve kükürtlü sular kullanılmaz.

Kaplıcalarda banyo, içme, inhalasyon, iklim ve çamur gibi doğal unsurlarla yapılan tedaviler, tıbbi ekoloji ve hidroklimatoloji uzmanı tarafından programlanır ve denetlenir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı tarafından programlanır ve denetlenir. Hastaların kür başı ve kür sonu tedavi etkinliği değerlendirilmesi ile kür içi komplikasyonların izlenmesi tıbbi ekoloji ve hidroklimatoloji uzmanı tarafından yapılır.

 

Tagged:

0 yorumlar