Kaplıca Tedavileri

Kaplıca Tedavileri

Kaplıca Tedavileri

Kaplıca Tedavileri

Kas-İskelet Sistemi Hastalıklarında Kaplıcanın Yeri Nedir ?

Kas-İskelet sistemi hastalıklarında temel tedavi yöntemleri :

İstirahat

Hasta bölgenin korunması,

İlaç tedavisi,

Fizik tedavisi,

Egzersiz tedavisi,

Rehabilitasyon,

Cerrahi tedavi’dir.

Kaplıca tedavisi Fizik Tedavinin Hidroterapi (su ile yapılan tedavi) alt grubu içinde değerlendirilebilir. Temel tedavi yöntemleri ile kombine edilerek doktor kontrölünde uygulanacak olan Kaplıca Tedavisi Kas-İskelet sistemi hastalıklarında büyük yararlar sağlayabilir.

Hangi Hastalıklarda Kullanılır ?

· Kireçlenmeler,

· İltihabi romatizmalar,

· Yumuşak doku romatizmaları,

· Mekanik bel ve boyun problemleri,

· Çalışma şart ve ortamına bağlı ağrılı tablolar,

· Ortapedik problemler; kırık sekelleri,ameliyat komplikasyonları,

· Spor yaralanmaları,

· Kas hastalıkları,

· Nörolojik hasarlanmalara bağlı problemler.

Kaplıcanın Etkileri Nasıl Oluşur ?

Kesin olarak bilinmemektedir.Kaplıcanın tedavi edici etkisi iki ana mekanizma ile açıklanır:

· Biyokimyasal-Spesifik etki; su içinde bulunan erimiş mineral ve gazların deri yoluyla emilmesi sonucu vücut metabolizmasında değişikliklere sebep olmaları.

· Termal-Nonspesifik etki; suyun sıcaklığı ve çevre faktörlerin etkisi ile kan dolaşımının artması, metabolizmanın hızlanması, sinir sisteminin ve hormonal sistemlerin uyarılması.

Kaplıca Tedavisinin Etkileri Nelerdir ?

· Genel durumda düzelme,

· Kan dolaşımında artma,

· Solunum hızlanması,

· İç organ işlevlerinde artma,

· Vücut ısısında artma-terleme,

· Bozulmuş hormonal ve sinirsel dengelerde düzelme,

· Ağrılarda azalma ve kas spazmlarının çözülmesi,

· Hareket kapasitesinde artma,

· Eklam ve kaslardaki kalıcı hasarların önlenmesi,

· Psikolojik rahatlama.

Termal suların banyo, inhalasyon ve içmece şeklinde 3 önemli tedavi unsuru vardır.

BANYO KÜRLERİ:
Romatizmal Hastalıklar:
-Ankilozan spondidit, romatoit artrit, gut(damla) gibi iltihabi romatizmal hastalıklar.

-Boyun, bel, kalça, diz kireçlenmeleri, bel ve boyun fıtıkları gibi dejeneratif romatizmal hasatlıklar.

-Fibromiyalji, periartrit, tendinit, bursit gibi yumaşak doku romatizmaları,
Bütün bu rahatsızlıklara suyun sıcaklığı, kaldırma gücü ve basıncın ortaya çıkardığı olumlu etkiler aynı zamanda karbondioksit gazının olumlu etkisi sonucu adelelere daha fazla kan gitmesini sağlayarak ve en önemlisi 3. günden itibaren kortizon sağlayan böbrek üstü bezlerinin uyarılarak kan kortizon seviyesinin yükselmsi sonucunda bu hastalıklara iyi gelmektedir.

Osteoporoz(kemik erimesi): Kalsiyum nedeniyle içmece ve parathormon aktivasyonuyla iyi geldiği düşünülmektedir.

Ortopedi Ameliyatlarının ve kırık sekerlerinin rehabilatasyonu: Diz ve kalça protez ameliyatlarının rehabilatasyonları, kırığa bağlı uzun süreli alçı uygulamalarındaki eklem kısıtlılığının girilmesi.Bel ve boyun fıtığı ameliyatlarının sonrasında sinir kesilmesene bağlı ameliyatlarının rehabilitasyonlarında.

Nörolojik hastalıklar sonrasında oluşan felçlerin rehabilitasyonunda: Cerebral plasy, hemipleji, parapileji, fasiyal paralizi(yüz felci) Cilt hastalıkları: -Egzma, akne ve sedef hastalıklarının tedavisinde. Kadın yollarının iltihaplı hastalıklarında. Stres ve yorgunluğunun giderilmesi.

İNHALASYON KÜRLERİ (buhar solunum kürleri):Termal suyumuzun karbondioksit ve radon gazı içermesi sebebiyle yüksek tansiyon tedavisinde kalbin daha verimli çalışmasında, kronik, bronşit ve astıma bağlı nefes darlıklarında.İç salgı bezlerinin olumlu uyarılmasında.

İÇME KÜRLERİ: Böbrek taşı:Böbrek taşlarının idrar yolları ve mesane taşlarının düşürülmesinde.İdrar yollarındaki kristallerin(kumların) iltihabların giderilmesinde.

Safrakesesi Taşı:Safrekesesi taşları sonucunda oluşan ağrı, gaz, hazımsızlık gibi şikayetlerin giderilmesinde. Mide rahatsızlıkları:Gastirit, ülser, divertükül, reflü gibi rahatsızlıklar sonucu ortaya çıkan ağrı, gaz, hazımsızlık gibi şikayetlerin giderilmesinde.

Bağırsak hastalıkları: Kolit, polip, divertükül, kabızlık gibi şikayetler sonucunda ortaya çıkan ağrı ve spazmların giderilmesinde. Karaciğer rahatsızlıkları:Karaciğer iltahaplarında. Anemi(kansızlık):Düşük olan hemoglabin alyuvarlar değerlerinin yükselmesinde termal suyumuzun demir minaralizasyonunun fazla olması nedeniyle faydalı olmaktadır.

Kan yağları(kolestrol):Kolesterol, lipid, trigliserid, banyo ve inhalasyon kürlerinin ortak olumlu etkisi sonucu. Diyebet hastalığı(Şeker hastalığı):Banyo ve içmece sonucu kandaki insülin salgılayan pankreas bezinin radyoaktif ve diğer etkenlerle uyarılarak pankreasın insülin salgısını arttırması sonucunda.

Kısırlık(strelite):Sudaki radon gazının olumlu etkisi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Obezite(aşırı şişmanlık):Özel diyet ve egzersiz programlarının yanında banyo ve içmece kürleriyle, yağ metobolizmasının hızlanmasıyla.

Kaplıca Tedavisi:

a. İçme ve inhalasyon (Su buharının solunması)

b. Banyo şeklinde uygulanır.

 

a.) İçme tedavisinde kaplıca suyunun bir litresinde erimiş maden tuzunun bir gramın üstünde olması

gerekir.Hatta gerçek anlamda bir suya “Karbonatlı Su” diyebilmek için bir gramdan fazla CO2 bulunmalıdır.

Fakat bazı karbonatlı sıcak sular da vardır ki,bunlarda serbest CO2 miktarı azdır.Bu sularda özellikle (NaHCO3=) Natrium bikarbonat’ın varlığı önemlidir.Havza Kaplıca suyunda bu maddeden bir litrede 0.366 gram vardır.Az hamızı karbonlu (litrede 0.044 gram) bir su olduğuna göre de Havza Kaplıcaları Almanya’nın dünyaca ünlü Betrich ve Schulzbach suları derecesine yaklaşır.

Kaplıca sularından içme tedavisinde sindirim sisteminin görev bozukluklarında ve kronik iltihaplı hastalıklarda yararlanılır.Ancak yukarıda da belirtildiği gibi içme tedavisinin (varsa) kaplıca doktoru denetiminde (ya da en azından hastanın tıbbi yardım aldığı veya tedavisini üstlenen doktorun önerine uygun) yapılması zorunludur.Buna göre kaplıca suları yemekten önce,yemekten sonra,soğuk,ılık veya sıcak olarak her hastalıkta ve her hasta da kaplıca yada hastanın özel doktoru tarafından saptanan miktarda içilir.

Doktora danışılmadan (şifa niyetine) kaplıca suyu içilmesi her zaman yararlı olmaz,hatta zararlı bile olabilir.

b. Banyo şeklinde kaplıca tedavisi için dünyada pek çok yöntem uygulanır.bu tedavi yöntemlerinin de gelişigüzel değil yine doktor kontrolü altında olması gerekir.Bunun yanı sıra özellikle hususi banyolarda tedavi görecek (ya da görmeyi tercih eden) hastaların kendisinin veya ona bakan kişilerin bu konuda bilgili olmaları zorunludur.Bu nedenle banyo şeklinde uygulanan kaplıca tedavisinin bazı özelliklerinin kısaca hatırlatılmasında fayda vardır.

 

Kaplıca Tedavisinin Özellikleri

 

1.Suyun Sıcaklığı: Gerçekte yalnız suyun ısı derecesi vardır.Biz bu ısı derecesini kendimize göre değerlendiririz.

Genellikle;

20 dereceden aşağı sular : “Soğuk su”,

20-25 derece arası sular : “Serin su”,

25-36 derece arası sular : “Ilık su”,

36-40 derece arası sular : “Sıcak su”,

40 dereceden yukarı sular : “Çok sıcak su” sayılır.(Havza Kaplıcasının suyu kaynağında 49.8 (santigrat) derecedir.

Kaplıca suyunun sıcaklığına herkesin direnci farklı farklıdır.Bu nedenle en doğru olan kaplıca suyuna ortalama 36-38 derece sıcaklıkta girilmesidir.

 

2.Banyo Süresi : Her insanın sıcağa dayanıklılığı farklı olabileceğine göre bu konuda bir süre tayin edilmesi hususunda en doğru seçim doktor tavsiyesine göre hareket etmektir.

Kaplıcaya tok karına girilmesi sakıncalıdır.

O halde banyoya ilk gün dayanabilecek sıcaklıkta beş dakika girilir.Sonra banyo süresi ve sıcaklığı artırılır. Tedavi amaçlı banyo süresi en çok 20 dakikadır.(Yalnız spondinozlu hastaların ılık suda,bir saat kaldıklarında kaplıcadan daha çok yararlandıkları saptanmıştır.)

Banyonun içindeyken sıkıntı,fenalık hissi,kalp çarpıntısı (taşıkarti),baş ağrısı,baş dönmesi,kulak çınlaması,göz kararması gibi dayanıksızlık belirtileri görülünce hemen sudan çıkılması gerekir.Hasta banyonun içindeyken başına soğuk suya batırılmış bir bez koyulması yararlıdır.

Banyodan çıkınca hızlı olarak bir havlu ile silinilir.İkinci kuru bir havlu (veya bornoza ) sarılır,başa ayrıca bir havlu konulur.Ayaklar bir başka havlu ile silinir.Üzerine bir havlu serilmiş yatağa yatırılır.Banyo yapanın üzerine çok kalın olmayan bir örtü örtülür ve dinlendirilir.Dinlenme süresi bir saattir.Fazla terlemenin hiçbir sakıncası yoktur.Hasta dinlenmekte iken oda sıcaklığında su da içebilir.Fakat hastada yukarıda sayılan dayanıksızlık belirtileri görülüyorsa üstündeki örtüler hafifletilir ve çok ıslanmışsa sarındığı havlular değiştirilir. Başına soğuk su ile ıslatılmış küçük bir havlu konulur ve gerekiyorsa hiç vakit kaybetmeden doktora haber verilir.

Burada dikkat edilecek en önemli şey ;hastanın çabuk kurulanması,havlularının çabuk değiştirilmesidir. Yani hastayı üşütmemeye dikkat edilir.Islak veya nemli havlularla odada dolaşmak sağlık için çok tehlikelidir.

 

3.Kaplıca Tedavisinin Süresi : Kaplıca tedavisi iki veya üç hafta yapılır.Bunun bir nedeni vardır.

Kaplıcalarda tedaviye başlanıldıktan sonra iki-on gün arasında her hastaya göre değişik şiddette genel ve lokal belirtiler görülür.Genel olarak yorgunluk,kırıklık,baş ağrısı,baş dönmesi,kulak çınlaması,sinirlilik, uykusuzluk,iştahsızlık,bezginlik,çarpıntı,ateş yükselmesi olur.Lokal olarak ağrılı yerlerde ağrılar şiddetlenir. Örneğin,safra ve idrar yollarında kolikler,alerjik reaksiyonlarda şiddetlenme (astım krizleri),romatizmalı hastalarda eklemlerdeki ağrıların artması,nevraljilerin çoğalması,selülitli hastalarda bütün vücudu ağrıların kaplaması,kadın hastalıklarında sancılar görülür.

Bütün bu belirtilere “Kaplıca Krizi” (Crize thermale) denir.İnsan adi sıcak su ile banyo yaparsa bunlar görülmez.Kaplıca suyu ile yaparsa görülür.Çünkü,kaplıca suyu canlıları tıpkı ilaç gibi etkiler.

Kaplıca krizi hafif olursa 4-5 gün sürer,tedaviye devam edilmekle geçer.Şiddetli olursa tedaviye birkaç gün ara verilir sonra yeniden başlanır.Bu nedenle,Kaplıca tedavisi 15 günden az olamaz.Kriz esnasında kaplıcayı terk etmek doğru değildir,insan sağlam gider hasta döner.

Kaplıca tedavisi bütün dünyada genel olarak 3 hafta kabul edilmiştir.Her gün bir banyo yapılır.Bu da 21 banyo eder.Fakat bu 21 banyo sorunu bazen yanlış anlaşılmaktadır.Bunun için özellikle belirtmek gerekiyor ki,banyo adeti değil,kaplıcadan yararlanma/tedavi süresi önemlidir.Yani insan günde 2-3 banyo yapsa kaplıca da yinede en az 2 hafta,ortalama 3 hafta kalmak zorundadır.Tedaviyi 6 haftadan fazla sürdürmekse fayda vermez,hatta zararlıdır..

 

4.Banyo Zamanı (Banyo Saatleri) : Banyolar sabah aç karnına veya bir bardak çay ve bir iki bisküvi yedikten yarım saat sonra yapılır.Kaplıcalarda fazla yemek yemek uygun değildir.Sabah (alışkanlık olarak) kuvvetli bir kahvaltı yapılmışsa,banyoya girmeden önce 2,5-3 saatin geçmesi gerekir.Bu duruma göre kaplıcalarda banyo tedavisi için en uygun saatler; Sabah 07-11 arasıdır.Öğle saatlerinde –örneğin- 12:30’da öğle yemeği yenilmişse,banyo ancak saat 17 den sonra yapılmalıdır.Gece yarısı banyo yapmak,uyuklayarak suya girmek,sabah yataktan kalkar kalkmaz hiç beklemeden banyo yapmak,sinir sisteminin reaksiyonlara elverişli olmaması nedeni ile sağlığa aykırıdır.

Kaplıcalarda yine sinir sisteminin düzenini bozan alkol ve sigaradan uzak kalmak,gerginliğe yol açabilecek oyunlara (kumar vb.) rağbet etmemek ve en geç saat 23’te yatağa girmek en doğru yoldur.

 

5.Kaplıcalarda Tedavi Mevsimi : Kaplıca tedavisi genellikle yaz aylarında yapılır. Yurdumuzda sıcak bölgelerde bu süre 4 aya çıkar.Fakat binlerce seneden beri durmadan kaynayan kaplıca sularının etkisi mevsimlere göre değişmez. Çünkü yeryüzü durumunun gerçek kaplıca sularına hiçbir etkisi yoktur.Bu konuda dikkat edilecek tek şey;üşütmemektir.

Havzadaki kaplıca işletmelerinde ısıtma sorunu olmadığından yaz aylarında olduğu gibi diğer mevsimlerde de kaplıcalardan yararlanılabilir.

 

6.Kaplıcalarda Fizik Tedavi : Bundan önceki açıklamalardan anlaşılacağı gibi içme şeklinde veya banyo şeklindeki kaplıca tedavisi genel etkilidir.Halbuki kaplıcalara gelen hastaların genel rahatsızlıkları yanında lokal olarak ta şikayetleri vardır.(Olabilir)

Örneğin: Gonartrozlu bir hasta dizlerini kıvırmaktan yakınır.Siyatik nevraljisi olan bir hastanın belindeki ağrı ve kas kontraksiyonları tedavi edilmezse kaplıca tedavisinden pek yararlanamaz.Spondilozlu bir hastaya rehabilitasyon tedavisi de uygulanması gerekir.Bu örnekler sayısızdır.

Demek ki,çoğu hastalık ve hastalarda genel olarak yapılacak kaplıca tedavisi yanında lokal olarak fizik tedavisi de uygulamak kaçınılmaz bir gereksinmedir.

 


Romatizma Fizik ve Kaplıca Tedavisi

Romatizmal hastalıklarda klinik belirtiler birbirine benzedi­ğinden kesin tanı konulmadan tedavi programına başlanılmamalıdır. Çoğu zaman malesef kesin hastalık sebebi ortaya konulma­dan hastalığın belirtilerine yönelik tedavi uygulanmakta ve uygu­lanan tedaviler hastalığı maskeleyerek kronikleşmesine yol aç­maktadır.

Eklem romatizması tedavisi

Romatizmal hastalıkların tedavileri hastalığın dönemine göre farklılık arzeder. Ayrıca hastanın yaşı, hastalığın süresi, şekli, ağırlığı, ve hastanın genel durumuna göre ilaç tedavisi, fizik teda­vi programı veya kaplıca tedavisi düzenlenmektedir. Ayrıca vücu­dun diğer sistemlerini etkileyen romatizmal hastalıklarda diğer branş doktorlarından da yardım istenilmektedir.

Tedavi programı 5 gruba ayrılır.

1- Hastanın eğitimi
2- İlaç tedavisi
3- Fizik tedavi programı
4- Kaplıca tedavisi
5- Cerahi tedavi

Hastanın eğitimi: Tedavinin en önemli kısmıdır. Ancak Çoğu zaman hekimlerimiz tarafından ihmal edilmektedir. Diğer tüm hastalıkların tedavisinde olduğu gibi romatizmal hastalıkların tedavisinde de hekim-hasta ilişkisi oldukça önemlidir. Özellikle romatizmal hastalıklarda uzun süreli bir tedavi gerektiği için hastanın hekime güven duyması şarttır. Hastalığın geleceği ve tedavi sonucu hakkında hasta bilgi sahibi edilmelidir. Tedavinin uzun sürebileceği, hemen iyilik beklenilmemesi gerektiği hastaya mutlaka söylenilmelidir. Özellikle bazı ilaçların etkisi geç ortaya çıkmaktadır. Hastanın ilaçlarını düzenli kullanması ve kontrollere dikkatli bir şekilde gelmesi sağlanmalıdır. Hasta günlük yaşantı­sını, davranışlarını ve beslenmesini hekimin vereceği programa göre ayarlamalıdır. Hastanın sık, sık hekim değiştirip rastgele ilaç kullanması engellenmelidir. İlaçların yan etkileri hatırlatılmalı yan etkiler ortaya çıkarsa hekimi ile diyalog kurması gerektiği mutla­ka vurgulanmalıdır.

İlaç tedavisi: Romatizmalı hastalarda genellikle 5 grup ilaç kullanılmaktadır. Bu ilaç grupları şunlardır.

Antiromatizmal ilaçlar (Romatizmaya etkili ilaçlar): Roma­tizma ilaçları kısa sürede etkili ve uzun sürede etkili olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Kısa sürede etkili ilaçlar en sık kullanılan romatizma ilaçları grubudur. Bu gruptaki ilaçların içinde bazı yönleri ile diğerlerinden ayrılan kortizon benzeri ilaçlar vardır. (iltihaplı romatizma tedavisi)

Kısa sürede etkili ilaçlar; Romatizmalı hastalarda kullanıl­dıklarında eklemlerdeki ağrı, şişlik, sıcaklık gibi belirtileri kısa sürede giderirler. Ancak hastalığın kesin tedavisi üzerinde fazla etkili değildiler. İlaç alındıktan 1-2 saat ila 1-2 gün içinde hasta­lık belirtileri az veya çok ortadan kalkar. Bu gruptaki ilaçların do­zu hastaya ve hastalığa göre ayarlanır. İlacın dozu ne az nede çok fazla olmamalıdır. Genellikle günlük doz 1,2 veya 3 kez olmak üzere ve ağızdan, makattan veya enjeksiyon şeklinde, bazende cilde pomat şeklinde sürülerek uygulanır. Bu gruptaki ilaçların bazı yan etkileri vardır. Bu yan etkilerin içinde en sık rastlanılan mide ve barsak üzerine olan yan etkilerdir. Gastrit, ülser, kabızlık ve ishal yapabilirler. Ayrıca karaciğer, böbrekler, kan hücreleri ve cilt üzerine yan etkileri ortaya çıkabilir. Bazende vücutta su tutul­masına yol açarak şişlik, baş ağrısı, baş dönmesi ve allerjik reaksiyonlara yol açabilirler.

Bu grupta bulunan ve bazı özellikleri nedeniyle diğerlerinden ayrılan steroidler denilen ilaçlar da pratikte sık kullanılan roma­tizma ilaçlarıdır. Bu ilaçlar oldukça güçlü ilaçlar olup pek çok has­talıkta olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da kullanılmaktadır­lar. Bu grup ilaçların yan etkileri daha şiddetlidir. Özellikle mide üzerine zarar verirler ve kanamalara yol açabilirler. Kemiklerde zayıflık, tansiyon yükselmesi, şeker hastalığı ortaya çıkarma ve iştah artırma gibi önemli yan etkileri vardır. Yan etkilerinin çok­luğuna rağmen bu ilaçlar romatizmal şikayetleri geçici olarak kı­sa sürede tedavi ettiğinden sık olarak hekimlerimiz ve hastalar tarafından kullanılmaktadır.

Uzun sürede etkisi ortaya çıkan ilaçlar; bazı iltihaplı romatiz­mal hastalıklarda kullanılmaktadırlar. Bu ilaçlar içinde altın tuzla­rı, sıtma ilaçları gibi ilaçlar vardır. Bu ilaçların etkileri geç ortaya çıkmakta ancak tedavileri daha kalıcı olmaktadırlar. Yalnız bazı­ları pahalı olan bu ilaçlarında ciddi sayılabilecek bazı yan etkileri ortaya çıkabilmektedir.

Ağrı kesici ilaçlar: Romatizmalı hastalarda kullanılan ikin­ci grup ilaçlar ağrı kesici ilaçlardır. Ağrı kesici ilaçlar çok sık ola­rak romatizmalı hastalarda tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Bu gruptaki ilaçların romatizma ilaçlarına yardımcı olarak romatiz­malı hastalarda tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Bu gruptaki ilaçların romatizma ilaçlarına yardımcı olarak kullanılması gere­kir. Sadece ağrı kesici ilaçların kullanılması hastalığın belirtilerini maskeleyerek hastalığın ilerlemesine sebeb olabilir. Bu grupta bulunan aspirin, novaljin gibi ilaçlar hastalığın ağırlığına göre günde bir, iki veya üç kez verilebilir. Gerek romatizma ilaçları, gerekse ağrı kesici ilaçlar tok karnına ve süt ile verilirse yan etki­leri daha az olmaktadır. Ağrı kesici ilaçlan da mide, barsak üzeri­ne, karaciğer, böbrek, kan hücreleri üzerine olumsuz etkileri var­dır. (iltihaplı romatizma tedavi)

Kas gevşetici ilaçlar: Özellikle kasların yoğun olduğu böl­gelerin (bel, boyun, sırt gibi) ağrılı rahatsızlıklarında kas gevşetici ilaçlar kullanılmaktadır. Bu ilaçlarında halsizlik, tansiyon dü­şüklüğü, mide ve barsak rahatsızlıkları gibi yan etkileri vardır Genellikle diğer ilaçlarla birlikte tedaviye yardımcı olması için ve­rilir.

Sakinleştirici ilaçlar: Romatizmal ağrısı olan hastalarda hastalık nedeniyle hastalarda endişe, korku, sıkıntı ve uykusuz­luk gibi belirtiler olabilir. Bu gerginlik hastaların ağrı eşiğini dü­şürerek ağrılarının artmasına yol açar. Bu nedenle özellikle uzun süren ağrısı olan hastalara sakinleştirici ilaçlar verilirse hastaların ağrısı daha kolay ve erkenden düzelmektedir.

Çınar Gayrimenkul  Termal Emlak Devremülk Termal Tatil Kiralık Termal , Satış Pazarlama Ticaret Limited Şirketi

Vitaminler: Romatizmalı hastalarda gerek beslenme bo­zukluğuna gerekse hastalığa veya yaşlılığa bağlı olarak bazen vi­tamin ve iştah artırıcı ilaçlara gereksinim duyulmaktadır. Bu ilaç­lar hastanın vücut direncini artırarak kemik ve kasları güçlendire­rek tedaviye yardımcı olmaktadırlar.

Fizik tedavi programı

Romatizmalı hastalarda çoğu zaman tedaviye ihtiyaç duyul­maktadır. Fizik tedavi amacıyla kullanılan cihaz ve tedavi şekille­ri şunlardır.

Elektrik akımları ve romatizma fizik tedavisi: Elektirik akımları alçak, orta ve yüksek frekanslı olmak üzere 3 şekilde romatizmalı hastalarda veya her­hangi bir nedenle felç geçirmiş hastalarda tedavi amacıyla kulla­nılmaktadır. Alçak ve orta frekanslı elektirik akımlarının uyarıcı, yüksek frekanslı elektirik akımlarının ısıtıcı özellikleri vardır. Elektrik akımları genellikle ağrılı bölgelere 10-15 dakika süreyle dozu ve frekansı hastaya, hastalığa göre ayarlanarak her gün ve­ya gün aşırı olmak üzere uygulanır. Elektirik akımlarının kan do­laşımını artırıcı, sinir ve kasları uyarıcı, ağrı giderici, ağrı eşiğini yükseltici ve ağrılı bölgede birikmiş sıvıyı dağıtıcı özellikleri var­dır. Yüksek frekanslı elektirik akımlarının kasları kemikleri ve bağları kuvvetlendirici etkileri de vardır. Pek çok romatizmal ağrı­nın tedavisinde ve felçlerde elektirik akımları kullanılmaktadır.

Isı tedavisi: Isı tedavisi çok eski çağlardan beri romatizmal ağrıların tedavsinde kullanılmaktadır. Özellikle güneş, sıcak sular ve kum tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Fizik tedavi amacıyla romatizmal hastalarda kullanılan ısıtıcı araçlar yüzeysel ve derin ısıtıcı araçlar olmak üzere iki gruptur. Yüzeysel ısıtıcı araçların sı­caklıkları tedavi bölgesinde fazla derine ulaşamaz. Ancak ciltteki bazı sinir uçlarını uyararak etkili olurlar. Derin ısıtıcı araçlardan ultrason yüksek frekanslı ses dalgası veren bir cihazdır. Yüksek frekanslı ses dalgası tedavi bölgesine gönderilirse tedavi bölgesinde ısınma meydana getirir. Ultrasonun etkisi derin doku­lara da ulaşarak eklemlein derin kısımlarının ısınmasını sağlar. Isının etkisiyle ağrılı bölgede kas spazmı çözülür, damarlar geniş­ler kan dolaşımı canlanır. Sonuçta hastanın ağrıları azalır.

Gerek elektirik akımları ve gerekse ısıtıcı fizik tedavi araçları gereksiz ve konuyu bilmeyen kişilerce kullanılırsa zararlı olabi­len, aksi takdirde herhangi bir zararı olmayan tedavi araçlarıdır.

Masaj ve egzersiz: Romatizmal ağrılı hastalarda masaj ve egzersiz sık olarak tavsiye edilmektedir. Masaj, elle veya özel ci­hazlarla yapılan bir tedavi şeklidir. Uygulandığı dokuları uyara­rak kasların gevşemesini ve güçlenmesini sağlar. Egzersizlerde genellikle ısı tedavisinden sonra uygulanan bir tedavi olup ekle­me komşu kasları güçlendirir, eklem hareket genişliğini artırır. Ayrıca kemikleri kuvvetlendirerek kemik zayıflığı gelişmesini ön­lerler.

Masaj, bir çok romatizmal hastalıkta kullanılmaktadır. Özel­likle bel ve boyun bölgesinin ağrılı rahatsızlıklarında, diğer roma­tizmal eklem hastalıklarında, felçlerde, eklem ameliyatlarından önce veya sonra, devamlı yatmak zorunda kalan hastalarda geli­şen yatak yaralarının tedavisinde, sinir romatizmalarında, varis yaralarının tedavisinde, gerilim başağrılarında ve değişik neden­lerle gelişebilen kas sertleşmelerinde kullanılır. Masaj tedavisin­den evvel hasta tedavi konusunda bilgilendirilmelidir. Bazı du­rumlarda masaj tedavisi zararlı olabilir. Kalp yetmezliğinde, ka­nama ihtimali olanlarda damar iltihabı varsa, tedavi bölgesinde iltihaplanma, kanser vb. hastalıklar mevcudiyetinde ve hastanın genel durumunun bozuk olduğu durumlarda masaj tedavisi yapı lirken çok dikkatli olunmalıdır.

Egzersiz tedavisi romatizmal hastalıkların tedavisinde sık olarak kullanılan bir yardımcı tedavi şeklidir. Hemen hemen bü­tün romatizmal eklem, kas ve kemik hastalıklarında egzersiz te­davisi önerilmektedir. Egzersizler kasların kuvvetini, kasılma gü­cünü, elastikiyetini ve kaslar arası düzgün çalışmayı artırmakta­dır. Ayrıca eklemlerin hareket edebilme yeteneğini artırmakta ve ekleme komşu bağlan güçlendirmektedir. Kemikler üzerine de eg­zersizlerin olumlu etkileri vardır. Hareketsizlik kemiklerdeki kal­siyumun kemikten ayrılmasına neden olur. Egzersizler ise kemik­lerin kalsiyum tutmasına yardımcı olarak kemikleri güçlendirir ve kemik zayıflamasını engeller. Ayrıca egzersizlein diğer sistemler üzerine de olumlu etkileri vardır. Egzersiz yapılırsa solunum fonksiyonları ve akciğerin solunum kapasitesi gelişir. Egzersizin kalp üzerine de önemli olumlu etkileri vardır. Sindirim sistemi ve böbreklerde egzersizlerden olumlu yönde etkilenir.

Egzersizler pasif olarak (başkası tarafından yaptırılan), aktif olarak ve dirençli olarak uygulanır. Aktif egzersizleri hasta ve te­daviyi yaptıran birlikte yaparlar. Dirençli egzersizlerde yay, halter veya kum torbası gibi araçlar kullanılarak yapılır. Genel durumu iyi olmayanlarda, sistemik ciddi bir diyalog kurulamayan hasta­larda egzersiz tedavisi yapılırken dikkatli olunmalıdır.

Çekmetedavisi (Traksiyon): Çekme tedavisi özellikle bel ve boyun ağrılı hastalarda uygulanan bir tedavi şeklidir. Çekme esa­sında kaslardaki sertlik azalmakta ve fıtıkların yerine yerleşmesi sağlanbilmektedir. Ayrıca hastaların ağrısı azalmaktadır. Çekme tedavisi esnasında 10-60 kilo arasında bir çekme kuvveti uygu­lanmakta ve bu hastanın yaşına, kilosuna, hastalığına, hastalığı­nın ağırlığına göre ayarlanmaktadır. Malesef halk arasında da ya­pılan benzeri çekme tedavilerinde her hastaya aynı kilo ile çekme uygulanmakta ve zararlı olunabilmektedir.

Maniplasyon tedavisi de elle yapılan bel ve boyun ağrılı has­talarda o bölgedeki incinmeyi elle düzeltmeye yarayan bir tedavi şeklidir.

Diğer tedavi şekilleri: Diğer tedaviler içinde soğuk tedavisi, laser tedavileri, akupunktur ve biofedback tedavileri bulunmakta­dır. Bu tedavi şeküleri de değişik romatizmal hastalıklarda gerek­tiğinde kullanılmaktadır.

Romatizma Kaplıca Tedavisi

Kaplıca tedavisi şifalı sularla yapılan tedavi demektir. Şifalı su; ısısı, kokusu, tadı ve rengi musluk suyundan farklı olup top­raktan çıkan sular demektir. Isısı 20 derecenin altında olanlara iç­mece, 20 derecenin üzerinde olanlara kaplıca, ılıca veya çermik denilmektedir. Şifalı sular ısılarına, ihtiva ettikleri kimyasal mad­delere göre gruplandırılmışlardır. Termal (sıcak), tuzlu, kükürtlü, karbondioksitli ve radyoaktif sular olmak üzere 5 grup kaplıca suyu varır.

Kaplıca sularının nasıl etkili oldukları konusunda değişik ça­lışmalar yapılmış ve değişik görüşler ileri sürülmüştür. Kaplıca sularının ısısının, ihtiva ettikleri kimyasal maddelerin etkili oldu­ğu kabul edilmektedir. Ayrıca kaplıca tedavisi esnasında organiz­madaki bazı sistemlerin olumlu yönde uyarıldıkları, vücutta mor­fin benzeri bazı maddelerin ortaya çıktığı ve kısmende kaplıca te­davisinin psikolojik etkisi olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca kap­lıcanın bulunduğu ortam ve iklimin olumlu etkileri vardır. Kaplıca tedavisi pek çok hastalıkta tavsiye edilmektedir.

Bu hastalıkların bazıları şunlardır.

- Romatizmal hastalıklar (Kireçlenmeler başta olmak üzere, kas romatizmalarında, sinir romatizmalarında, iltihaplı romatiz­maların ileri devrelerinde, ortopedik ameliyatlardan sonra gelişen eklem sertliklerinde).
– Sinir sistemi hastalıkları (Yarım felçler, çocuk felci ve beyin felcinde, kas hastalıkları ve kas erimelerinde, kas güçsüzlük­lerinde, sinir hastalıklarında).
– Solunum sistemi hastalıklarında (kronik bronşit, astım, amfîzem, kronik boğaz ve ses telleri hastalıklarında.
– Dolaşım sistemi hastalıklarında (Kroner yetmezliklerde, da­mar sertliklerinde, damar yetmezliklerinde, varis yaralarında, ba­zı tansiyon düşüklüklerinde ve yüksekliklerinde, kalp düzensiz­liklerinde) .
– Kan hastalıklarında (kansızlık vb.)
– Mide ve barsak hastalıklarında (dişeti hastalıkları, gastrit ve ülserler, hazımsızlıklar, bazı tür kabızlıklarda, safra kesesi hastalıklarında)
– İdrar yolları ve üreme organları hastalıklarında (Böbrek ve idrar yolları taşlarıda, bazı kısırlık türlerinde, adet düzensizlikle­rinde)
– Cilt hastalıklarında kaplıca tedavisi tavsiye edilmekte ve hastalar fayda görmektedirler.

Şifalı sularla yapılan tedavi banyo şeklinde, içilerek veya ça­mur banyosu yada kaplıca suyunun dumanı solunarak yapılmak­tadır. Kaplıca tedavisi bazı durumlarda zararlı olabilmektedir. Hastanın genel durumu iyi değilse, başka ciddi bir iç organ hasta­lığı varsa, kanama veya iç organlarla ilgili bir tıkanma varsa, cid­di damar hastalığı, düzensiz tansiyon yüksekliği varsa ve ciddi kansızlık ve şeker hastalığında kaplıca tedavisi zararlı olabilir, uygulanırken dikkatli olunmalıdır. Uygulama prensipleri şunlar­dır.

- Banyoya günde bir kez ve haftada 5 gün girilmelidir.
– Banyolar sabah aç karnına veya hafif bir kahvaltıdan sonra alınmalıdır.
– Banyodan evve tuvalete gidilmelidir.
– Banyo suyunun sıcaklığı 37-38 dereceyi geçmemelidir.
– Suyun içinde fazla hareket edilmemeli ve sakin bir şekilde yatılmalıdır.
– Banyodan sonra iyice kurulanmalı üşütülmemelidir.
– Banyo süresi 20 dakikayı geçmemelidir.

Toplam süre 3-4 haftayı aşmamalıdır.

Cerrahi tedavi: Romatizmal eklem hastalıklarında uygula­nan tedvailerle beklenen iyilik sağlanamazsa cerrahi girişim ile eklemin hareketliliği sağlanır. Hastanın ağrıları giderilir. Zayıf kaslar kuvvetli olanlar ile desteklenir.

Çınar Gayrimenkul  Termal Emlak Devremülk Termal Tatil Kiralık Termal , Satış Pazarlama Ticaret Limited Şirketi

 

Tagged: , , ,

0 yorumlar