Kaplıcanın Faydaları

Kaplıcanın Faydaları

Kaplıcanın Faydaları

Kaplıcanın Faydaları

  • Böbrek ve idrar yolları hastalıkları: Kronik ve ödemsiz böbrek iltihabları, mesane iltihabı, idrar taşlarıyla ilgili hastalıklarda; karbonatlı, hidrokarbonatlı sulardan faydalanılır. Bu suların prostata iyi geldiği tespit edilmiştir.
  • Deri Hastalıkları: Bütün deri hastalıklarında; tuzlu, kükürtlü ve çamurlu sulardan faydalanılır.
  • Hormonel hastalıklar: Bu hastalıklara, radio-aktiviteli Sular iyi gelir.
  • Göz Hastalıkları: Kükürtlü ve iyotlu sulardan faydalanılır.
  • kadın hastalıkları: Bu konuda doktor tavsiyesi olmadan kaplıca tedavisi uygulanması doğru olmaz. Ateşli kadın hastalıklarında ve hamile kadınlarda kaplıca tedavisi son derece dikkatli ve mutlaka hekim gözetiminde yapılmasında fayda vardır. Bunların dışında Aybaşı bozuklukları, kronik rahim hastalıklarında; kükürtlü, çamurlu ve radio-aktiviteli sulardan faydalanılır.
  • Kalp ve kan dolaşımı hastalıkları: İleri derecede kalp, kan dolaşımı ve damar sertliği de kaplıca tedavisi uygulanmaz. Diğerleri için tuzlu, iyotlu ve radio-aktiviteli sulardan faydalanılır.
  • Mide ve bağırsak hastalıkları: Ağır mide nezlesi, mide tümörü, sifilitik gastrit ve pilor daralmalarında kaplıcalardan faydalanılmaz. Kronik gastrit, kronik bağırsak nezlesi, bağırsak gazları, hazımsızlık ve kronik kabızlıklarda ise; hidrokarbonatlı, sülfatlı sulardan faydalanılır.
  • Romatizmal hastalıklar: Akut ve ateşli romatizmada, kaplıca tedavisi uygulanmaz. Kronik romatizmada ise; tuzlu, karbonatlı, sülfatlı, kükürtlü, radio-aktiviteli ve çamurlu sulardan faydalanılır.
  • Safra kesesi ve Karaciğer hastalıkları: Safra kesesi, karaciğer, pankreas hastalıklarında; karbonatlı, hidrokarbonatlı ve sülfatlı sulardan faydalanılır. İleri safhadaki Siroz’da kullanılmaz.
  • Sinir sistemi hastalıkları: Siyatik, lumbago, nevralji, nevrasteni, psikasteni ve nevroz gibi sinir hastalıklarında; tuzlu, çamurlu ve radio-aktiviteli sulardan faydalanılır.
  • Solunum yolu hastalıkları: Astım, bronşit gibi solunum yolu hastalıklarında; tuzlu, iyotlu ve kükürtlü sulardan faydalanılır. İleri derecedeki verem, damar sertliği ve kalp hastalıklarında kullanılmaz.
  • Şeker hastalığı: Sodyum bikarbonatlı sulardan faydalanılır.

Kaplıca, sıcak yeraltı sularından yararlanmak için yeryüzüne çıktıkları kaynakların çevresine kurulan hamam görünümündeki tesislere verilen isimdir. İnsan sağlığı açısından yararlı olduğu, bazı hastalıkları iyileştirici özelliği bulunduğu bilinen kaplıcalar, turizm açısından da önem taşırlar.
• Solunum Sistemi Hastalıkları
Astma bronşiyal, Aronik bronşit, Alerjik üst solunum yolu hastalıkları, Pnömokonyoz’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok klimaterapi uygulanmaktadır.
• Cilt Hastalıkları
Egzema, Akne, Psöriasis, Nörodermit, Kronik rezidüel ürtiker.
• Kas- İskelet Sistemi Hastalıkları
Dejeneratif eklem hastalıkları(Kireçlenmeler), Yumuşak doku romatizmaları, Bazı inflamatuar romatizmal hastalıklar (örneğin Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit), Ortopedik girişimler sonrası, Travmalar sonrası’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürleri uygulanmaktadır.
• Kalp-Dolaşım Sistemi Hastalıkları
Kompanse kalp yetmezliği, Fonksiyonel dolaşım bozukluğu, Esansiyel hipertansiyon, Varisler, Periferik arter hastalıkları, Esansiyel hipontansiyon (özellikle ortostatik)’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo ve iklim kürleri uygulanmaktadır.
• Mide-Bağırsak- Metabolizma Hastalıkları
Mide hastalıkları, Şeker hastalığı, Obesite, Gut, Karaciğer-Safra kesesi fonksiyonel yetmezlikleri’dir. Bu tür hastalıklarda içme kürleri ve şifalı çamur ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.
• Böbrek ve İdrar Yoları Hastalıkları
Kronik piyelonefrit, Kronik sistit, Kronik prostatit, Böbrek taşları, Fonsiyonel yetmezlik. Bu tür hastalıklarda içme kürü, şifalı çamur ve banyo kürü ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.
• Kadın-Doğum Hastalıkları
Genital organların müzmin hastalıkları, Vejetatif over yetmezliği, Fonksiyonel sterilite (kısırlık), Ameliyatlar sonrası adhezyon profilaksisi, Dismenore, Fluor. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürü uygulanmaktadır.
• Nörolojik Hastalıklar
Merkezi ve periferik kronik inflamatuar hastalıklar, Omurga hastalıkları, Travmatik lezyonlar, Spastik paraliziler, Nöro ve myopatiler, Vasküler nörolojik hastalıklar, inme rehabilitasyonu, Nöro-vejetatif distoni’dir.
Etkin Bir Kaplıca Tedavisi Nasıl Olmalıdır?
Etkin bir kaplıca tedavisi, konu ile ilgili uzman doktorun yönlendirmesi ve yetkili doktorun gözetiminde yapılmalıdır. Kaplıca kür tedavisi yetkili olan doktor tarafından düzenlenmeli ve takip edilmelidir. Ayrıca aşağıda belirtilen genel mahiyetteki hususlar tavsiye edilmektedir.
• Banyo suyunun sıcaklığı 34-36 ºC, 36-38 ºC, 40-42 ºC olmalıdır.
• Banyo sayısı haftada 3-6 gün arasında değişebilir.
• Günde tek veya iki banyo uygulanabilir.
• Yeterli sıvı desteği sağlanmalıdır.
• Kürde toplam banyo sayısı 15-20 arasında olabilir. Banyo kürünün süresi en az 2, en çok 6 hafta sürer.
• Termal havuz içinde yüzülmemeli, fazla hareket etmeden dik veya oturur pozisyonda durulmalıdır.
• Su içi egzersiz yapılacaksa vücudun ne sıcak ne de soğuk hissettiği 34-35 ºC veya daha düşük sıcaklıklarda sular kullanılmalıdır. Kesinlikle daha sıcak sularda egzersiz yapılmamalıdır.
• Kişi banyodan sonra mutlaka iyice kurulanmalı ve termal konfor koşullarına uygun ısıtılmış (24-25 ºC) bir odada yarım ile bir saat kadar dinlenmelidir.
• Dinlenmeden sonra kişi masaj ve egzersize alınabilir veya sportif aktivitelere katılabilir.

Mineralize termal suların ve bunlara ait çamurların, banyo, içme, solunum yolu ile kullanılması, ayrıca iklim kürü, fizik tedavi, rehabilitasyon, mekanoterapi, beden eğitimi, masaj, psikoterapi, diyet vb. yan tedavilerle birleştirilmesi ile oluşturulan kür uygulamalarının uzman hekim denetiminde yapıldığı sağlık tesislerine kaplıca denilmektedir.

Madensuyunun yer yüzüne çıktığı kaynağa kaynarca, madensularından yararlanmak üzere kaynarcaların çevresinde kurulan tesislere de genel olarak kaplıca ya da ılıca denmektedir. Kaplıca sularından banyo ve içme kürleriyle yaralanılmaktadır. İçme kürü olarak yararlanılan kaplıcalara içmece de denilmektedir.

Kaplıca teriminin kökeni kaynarcanın üzerine hamam yapılması nedeniyle türetilen “kaplı ılıca” terimidir

HASTALIKLARA GÖRE KAPLICALAR

ROMATİZMALARDA

1- İltihab” Romatizma (Artrit): Ateş, mafsallarda ağrı, şişlik, kızarıklık ve hareket güçlüğü, halsizlik, iştahsızlık şeklinde kendisini belli eder. Kalbi ve sinir sistemini etkileyen; çocuklarda ve yetişkinlerde görülen bir hastalıktır. Ateşli ve sükunetli devreleri vardır. Ateşli devrede kaplıca tedavisi yerine yatakta istirahat ve ilaç tedavisi uygulanır. İlaç tedavisi müsbet netice verip hasta ateşli devreyi atlattıktan sonra kaplıca destekleyici bir tedavi olarak tavsiye edilebilir. Bu durumda kaplıcanın şu faydaları görülecektir:

*Mafsallardaki ağrılar azalır.

*Ateş ve nabız normale döner.

*Halsizlik ve iştahsızlık sona erer; hasta kendisini daha zinde hisseder. *Kansızlık ve kanda görülen romatizmal bulgular ortadan kalkar. *Yeni nöbetler engellenmiş olur.

2- Yaşlılık Romatizması (Osteoartrit); Genellikle elli yaşın üzerindeki erkeklerde görülür. Geçmişte hastalanmış veya kaza geçirmiş eklemleri tutar. Eklemler şişer ve hareket sırasında çok ağrı verir. Parmak kemiklerinin uç eklemlerine yakın yerlerde kemik büyümesi görülebilir. Ağırlık taşıyan eklemler, hareket sırasında gıcırtılı bir ses çıkarır. Hastalık ilerlemiş ise; istirahat, fizikoterapi ve ortopedik müdahaleden sonra ancak kaplıca tedavisi uygulanabilir.

3- Bir Hastalık Sonrasında Ortaya çıkan Romatizma (Romatoit Artrit); Genellikle, yirmi-kırk yaş arası kadınlarda görülür. Sebebi tam bilinmemekle beraber, iltihabi bir kadın hastalığından sonra ortaya çıktığı için; bir çeşit bağışıklık reaksiyonu olduğu sanılmaktadır. El ve ayakların ufak eklemlerinde, altçene kemiğinin kafatasına birleştiği yerde, köprücük ve göğüs kemiği eklemlerinde ağrı ile birlikte şişlikler görülür. Hastalığın ilerlemesini beklemeden bir doktora müracaat edilirse, kaplıca tedavisi çok iyi neticeler verecektir.

4- Doku Harabiyeti ile Neticelenen Romatizmalar (Fibrozit); Mafsal ağrıları ve tutuklukları ile birlikte; erkeklerde damar sertliği, kadınlarda şişmanlama eğilimi görülür. Eklem yerlerindeki bağ doku iltihaplanma sonucu yıkıma uğrar ve tutukluklara sebep olur. İlerlemesi halinde hastada iştahsızlık, hareketsizlik ve beslenme bozuklukları görülür. Zaman zaman vücut ateşinde yükselmeler olur. Kaplıca tedavisinin iyi neticeler verdiği gözlenmiştir.

5- Ameliyat Sonrası Ortaya çıkan Eklem Tutuklukları; çeşitli iş kazaları sırasında, hareket sistemlerinde meydana gelen kırık, çıkık ve ezilmelerin bazan ameliyatla tedavisi gerekmektedir. Ameliyat sonrasında cerrahi müdahale gören eklem yerlerinde ağrılar ortaya çıkabilir. Bu ağrılar için de kaplıca tedavisi çok iyi neticeler vermektedir. Dikkat: Kemik tümörü olduğu teşhis edilen hastalar kesinlikle kaplıcaya gidemezler. Ayrıca, romatizma ile ilgisi olmayan, mikrobik kemik ve mafsal hastalıklarında da kaplıca tedavisi uygulanmamalıdır

KARACİĞER VE SAFRAKESESİ HASTALIKLARINDA

Siroz başlangıcında, karaciğer iltihabı (hepatit) tedavisinden sonra, ailevi sarılıklarda, safra kesesi taşlarının tedavisinden sonra yeni taş teşekkülünü önlemek için kaplıca kürleri tavsiye edilmektedir. Safra kesesi tenbelliğinde, safra kesesi ameliyatlarından sonra ortaya çıkan hazımsızlıkların tedavisinde maden suları çok iyi neticeler vermektedir. Karaciğer ve safrakesesi hastalıklarında sodalı ve sulfatlı sular kullanılmaktadır. Dikkat: İlerlemiş siroz ve hepatit hastalıklarında kaplıcaya gidilmemelidir. Kanama ve akıntıyı artıracağından tehlikeli sonuçlar doğurması kuvvetle muhtemeldir.

KALP  VE  DAMAR  HASTALIKLARINDA

Halk arasında, “tansiyonu olanlar sıcak suya girmemelidir” gibi yanlış bir inanç vardır. İster yüksek tansiyonunuz, ister düşük tansiyonunuz olsun sıcak su kaplıcalarına gönül rahatlığı ile gidebilirsiniz. Zira, sıcak maden sularının tansiyonu normal seviyeye getirici sihirli bir tesiri vardır. Kalp çarpıntısı ve asab” tansiyonu olanlar da aynı şekilde çekinmeden kaplıcadan istifade edebilirler. Damar sertliğine bağlı tansiyonlarda maden suları çok iyi netice vermekte, kalbin ve dokuların solunumunu artırarak damarları genişletmektedir. Böylece kan dolaşımını normal seviyeye getirmektedir. Dikkat: Eğer tansiyonun sebebi iç salgı bezlerindeki bir tümör ise, hastanın öncelikle ilaçla tedavisi şarttır. Tedavi iyi netice verdikten sonra, damarların bozulan dengesini düzeltmek için kaplıcaya gidilebilir. Kalp yetersizliğinden muzdarip olan hastalar ancak doktor kontrolünde kaplıcadan faydalanmalıdırlar. Toplar damar hastalıklarında kaplıcanın son derece etkili olduğu ve varis teşekkülünü önleyici bir rol oynadığı bilinmektedir. İçme şeklinde tatbik edilen sülfatlı ve bikarbonatlı maden suları böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmekte ve vücuttan bol miktarda su atılmasını sağlamaktadır. Karbondioksitli sıcak sular, tansiyon düşürücüdür. Kan dolaşımını hızlandırır. Tuzlu ve iyotlu sıcak sular, iltihap kuruturken; radyoaktif sıcak sular da ağrı dindirici ve sinirleri teskin edici özelliğe sahiptir. Bunların ne kadar müddetle ne miktarda alınacağı mutlaka doktora danışılmalıdır. Kompanse kalp yetmezliği, Fonksiyonel dolaşım bozukluğu, Esansiyel hipertansiyon, Varisler, Periferik arter hastalıkları, Esansiyel hipontansiyon (özellikle ortostatik)’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo ve iklim kürleri uygulanmaktadır.

ŞİŞMANLIK  TEDAVİSİNDE

Banyo ve içme kürleri şeklinde tatbik edilen ve halk arasında “acı su” diye bilinen sülfatlı sular, vücutta depolanmış yağları yakarak fazla kiloları attırır. Böbreğin faaliyetini hızlandırarak vücuttan su ve tuzun bol miktarda boşalmasını temin eder. Ayrıca karaciğeri tembih ederek kandaki zararlı partikülleri temizler.

ŞEKER  HASTALIĞINDA

Maden sularının vücuttaki inselin ifrazatını artırdığı tespit edilmiştir. İnselin ise vücudun şeker kullanmasını sağlar. Ensülinin etkisi iki yönlüdür: 1. Şekerin kandan dokulara geçiş hızını artırır. 2. Karaciğerin kana şeker verme hızını azaltır. Şeker hastaları sodalı suları, içme ve banyo kürleri olarak alır. Kükürtlü suları ise yalnız banyo şeklinde alır.

DAMLA  (GUT)  HASTALIĞINDA

Tıp dilinde “Mikris” adı verilen bu hastalığın belirtileri şöyle sıralanabilir: * Genellikle ayak başparmağında aniden gelen ağrı ve sancı ile kendisini belli eder. Parmaklarda parlak bir kızarıklık görülür. * Sonra el başparmakları, diğer parmaklar, diz kapakları, el bilekleri ve dirseklerde ağrı ile birlikte şişlikler başlar. * Hastada hafif ateş ve iştahsızlık görülür. * Tedavi edilmemesi halinde hastalık kronikleşir. Eklemlerde şekilsizlik ve ürik asit kristalleri birikimi olur. Eklemlerde ürik asit kristallerinin birikmesi sadece Gut hastalığında görüldüğünden “Romatizma” ile karıştırılmamalıdır. Sebebi bilinmemekle beraber aşırı beslenen kişilerde sık rastlanmaktadır. Kanı ürik asitten temizlemek için, hastalığın başlangıcında, sülfatlı sular çok iyi netice vermektedir. Radyoaktif sular da mafsal ağrılarının giderilmesinde kullanılabilir. Gut hastalığı ile birlikte böbrekte taş teşekkül etmiş ise; sodalı su içmesini tavsiye edeceğiz.

BöBREK  VE İDRAR YOLLARI HASTALIKLARINDA

Halk arasında “acı su” tabir edilen az mineralli sülfatlı sular, böbrek rahatsızlığından muzdarip hastalara çok iyi gelmektedir. Bu suların, idrardaki albümin oranını azaltıcı ve kanda birikmiş olan zehiri vücuttan dışarı atıcı tesirleri vardır. Ayrıca böbrek taşlarını erittiği gibi, yeni taşların oluşmasını da engellemektedir. Sülfatlı sular, aç karnına, günde iki defa, bir-iki bardak içilerek alınır. Kronik piyelonefrit, Kronik sistit, Kronik prostatit, Böbrek taşları, Fonsiyonel yetmezlik. Bu tür hastalıklarda içme kürü, şifalı çamur ve banyo kürü ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI

Astma bronşiyal, Aronik bronşit, Alerjik üst solunum yolu hastalıkları, Pnömokonyoz’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok klimaterapi uygulanmaktadır.

CİLT HASTALIKLARI

Egzema, Akne, Psöriasis, Nörodermit, Kronik rezidüel ürtiker.

KAS – İSKELET SİSTEMİ HASTALIKLARI

Dejeneratif eklem hastalıkları(Kireçlenmeler), Yumuşak doku romatizmaları, Bazı inflamatuar romatizmal hastalıklar (örneğin Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit), Ortopedik girişimler sonrası, Travmalar sonrası’dır. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürleri uygulanmaktadır.

MİDE – BAĞIRSAK – METABOLİZMA HASTALIKLARI

Mide hastalıkları, Şeker hastalığı, Obesite, Gut, Karaciğer-Safra kesesi fonksiyonel yetmezlikleri’dir. Bu tür hastalıklarda içme kürleri ve şifalı çamur ağırlıklı olarak uygulanmaktadır.

KADIN – DOĞUM HASTALIKLARI

Genital organların müzmin hastalıkları, Vejetatif over yetmezliği, Fonksiyonel sterilite (kısırlık), Ameliyatlar sonrası adhezyon profilaksisi, Dismenore, Fluor. Bu tür hastalıklarda daha çok banyo kürü uygulanmaktadır.

NÖROLOJİK HASTALIKLAR

Merkezi ve periferik kronik inflamatuar hastalıklar, Omurga hastalıkları, Travmatik lezyonlar, Spastik paraliziler, Nöro ve myopatiler, Vasküler nörolojik hastalıklar, inme rehabilitasyonu, Nöro-vejetatif distoni’dir.

KAPLICA  TEDAVİ  SÜRESİ

Kaplıca tedavisinin önemli konularından biri de, kaplıcada kaç gün kalınacağıdır. Bu süre 21 gün olmakla birlikte halkımız genellikle kaplıca tedavisini 15 gün olarak uygular. İçme tedavisi de öteden beri 3 gün olarak yapılır. Genellikle üç haftalık ve 21 banyoluk kürlerin tedavi edici etkisi olduğu, uzmanların ortak görüşüdür. Öte yandan, özel durumları dikkate alınırsa, her kişiyi 21 gün kaplıcada tutmanın mümkün olmadığı da düşünülmelidir. Kaplıca tedavisinin çok uzun süre devam etmesi de sakıncalıdır. Hastanın alıştığı bir çevreden ayrı, disiplinli ve yorucu tedavilerle geçen bir hayat tarzı, hastalarda ruhi bunalımlar yaratabilir. Hastalar, içme ve kaplıcalara karşı bir tiksinti ve isteksizlik duymaya başlar. Önemli görülen hastalıklarda, tedavi süresini, çoğunlukla kaplıca hekimi ayarlayabilir. Her hastanın durumu değişik olduğundan, tüm hastalara aynı süre ve aynı çeşit tedavinin uygulanamayacağı açıktır. Mayıs ve Eylül ayları kaplıca için uygun zamanlardır.

Kaplıca Tedavisinde Banyoların Süresi :

Kaplıcada ilk banyonun, on dakikalık bir süreyi kapsaması genellikle kabul edilmiştir. İkinci günden itibaren bu süre arttırılır ve yarım saate kadar uzatılır görüşü ağırlıktadır.

KAPLICADA  TEDAVİ  MEVSİMİ

Genel olarak ifade etmek gerekirse, kaplıca tedavisinin mevsimi yoktur. Ancak gelenekler, bu konuda bir mevsim yaratmıştır. Daha doğrusu, kişi, kendine uygun bir zaman seçmekle birlikte en uygun mevsim ve zaman İLKBAHAR ve SONBAHAR’dır. Romatizmalılar, nevraljiler, ve şeker hastaları için yaz ayları, mide, bağırsak, karaciğer ve sinirle ilgili hastalıklar için de ilkbahar ve sonbahar ayları daha uygun mevsimdir.Bir yılda iki kez kaplıca tedavisinde, mayıs ve eylül ayları seçilebilir.Kaplıca bir hamam değildir. Şifa gücüne sahip yeraltı su kaynağı ve birer sağlık yurdudur. Bu nedenle, o kaynaktan fışkıran suların nasıl ve nerelerde kullanıldığını oralara gidenlerin biraz olsun bilip öğrenmelerinde her zaman yarar vardır.Ülkemiz ikliminin sertliği nedeniyle, ayrıca her kaplıcada kaloriferli otellerin olmayışı yüzünden insanlarımız, kaplıcalara çoğunlukla yaz aylarında gitmeyi tercih etmektedir. Kaplıcada sabun ve benzeri temizleyici kullanmayınız. Tedavinin etkisini azaltır. Sıcak havuza yavaş yavaş girmeli, su içinde olabildiğince hareketsiz kalmalıdır.

KAPLICALARDA  DİKKAT  EDİLMESİ  GEREKEN  KURALLAR

Eleman sayısının tesisin büyüklüğü ve sunulan hizmetin boyutuyla orantılı olması gerekir.

Sağlık uygulamasına öncelik verilen tüm kaplıcaların sağlıkla ilgili her türlü uygulamaları, bu alanda yetişmiş sağlık personelinin denetiminde olmalıdır. Eğitim görmemiş personelin bu uygulamaları yapması engellenmelidir.

Kaplıcalarda kullanılan her türlü havlu, peştamal gibi malzemeler klorla dezenfekte edilmeli, kaynar suda yıkanmalı, tersinden ve düz ütülenmelidir.

Kaplıca havuzlarının ve özellikle yüzülebilir büyüklükteki havuzların boşaltma ve drenaj güvenliği sağlanmalıdır. Her türlü emici boru sisteminin ağzında güvenlik ızgaraları bulunmalıdır.

Kaplıca sularına girmeden önce tüketicilerin banyo yapması veya duş alması sağlanmalıdır.

Kaplıca tesisatına ek bağlantılar ve onarımlar kaplıca tesisatının teknik planları göz önüne alınarak yetkili uzman kişilerce yapılmalıdır.

Kaplıca sularında flokülasyon, filtrasyon dezenfeksiyon aşamalarının ve kimyasal dengenin hatalı uygulanması sonucu meydana gelebilecek bulanıklık derin olmayan havuzlarda bile boğulma riskini arttırabilir.Bu amaçla kullanılan kaplıca biriminde kurtarma ve boğulmaya müdahale konusunda ilkyardım eğitimi almış elemanlar bulunmalıdır.

Kaplıcalarda tuvalet birimleri, fiziki alt yapısı, sayısı, kullanıcı kişi sayısına göre standartlara uygun olmalıdır.

Termal banyo kürleri

İnsan vücudununkine yakın, 35-38°C aralığında sıcaklığa sahip olan maden suları ile yapılır. Genelde önerilen belli zaman aralıklarında termal su ile dolu bir banyo küvetine veya havuza girilerek gerçekleştirilir. Tüm vücut ile yapılan küre tam banyo, yarı beline kadar suya girilerek uygulanan türüne yarım banyo ve su kaynağının zengin olduğu merkezlerde duş mekanizması aracılığı ile uygulanan türüne duş banyosu adı verilir.

Termal buhar kürleri

Vücut sıcaklığının üzerinde olan sıcaklıklardaki maden suyu buharından yararlanılarak gerçekleştirilir. Uygulama biçimi, genelde buharın soluma yoluyla içe çekilmesi (inhalasyon) biçimindedir. Tedavi merkezinde sıcak su buharı, tavandaki veya zemindeki buhar delikleri aracılığı ile tedavi odasına iletilir. Sıcak su buharının cilt sorunlarının giderilmesinde de yararlı olduğu belirtilmektedir.

İçme kürleri

Bazı maden sularından tedavi amaçlı olarak içilerek yararlanılır. Belli zaman aralıklarında belli miktarlarda maden suyunun içilmesi biçiminde uygulanan bu tedavi türüne içme kürü adı verilir. Kürün ayrıntıları bu konuda uzman bir doktor tarafından belirlenmelidir. Genel olarak içten tedavi adını alan bu kürün deri altına şırınga, buğu, serpintileme, gargara, lavaj gibi türleri de vardır.

Çamur kürü

Bazı bölgelerde yüzeye çıkan maden suyu toprağın ıslanarak çamur halini almasına neden olur. Söz konusu çamur, suyun içindeki erimiş madenlerle doymuş halde bulunur. Çamur kürü, bu çamurun içine yatılması veya çamurun vücudun önerilen yerlerine sürülmesi biçiminde uygulanır. Bu tedavi biçiminde çamurun içinde erimiş olan kimyasal maddeler cildin gözeneklerinden içeriye sızarak hastalıklı dokuların tedavisi yönünde işlev görürler.

Tıpta; erimiş mineraller içeren termal sularla yapılan kür uygulamalarına balneoterapi, tatlı sularla yapılan kür uygulamalarına hidroterapi, sağlıklı iklim ve ortamlarda bulunarak yapılan iklimsel kürlere klimaterapi ve deniz ikliminde deniz suyu ile yapılan kürlere talassoterapi, çamur banyosu halinde yapılan kürlere peloidoterapi, mağara mekanları kullanılarak uygulanan kürlere speleozerapi, güneş aracılığı ile uygulanan kürlere helioterapi adı verilmektedir. Genelde bu tedavi türleri, tıbbi termal tedavi ve dinlenme merkezlerinde fizik tedavi, rehabilitasyon, mekanoterapi, egzersiz, psikoterapi, diyet gibi yardımcı tedavilerle desteklenmektedir.

Yukarıda sözü edilen kürlerin kişiler üzerinde yarattığı etkileri iki yönde ele almak mümkündür:

1 – Özel etkiler

2- Genel etkiler.

Kürün özel etkisi; fiziksel açıdan suyun fiziksel özelliği, sıcaklığı, hidrostatik basıncı, özgül ağırlığı, buna bağlı olarak kaldırma kuvveti ve iletkenliği ile oluşur. Suyun kimyasal özelliklerine bağlı olarak oluşan özel etkinin kaynakları, sudaki mineral ve gazların türü, yoğunluğu ve vücut tarafından emilme kapasitesidir. Ayrıca kaplıcanın bulunduğu yerin iklimi, yerel radyasyon özellikleri, havanın sıcaklığı ve nem oranı, basınç, rüzgar özellikleri, elektriksel iyon yoğunluğu kürün vücut üzerindeki özel etkilerinde değişiklikler yaratır. Ayrıca maden suyunun kaynağı dolayında bulunan bitki örtüsü ve hayvan toplulukları, suyun fiziksel ve kimyasal değişime uğramasına, neden olarak özel etkileri olumlu veya olumsuz yönlendirebilir.

Kürün (doktor denetiminde) sürekli ve düzenli olarak uygulanmasıyla elde edilen olumlu değişikliğe genel etki adı verilir ki kür uygulamasının birincil amacı bu tedavi etkisini elde edebilmektir.

Genel etki fikri;

1- Hastalığa neden olan etmenlerin ortadan kaldırılmasını,

2- Eksiği tamamlamayı,

3- Kimyasal maddeler aracılığı ile organ fonksiyonlarının yönlendirilmesini,

4- Tembih etme ve egzersiz tedavisi yapılmasını içerir.

  1. 1.  kaplıcaların Romatizmal, Dermatolojik, Ortopedik, Nörolojik ve Alerjik bazı hastalıkları tedavi ettiği bilinmektedir
    1. 2.  Romatizmal Hastalıklar: Diz, kalça eklemi, ayak ve elbileği, boyun eklamlerini tutan şişlik ve ağrıyla seyreden hastalıklar.Ayrıca; kalça, omurga eklemleri ve kaslarını tutan iltihaplı hastalıklar.
    2. 3.  Kronik Bel Ağrısı: Uzun süren bel ağrısı.
    3. 4.  Osteoartrit: Kemik iltihabıyla seyreden hastalık.
    4. 5.  Miyozit: Kas iltihabı olan hastalıklar.
    5. 6.  Tendinit: Tendon iltihabı olan hastalıklar.
    6. 7.  Travma
    7. 8.  Fibromiyalji: Kas ağrısı.
    8. 9.  Ortapedik Operasyonlar
    9. 10.             Sinir ve beyin cerrahisi sonrası uzun süren hareketsizlikten sonra oluşan eklem kısıtlığına, kireçlenmeye, kaslardaki erimeye bağlı olan hastalıklar
    10. 11.             Nöroloji Hastalıklar: Felç, inme, kaslardaki atrok durumlardak
    11. 12.             Celebral Plasy: Doğuştan gelen beyin özürlülüğü ve zeka geriliği ile seyreden hastalığın rehabilitasyonunda
    12. 13.             Stres ve Sinir Bozukluğu
    13. 14.             Nörovejatif Distoniler: Sinirsel kas gerilemeleri.
    14. 15.             Spor Yaralanmaları
    15. 16.             Mide ve Bağırsak Sisteminin Fonksiyonel Bozukluğu: Sindirmede içme suyu olarak kullanılması.
    16. 17.             Üriner Sistemi Taşlarında: Böbrek ve mesane taşında içme suyu olarak kullanılması
    17. 18.             Osteoporoz: Kemik erimesinde içme suyu olarak kullanılması.

TEDAVİ EDİLEBİLEN HASTALIKLAR

Birçok hastalığın önüne geçebilirsiniz.

  • Inflamatuar Romatizmal Hastalıklar (Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit, Psoriatik Artrit, Kollajen doku hastalıkları vb.)
  • Dejeneratif Eklem Hastalıkları (Kireçlenmeler)
  • Romatizmal Kas ve Yumuşak Doku Hastalıkları (Fibromiyalji, Periartrit, Tendinit, Bursit, Epikondilit vb.)
  • Bel-Boyun Fıtık ve Ağrıları
  • Kemik-Metabolizma Hastalıkları (Osteporoz, Paget Hastalığı, Gut vb.)
  • Ortopedik ve Nörolojik Rehabilitasyon (Kırıklar, Felçler, MS, CP, Parkinson vb.)
  • Spor Sakatlıkları ve Rehabilitasyonu
  • Moral Motivasyon ve Kondüsyon Artırma Egzersiz Programları
  • Geriatrik Rehabilitasyon Programları

Halk arasında yaygın olarak kullanılan, yeraltından kaynayarak yeryüzüne çıkan şifalı sular. Kaplıcalar fizik tedavinin sahasına girer.

Bu şifalı sularda erimiş halde demir, kükürt , kireç magnezyum, potasyum sodyum gibi madeni tuzlar bulunur. Bu sebeple kaplıcalar bazı hastalıklara iyi gelmektedir.  Ayrıca Bu kaplıcalarda gözle görülemeyen bir takım radyoaktif ışınlar da vardır. Bundan başka kaplıcalarda vücudun mikroplara karşı koyma gücünü artıran, sindirimi kolaylaştıran, bütün vücuda rahatlık sağlayan bazı tesirlerde görülmektedir.Bu şifalı suların; birçok mide bağırsak karaciğer, safra kesesi böbrek sinir hastalıklarına, romatizma felç ve çeşitli deri hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Her kaplıca ve içme sularının içindeki madeni tuzlar değişik olduğundan hangi hastalıklara hangi çeşit suların iyi geldiğini bilmek lazımdır. Kaplıca tedavisine başlamadan önce ilgili doktora danışmak ve onun tavsiye ettiği kaplıca ve içmelere gitmek gerekir.

Türkiye’deki kaplıcaların şifa sağladıkları hastalıklar, kaynağın cinsine göre değişmektedir. Bunlardan alkali kaynaklar bilhassa solunum sistemi hastalıklarına, içilirse mide, barsak hastalıkları ve safra taşlarına yıkanılırsa romatizmaya iyi gelir. Silisli kaynaklar romatizma damar sertliği hastalıklarına iyi gelir. Akratoterm kaynaklar romatizmaya, böbrek hastalıklarına i felç ve kadın hastalıklarına iyi gelmektedir. Şifa niyetiyle vücuyttaki rahatsızlıkların iyileşmesi için soğuk-sıcak çamurlu sularda banyo yapmak, tabiatın güzelliklerinden isfade etmek dinlenmek için geziler yapmak içmelere gitmek insanlara çok faydalı olmaktadır. Memleketimizde çok geniş bir şekilde içme ve kaplıcalardan istifade edilmektedir. İslamiyetin temizlik ve hastalıklara şifa aranması hakkındaki emirleri müslümanların bol bol banyo yapmalarını ve bu arada yeraltından fışkıran şifalı suların etrafını muhafaza altına almalarını teşvik etmiştir. Anadoluya giren Müslüman türkler bunları istifadeye uygun şekilde ihya edip yenilerini de yaparak mükemmelleştirmişlerdir. Türkler fethettikleri yerlere sayısız hamamlar, kaplıcalar içmeler çeşmeler havuzlar vesair şifalı su ve kaplıca tesisleri kurmuşlardır. Hatta bunlar dünya çapında ender rastlanan eserler vasfına haizdir. Günümüze kadar sağlam kalan Budapeşte kaplıcası Avrupa’da Türklerin bıraktığı en önemli eserlerden biridir.

Türkiye’mizin jeolojik ve morfolojik yapısı itibariyle şifalı suları kaplıcaları boldur. her geçen gün bu şifalı suların önemi anlaşılmakta etrafında ihtiyacı karşılayacak yeni tesisler yapılmaktadır.

sedef hastalıgına kaplıcanın faydaları

SEDEF HASTALIĞININ KAPLİCA İLE TEDAVİSİ

Sedef hastalığı kronik bir cilt hastalığıdır.İsveç’te sedef hastalığı olan kişilerin sayısı
250 000 dolaylarındadır. Hastalık belirtileri ,beyaz pullarla kaplı kırmızı bölgeler oluşmasıdır.
Hastalığın nedeni cilt hücrelerinin normalden daha hızlı yenilenmesidir. Sedef kızarıkları ,en çok dirsek ,diz
,göğüs ve saç diplerinde olmakla birlikte vücudun her yerinde görülebilir. Sedef hastalığı
ciltte küçük benekler şeklinde olduğu için aşırı kızarıklık şeklinde ortaya çıkabilir. El ,ayak ve tırnaklarda bu
hastalığa maruz kalabilir. Araştırmacılarca ,sedef hastalığının otoimün bir hastalık olduğu yani vücudun bağışıklık
sisteminin ciltte ve çoğu eklemlerde iltihaba yol açtığı düşünülmektedir.Eklem hastalığına psoriasisartrit denir.

Sedef hastalığına yol açan şeyler nelerdir?

Sedef hastalığının nedeni bilinmemektedir. Soya bağlı özelliklerin (genler) ,bu hastalığa yakalanma eğiliminde
büyük bir rol oynadığı sanılmaktadır. Soya bağlı özellikler dışında kimi enfeksiyonlar ve stres gibi bazı etkenler
de hastalığın başlaması ve gelişmesinde etkili olmaktadır.

Sedef hastalığı kimlerde görülmektedir?

Sedef hastalığı ,yaşamın her döneminde baş gösterebilir. Bununla birlikte ,daha çok genç insanlarda görülür. Sedef
hastalığı olanların yüzde ellisi hastalığa 25 yaşından önce yakalanmıştır. Sedef hastalığı küçük çocuklarda da
görülebilir, ancak bu durum çok olağan değildir. Sedef hastalığına yakalanan erkeler kadınların sayısı neredeyse
eşittir.

Sedef hastalığı bulaşır mı?
Hayır! Sedef hastalığı kesinlikle bulaşmaz.

Psoriasisartrit nedir?

Psoriasisartrit sedef hastalığında eklem iltihabıdır. Sedef hastalığına yakalanmış kişilerin yüzde 30 kadarı ,eklem
,kas ve sinirlerin bağlantı yerlerinde görülen iltihaplardan rahatsızlık çekmektedir. Hastalığın belirtileri
acı/ağrı ,hareket mahdudiyeti ve halsizliktir. Psoriasisartrit hastalığında çoğunlukla ayak ve el parmaklarındaki
eklemler şişer. Omurlar arasındaki eklemlerde iltihap da olağandır.

TEDAVİ PROGRAMI

* Sabah balıklı kaplıca da aç karna en az üç bardak su içilmelidir.
* Şifalı suyu içen hasta, kahvaltısını yaptıktan sonra havuza girer.
* Bu işlemlerden hasta,sonra mineral zengini şifalı su ve doktor balıklarla tedaviye başlar.
* 37 derece suda yaşayan(28 derece nın üzerinde balıkların yaşaması mümkün değildir ) ve
* Dünyada eşi bulunmayan doktor balıklar vurucu ve yalayıcı olmak üzere iki çeşittir..
* İçerisinde cilt hastalıklarının tedavisinde etkin olduğu bilinen SELENYUM ‘un bulunduğu şifalı su ile birlikte doktor balıklar da tedaviye başlar.
* Günde iki seans şeklinde 8 saat havuza girilir.
* Tedavi süresince hastaların alkol almaması gerekir.
* Tedavi esnasında “SEDEF” hastalıgı ile ilgili hiçbir ilaç ve merhem kullanılmamalıdır.
* Tedavi süresi olan 21 gün mutlaka tamamlanırken,günde kesinlikle 8 saat sıcak sudan istifade edilmelidir.
* SEDEF HASTALARI %100 netice alarak balikli kaplica dan ayrılırlar.

TIBBİ FAYDALARI:
• Kireçlenmelere bağlı eklem hastalıkları, (Osteoartrit , Osteoartroz)
• İnflamatuar romatizmal hastalıklar, (Ankilozan spondilit, Romatoid artrit)
• Yumuşak doku romatizmaları, ( Fibromiyalji sendromu, diğer kas ağrıları)
• Boyun, sırt, bel ağrıları ve diğer eklem ağrıları,
• Boyun ve bel fıtığı ağrıları,
• Siyatalji,
• Omurga hastalıkları,
• Spor yaralanmaları sonrası,
• Sağlıklı zayıflama programları.

KAPLICA TEDAVİSİNİN AVANTAJLARI NELERDİR?
• Kişi günlük iş ve aile yaşantısının oluşturduğu fiziksel ve ruhsal streslerden uzaklaşır.
• Kişi yaşadığı ortamda var olan ve hastalığını kötüleştirici etki gösteren bir çok faktörün etkisinden uzaklaşır.
• Kaplıca yöresinin ve ikliminin olumlu ve yararlı faktörleri devreye girer.
• Kişinin günlük yaşantısı (diyet, egzersiz, uyku, dinlenme) düzene sokulabilir.
• Kişinin hastalığı ile günlük iş ve aile yaşantısını aktif sürdürebilmesi için rehabilitasyon çalışması yapılabilir.
• Kişi hastalığı konusunda etkin bir sağlık eğitiminden geçirilebilir.

Tagged: , , , ,

0 yorumlar