Kaplıca Kürleri

Kaplıca Kürleri

Kaplıca Kürleri

Kaplıca Kürleri

Doğa,doğatermal,doğa termal,esenköy,devremülk,tatilköyü,tatil,doğatermalesenköy,doğa termal esenköy,doğa esenköy,doga,dogatermal,doga termal,doga termal esenköy,doga devremülk,esenköy tatilköyü,doga esenköy tatilköyü

Termal Kürler

Termal banyo kürleri

İnsan vücudununkine yakın, 35-38°C aralığında sıcaklığa sahip olan maden suları ile yapılır. Genelde önerilen belli zaman aralıklarında termal su ile dolu bir banyo küvetine veya havuza girilerek gerçekleştirilir. Tüm vücut ile yapılan küre tam banyo, yarı beline kadar suya girilerek uygulanan türüne yarım banyo ve su kaynağının zengin olduğu merkezlerde duş mekanizması aracılığı ile uygulanan türüne duş banyosu adı verilir.

Termal buhar kürleri

Vücut sıcaklığının üzerinde olan sıcaklıklardaki maden suyu buharından yararlanılarak gerçekleştirilir. Uygulama biçimi, genelde buharın soluma yoluyla içe çekilmesi (inhalasyon) biçimindedir. Tedavi merkezinde sıcak su buharı, tavandaki veya zemindeki buhar delikleri aracılığı ile tedavi odasına iletilir. Sıcak su buharının cilt sorunlarının giderilmesinde de yararlı olduğu belirtilmektedir.

İçme kürleri

Bazı maden sularından tedavi amaçlı olarak içilerek yararlanılır. Belli zaman aralıklarında belli miktarlarda maden suyunun içilmesi biçiminde uygulanan bu tedavi türüne içme kürü adı verilir. Kürün ayrıntıları bu konuda uzman bir doktor tarafından belirlenmelidir. Genel olarak içten tedavi adını alan bu kürün deri altına şırınga, buğu, serpintileme, gargara, lavaj gibi türleri de vardır.

Çamur kürü

Bazı bölgelerde yüzeye çıkan maden suyu toprağın ıslanarak çamur halini almasına neden olur. Söz konusu çamur, suyun içindeki erimiş madenlerle doymuş halde bulunur. Çamur kürü, bu çamurun içine yatılması veya çamurun vücudun önerilen yerlerine sürülmesi biçiminde uygulanır. Bu tedavi biçiminde çamurun içinde erimiş olan kimyasal maddeler cildin gözeneklerinden içeriye sızarak hastalıklı dokuların tedavisi yönünde işlev görürler.

Tıpta; erimiş mineraller içeren termal sularla yapılan kür uygulamalarına balneoterapi, tatlı sularla yapılan kür uygulamalarına hidroterapi, sağlıklı iklim ve ortamlarda bulunarak yapılan iklimsel kürlere klimaterapi ve deniz ikliminde deniz suyu ile yapılan kürlere talassoterapi, çamur banyosu halinde yapılan kürlere peloidoterapi, mağara mekanları kullanılarak uygulanan kürlere speleozerapi, güneş aracılığı ile uygulanan kürlere helioterapi adı verilmektedir. Genelde bu tedavi türleri, tıbbi termal tedavi ve dinlenme merkezlerinde fizik tedavi, rehabilitasyon, mekanoterapi, egzersiz, psikoterapi, diyet gibi yardımcı tedavilerle desteklenmektedir.

Yukarıda sözü edilen kürlerin kişiler üzerinde yarattığı etkileri iki yönde ele almak mümkündür:
1 – Özel etkiler
2- Genel etkiler.

Doğa,doğatermal,doğa termal,esenköy,devremülk,tatilköyü,tatil,doğatermalesenköy,doğa termal esenköy,doğa esenköy,doga,dogatermal,doga termal,doga termal esenköy,doga devremülk,esenköy tatilköyü,doga esenköy tatilköyü

Kürün özel etkisi; fiziksel açıdan suyun fiziksel özelliği, sıcaklığı, hidrostatik basıncı, özgül ağırlığı, buna bağlı olarak kaldırma kuvveti ve iletkenliği ile oluşur. Suyun kimyasal özelliklerine bağlı olarak oluşan özel etkinin kaynakları, sudaki mineral ve gazların türü, yoğunluğu ve vücut tarafından emilme kapasitesidir. Ayrıca kaplıcanın bulunduğu yerin iklimi, yerel radyasyon özellikleri, havanın sıcaklığı ve nem oranı, basınç, rüzgar özellikleri, elektriksel iyon yoğunluğu kürün vücut üzerindeki özel etkilerinde değişiklikler yaratır. Ayrıca maden suyunun kaynağı dolayında bulunan bitki örtüsü ve hayvan toplulukları, suyun fiziksel ve kimyasal değişime uğramasına, neden olarak özel etkileri olumlu veya olumsuz yönlendirebilir.

Kürün (doktor denetiminde) sürekli ve düzenli olarak uygulanmasıyla elde edilen olumlu değişikliğe genel etki adı verilir ki kür uygulamasının birincil amacı bu tedavi etkisini elde edebilmektir. Genel etki fikri,
1- Hastalığa neden olan etmenlerin ortadan kaldırılmasını,
2- Eksiği tamamlamayı,
3- Kimyasal maddeler aracılığı ile organ fonksiyonlarının yönlendirilmesini,
4- Tembih etme ve egzersiz tedavisi yapılmasını içerir.

KAPLICA SULARI İLE YAPILAN TEDAVİ ŞEKİLLERİ NELERDİR?

• DIŞ UYGULAMALAR
A) Banyolar
a) Tam banyo (havuzda veya küvette omuz hizasına kadar suya girme şeklinde)
b) Dörtte üç banyo(sekizinci kaburga hizasına kadar suya girme şeklinde)
c) Yarım banyo ( göbek hizasına kadar suya girme şeklinde)
d) Lokal banyo (kol veya bacaklara lokal olarak uygulama şeklinde).

B) Duşlar .
• İÇ UYGULAMALAR
a) İrrigasyonlar (ağız, burun, boğaz, bağırsak yıkamaları şeklinde),
b) Mineralli suların içilmesi
c) İnhalasyon (Minerali suların buhar ve aerosol haline getirilerek solunum yollarına uygulanması şeklinde).

KAPLICA SULARI İLE BANYO UYGULAMALARININ YAN ETKİLERİ NELERDİR?
Yan etkiler oldukça seyrek görülür. Yan etkiler arasında tansiyon düşmesi, çarpıntı, tok karnına girilirse kusma, kişinin kendini kötü hissetmesi sayılabilir.

KAPLICA KÜR KRİZİ NEDİR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Kişinin kaplıca tedavisine uyum süreci sırasında tedavinin 7 – 10 ‘ uncu günleri arsında ortaya çıkan, var olan şikayetlerde artma, halsizlik,
bitkinlik gibi bulgularla karakterize tabloya kür krizi veya termal kriz
adı verilmekte ve bir tür uyumda zorlanma ile açıklanmaktadır.
Genellikle tedavi gerektirmemesine, kendiliğinden düzelmesine karşın, şiddetli olduğunda tedaviye bir süre ara verilmesini veya nadiren kesilmesini gerektirebilir.

KAPLICA TEDAVİSİ HANGİ HASTALIKLARDA KESİNLİKLE YASAKTIR?
• Ateşli veya infeksiyöz hastalıklar,
• Kalp, böbrek, karaciğer gibi organ yetersizlikleri,
• Aktif tümör varlığı,
• Herhangi bir iç organın infeksiyöz hastalığı (sarılık, plörezi, nefrit vb.)
• Aktif ülser,
• Kanama ile seyreden hastalıklar,
• Hastalıkların akut (alevlenme) dönemleri.

KAPLICA TEDAVİSİ VERİLMESİ UYGUN GÖRÜLMEYEN HASTALIKLAR NELERDİR?
• Kalp krizi geçirenler ve / veya kalp operasyonu geçirenler,
• Aşırı yüksek veya düşük tansiyonu olanlar,
• Derin anemi (kansızlık) ve genel durum bozukluğu,
• Vaskülit (damar iltihapları),
• Akut tromboflebit,
• Epilepsi (sara hastalığı),
• Akut ya da kronik idrar yolları, safra yolları ve barsak tıkanıklıkları,
• Açık yaralar.

KİMLERE KAPLICA TEDAVİSİ UYGULANMAZ?
• 70 yaş üstü kişiler,
• Kadınlarda menstrüasyon dönemleri, gebelik ve doğum sonrası dönemler.

KAPLICA TEDAVİSİ UYGULAMA ÖZELLİKLERİ NELERDİR?
• Kaplıca kür tedavisi mutlaka kaplıca ve kür tıbbı uzmanı hekim veya yoksa başka bir uzman hekim tarafından düzenlenmeli ve takip
edilmelidir.
• Banyo suyunun sıcaklığı tercihe göre 36 ºC-40 º C arasında olmalıdır.
• Banyo sayısı haftada 3–6 gün arasında değişebilir
• Banyo süresi ortalama 15–20 dakikadır. Tercihen bazı sularda 30–40 dakikaya kadar uzatılabilir.
• Günde tek veya iki banyo uygulanabilir.
• Kürde toplam banyo sayısı ortalama 15–20’dir. Banyo kürünün süresi en az 2, en çok 6 hafta sürer.
• Yeterli sıvı desteği sağlanmalıdır.
• Termal havuz içinde yüzülmemeli, fazla hareket etmeden dik veya oturur pozisyonda durulmalıdır.
• Su içi egzersiz yapılacaksa vücudun ne sıcak ne de soğuk hissettiği 34–35 º C veya daha düşük sıcaklıklarda sular kullanılmalıdır. Kesinlikle
daha sıcak sularda egzersiz yapılmamalıdır.
• Kişi banyodan sonra mutlaka iyice kurulanmalı ve termal konfor koşullarına uygun ısıtılmış (24–25 º C sıcaklıkta) bir odada yarım ile bir
saat kadar dinlenmelidir.
• Dinlenmeden sonra kişi, masaj veya egzersize alınabilir veya sportif aktivitelere katılabilir. Yine bu arada kişiye gerekirse fizik tedavi de uygulanabilir.

KAPLICA SULARI İLE YAPILAN BANYONUN ETKİ MEKANİZMALARI NELERDİR?
A) Özel Etkiler;
1- Mekanik (fiziksel) Etkiler;
a) Kaldırma kuvveti,
b) Hidrostatik (suyun vücut yüzeyine yaptığı) basınç
c) Viskozite (Su içi yapılan harekete suyun relatif direnci)
2- Termik (Sıcaklık) Etkiler,
3- Kimyasal (Mineral) Etkiler.

B) Genel etkiler
Genel etki; belli aralıklarla tekrarlanan uyaranlarla organizmanın kendi güçlerinin harekete geçirilmesi temeline dayanır. Burada hem çevresel iklim değişikliklerinin ve diğer tedavilerin hem de termomineralli kaplıca suyu ve çamurlarının fiziksel, kimyasal ve termik etkilerinin rolü vardır.
Kaplıca tedavisinden sonraki genel etkiler; hem uzun yıllara dayalı gözlem ve deneyimlerin hem de klinik çalışmaların ortaya koyduğu gibi 6–12 ay sürebilmektedir.

KAPLICA TEDAVİSİNDE ETKİLİ OLAN FAKTÖRLER NELERDİR?
• Uygulanan tedavi yöntemleri,
• Ortam değişimi,
• İklimsel etkenler,
• Plasebo etki,
• Psikolojik etkenler,
• Günlük yaşantının düzenli olması,
• Olumsuz çevresel etkenlerin bulunmaması,
• Destek yöntemler(Sağlık eğitimi, psikolojik destek, diyet düzenlenmesi, günlük yaşantının üzenlenmesi).

Doğa,doğatermal,doğa termal,esenköy,devremülk,tatilköyü,tatil,doğatermalesenköy,doğa termal esenköy,doğa esenköy,doga,dogatermal,doga termal,doga termal esenköy,doga devremülk,esenköy tatilköyü,doga esenköy tatilköyü

KAPLICA TEDAVİSİNE İLAVE EDİLEBİLEN EK TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR?
• Fizik tedavi,
• İlaç tedavisi,
• Masaj,
• Egzersiz,
• Aromaterapi,
• Fitoterapi,
• Akupunktur,
• Sağlık eğitimi,
• Psikolojik destek,
• Diyet düzenlenmesi,
• Günlük yaşantının düzenlenmesi.

BALNEOTERAPİ NEDİR?
Toprak, su ve iklim kaynaklı (şifalı) etkenlerin banyo, içme ve inhalasyon şeklinde, seri halde uygulanmaları ile yapılan, ortam değişimi de sağlayarak, bu yörenin iklim ve biyolojik ortamının da etkisi altında ve kür tarzında gerçekleştirilen bir tedavi yöntemidir. Balneoterapi uygulamaları “kaplıca tedavisi” kapsamında yer alır.

KLİMATERAPİ NEDİR?
Bir kür merkezinin bölgesel iklim faktörlerinin ( hava sıcaklığı, hava basıncı, nem, rüzgar, oksijen, aerosoller, ultraviyole, iyonlar, elektrik ve manyetik alanlar v.b ) yararlı ve olumlu etkilerinin tedavi
amaçlı kullanılmasıdır. Klimaterapi uygulamaları da “kaplıca tedavisi” kapsamında yer alır. Klimaterapi uygulamaları kaplıca tedavisi kapsamında yer alır.

BALNEOLOJİK SULARIN SINIFLANDIRILMASI NASILDIR?
Termal sular : Doğal sıcaklıkları 20ºC üzerinde olan sular.
Mineralli sular :Litrelerinde 1 gr.’ın üzerinde çözünmüş mineral içeren sular.
Termomineral sular : Hem doğal sıcaklıkları 20ºC üzerinde olan hem de litrelerinde 1 gr.’ın üzerinde çözünmüş mineral içeren sular.
Ayrıca, bazı mineralleri en az ( eşik ) değerlerin üzerinde içeren özel balneolojik sular da tanımlanmıştır :
Karbondioksitli sular : 1 gr./L üzerinde çözünmüş serbest CO2 içeren sular.
Tuzlu sular : 1 gr./L üzerinde tuz ( Nacl ) içeren sular
Tuzlalar : 14 gr./ L üzerinde tuz ( Nacl ) içeren sular
Radonlu sular : 666 Bq/L veya 18 nanocurie/L üzerinde radon ışınımı içeren sular.
Radyumlu sular : 10¯7 mg./L üzerinde radyum ışınımı içeren sular.
Kükürtlü sular : 1 mg./L üzerinde -2 değerlikli kükürt içeren sular.
İyotlu sular : 1 mg./L üzerinde iyot içeren sular.
Florürlü sular : 1 mg./L üzerinde florür içeren sular.
Demirli sular : 20 mg./L üzerinde +2 değerlikli demir içeren sular.
Yukarıdaki sınıflandırmada herhangi bir özel su grubuna girmeyen termomineral sular miks sular diye sınıflandırılırlar.Bu sularda en sık bulunan anyonlar şunlardır; klorür (Cl), sülfat (SO4) ve bikarbonat (HCO3), katyonlar ise; sodyum (Na), kalsiyum(Ca) ve magnezyum(Mg). Miks balneolojik sular içerdikleri iyonlardan baskın olanlarına göre isimlendirilirler; % 20 milivalin üzerindeki düzeylerde taşıdığı anyon ve katyonlar, o suya adını verir.

Bütün bu tanımlanan suların dışında kalan sular ise şunlardır:
Akratotermal sular: Toplam mineralizasyonu 1 gr./L altında,ancak doğal sıcaklıkları 20ºC üzerinde olan balneolojik sular.
Akratopegal sular: Toplam mineralizasyonu 1 gr./L altında ve doğal sıcaklıkları 20ºC altında olan sular.

KAPLICA KÜRÜNÜN AVANTAJLARI
Kaplıca aslında son dönemde moda olan terimiyle bir detox’tur. Arınma ve temizlenmeyle birlikte bünyenin güçlenmesini sağlar. Kişi hastalıkların kötüleştirici etkilerini üzerinden atabilir. Kaplıcanın bulunduğu iklimin etkilerinden yararlanır. Diyet, egzersiz, uyku, dinlenme programlarıyla birlikte kaplıca kürü uygulanırsa, vücut için bir dinçleşme sağlanır. Kaplıca, kişinin iş ve aile yaşantısını aktif sürdürebilmesi için rehabilitasyon sağlar.

Kaplıca tedavisinden her yıl yineleyerek yararlanmak son yıllarda en çok tartışılan konulardan biri olmuştur. Kaplıca tıbbında kaplıca kürünün belli bir süre olması gerekiyor. Yapılan çalışmalarda bu süre en az 10 gün en çok 15 gün, bazı durumlarda üç hafta daha iyi sonuç sağlamaktadır. Doktorun gerek görmesi durumunda süre çoğaltılabilir veya azaltılabilir. Klima terapide altı haftaya kadar uzayabilir. Dolayısıyla burada hastalığa ve kaplıca olanaklarına göre her hasta için özel olarak belirlenmesi gerekiyor.

Bir kaplıca küründe uygulanacak tedavi yöntemleri hastanın durumuna, hastalığına göre düzenlenir ve kür süresince alınan yanıta göre gerekli modifikasyonlar yapılır. Çağdaş kaplıca küründe balneoterapi yöntemleri yanında ilaç tedavisi, fizik tedavi, egzersiz tedavisi, diyet, psikoterapi, sağlık eğitimi de aynı zamanda uygulanabilir. Bu uygulamaya kompleks kaplıca kürü adı verilir. Balneoterapi de termal ve mineralli sular, peloidler(doğal çamur) ve doğal gazlar tedavi aracı olarak kullanılırlar. Banyolar (tüm vücut, yarım, 3/4, oturma, ayak-kol banyoları, İçme kürleri, İnhalasyon uygulamaları başlıca yöntemleri arasındadır.

KÜR ÇEŞİTLERİ
Banyolar
a) Tam banyo(Havuzda omuz hizasına kadar suya girme şeklinde)
b) Dörtte üç banyo ( sekizinci kaburga hizasına kadar suya girme şeklinde)
c) Yarım banyo( göbek hizasına kadar suya girme şeklinde)
d) Lokal banyo( Kol veya bacaklara lokal olarak uygulama şeklinde)
e) Duşlar
İç uygulamalar
a) İrrigasyonlar ( Ağız,burun,boğaz,bağırsak yıkamaları şeklinde )
b) Mineralli suların içilmesi
c) İnhalasyon ( Minerali suların buhar ve aerosol haline getirilerek solunum yollarına uygulanması biçiminde)

KÜR ETKİLERİ
Kürün doktor denetiminde sürekli ve düzenli olarak uygulanmasıyla elde edilen olumlu değişikliğe genel etki adı verilir. Kür uygulamasının birincil amacı bu tedavi etkisini elde edebilmektir. Genel etki; hastalığa neden olan etmenlerin ortadan kaldırılmasını, eksiği tamamlamayı, kimyasal maddeler aracılığı ile organ fonksiyonlarının yönlendirilmesini tembih etme ve egzersiz tedavisi yapılmasını içerir.

BANYO KÜRLERİ
Merkezi ve periferik kronik inflamatuar hastalıklar, Omurga hastalıkları, Travmatik lezyonlar, Spastik paraliziler, Nöro ve myopatiler, Vasküler nörolojik hastalıklar, İnme rehabilitasyonu, Nöro-vejetatif distoni, Dejeneratif eklem hastalıkları, Yumuşak doku romatizmaları, Bazı inflamatuar romatizmal hastalıklar (örneğin Ankilozan Spondilit, Romatoid Artrit), Ortopedik girişimler sonrası, Travmalar sonrası, Kalp-Dolaşım Sistemi Hastalıkları gibi konularda kaplıca banyoları olumlu sonuçlar sağlamaktadır.

İnsan vücudununkine yakın, 35-38°C aralığında sıcaklığa sahip olan maden suları ile yapılır. Genelde önerilen belli zaman aralıklarında termal su ile dolu bir banyo küvetine veya havuza girilerek gerçekleştirilir. Tüm vücut ile yapılan küre tam banyo, yarı beline kadar suya girilerek uygulanan türüne yarım banyo ve su kaynağının zengin olduğu merkezlerde duş mekanizması aracılığı ile uygulanan türüne duş banyosu adı verilir.

Kaplıca tedavisi en başta kaplıca suyunun kullanılmasına dayanmaktadır. Buna bilimsel tıpta banyo tedavisi denmektedir. Sonuçta kaplıca suyuna farklı sıcaklıklarda, farklı ortamlarda küvet olsun, lokal uygulamalar olsun ya da havuz olsun vücudun suya girmesi biçiminde, banyo olarak uygulanması en yaygın kullanımdır.

Kaplıca tedavisine özgü balneoterapi yöntemleri arasında en sık kullanılan banyo uygulamaları; hemodilüsyon, diürezis, antiinfila-masyon, eklem ve kaslarda relaksasyon, antialji gibi bir dizi etkisi kanıtlanmıştır. Bu etkilerden banyonun (kaplıca suyunun) mekanik ve termik mekanizmaları sorumlu tutulmuştur. Oysa, kaplıca tedavisinde banyo kürlerinde kullanılan termo-mineral suların kimyasal bileşimleri de gösterilen etkilerin gelişmesinde rol oynamaktadır.

Kaplıcada banyo suyunun sıcaklık derecesi de tedavinin önemli faktörlerinden biridir. Genel olarak, banyo suyunun sıcaklık derecesi vücut hararetinde, 36ºC-38ºC bulunması gerekir. Ancak su ne kadar sıcaksa o kadar faydalıdır inancı yaygındır. Yanlış olan bu görüş yüzünden, sıcak sularda haşlananlar pek çoktur. Sıcaklık 38ºC-40ºC dereceyi geçmemelidir. Ayrıca, alışkanlıklar, vücut örtüsündeki yağ tabakasının kalınlığı, kan dolaşımının normal olup olmadığı da kişinin sıcaklığa karşı göstereceği tepkiyi etkiler.

Sıcak su banyolarına tok karnına girmek sakıncalıdır. Banyolar, kesinlikle sabahları aç karnına ya da hafif bir kahvaltıdan bir saat sonra veya akşamları yemekten iki saat önce alınmalıdır. Ağır hamur tatlılardan uzak durmalı, yağsız ızgara, sebze, meyve ve haşlamalar yenilmelidir. Sıvı ihtiyacını maden sularından veya normal içme suyundan karşılamakta yarar vardır. Gazlı içeceklerden kaçınılmalıdır.

Günde en çok iki banyo tercih edilmelidir. Banyo sayısı haftada 4-7 gün arasında değişebilir. Kürler günlük veya günaşırı yapılır. Günlük kürlerde haftada bir gün ara verilir. Banyo süresi ortalama banyo süresi 5-25 dakika olarak belirlenir. Süre başlangıçta az tutulur, giderek artırılır. Tercihen bazı sularda 30-40 dakikaya kadar uzatılabilir. Kürde toplam banyo sayısı ortalama 15-21 olmalıdır. Banyo kürünün süresi en az 2, en çok 6 hafta sürer. Gerekli faydayı sağlamak için 3 haftalık bir tedavi ve en az 21 banyo önerilmektedir.

Birinci banyo kahvaltıdan önce aç karnına veya kahvaltıdan 1 saat sonra, ikinci banyo akşam yemeğinden 2 saat önce alınması halinde azami derece fayda sağlanır. Banyoda kalma süresi ilk gün 10 dakika, sonrakilerde ise hastanın bünyesine ve hastalığa göre, 12-20 dakika arasında olmalıdır.

Termal havuz içinde yüzülmemeli, fazla hareket etmeden dik veya oturur pozisyonda durulmalıdır. Fazla hareket dolaşım sisteminde aşırı yüklenmelere sebepolur. Su içi egzersiz yapılacaksa vücudun ne sıcak ne de soğuk hissettiği 34ºC-35ºC veya daha düşük sıcaklıklarda sular kullanılmalıdır. Kesinlikle daha sıcak sularda egzersiz yapılmamalıdır. Suyun kaldırma kuvvetinden dolayı su içinde egzersiz kolay yapılır. Su içinde hareket deriden mineral ve gaz emilimini artırır.

Tedavi süresince vücudunuzu üşütmemeli, yün elbise, kalın çorap ve kapalı ayakkabı giymelisiniz. Kişi banyodan sonra mutlaka iyice kurulanmalı ve termal konfor koşullarına uygun ısıtılmış (24ºC-25ºC sıcaklıkta) bir odada yarım ile bir saat kadar dinlenmelidir. Yatakta terleme süresi geçmeli, terli çamaşırlar değiştirildikten sonra kısa bir yürüyüş yapmalıdır. Dinlenmeden sonra kişi masaj veya egzersize alınabilir veya sportif aktivitelere katılabilir. Yine bu arada kişiye gerekirse fizik tedavi modaliteleri de uygulanabilir.

Dört-beş banyodan sonra özellikle içme için tedavide kaşınmaya benzer durumlar ortaya çıkabilir. Bunlar önemsizdir, bir süre sonra kaybolur.

İÇME KÜRLERİ
Balneoterapide termo-mineral sularla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan yöntem, doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu bölünmüş dozlarda ve belirli miktarlarda içilmesi ile yapılan içme kürleridir. Elverişli kaplıca suyunun uygun sıcaklıklarda özellikle oda sıcaklığında içilerek kullanılabilmektedir. Bazı maden suları ihtiva ettikleri minerallerin özelliğinden dolayı içilmekle fayda verirler. Özellikle içme için tedavide kaşınmaya benzer durumlar ortaya çıkabilir. Bunlar önemsizdir, bir süre sonra kaybolur.

Genel olarak içten tedavi adını alan bu kürün deri altına şırınga, buğu, serpintileme, gargara, lavaj gibi türleri de vardır. Günde kaç defa, ne zaman ve ne miktarda içileceği yine doktor tarafından tavsiye edilmiş olmalıdır. Kronik hastalıklarda tavsiye edilir. Süresi 3-6 hafta olmalıdır. Birinci gün; aç karnına bir defada 6 su bardağı (1.5 litre); ondan sonraki günler; sabah, öğle ve akşam yemeklerinden yarım saat önce ikişer su bardağı içilir.

Burada kullanılan mineralli suyun kimyasal birleşimine bağlı olarak, sindirim sistemi organ ve fonksiyonları üzerinde doğrudan, böbrekler ve idrar yolları üzerinde ise, dolaylı etkiler ortaya çıkar. Ayrıca, kür tarzında belirli bir sürede ve belirli miktarlarda mineralli suların içilmesi ile organizma üzerinde genel olarak olumlu bir etki (resorbtif etki) de gelişir. Bu etki kendini fizyolojik ve patolojik süreçlerde bir dizi olumlu ve terapötik değişimlerle gösterir.

Termomineral suların sindirim yoluyla alınması diye de tanımlanabilen içme kürleri mineralli suyun kompozisyonuna göre endikasyon kazanır, içme küründe kullanılan su miktarı da arzulanan etkiye bağlı olarak değişir. Örneğin, magnezyum sülfatlı sular az miktarda alınırlarsa kolagogik etki, fazla miktarda alınırlarsa laksatif etki gösterirler. Yine, hastanın bir kaplıca kürü sırasında etkisine maruz kaldığı (banyo sırasında deriden, inhalasyonla solunum mukozasından ve içmede gastrointestinal mukozadan absorbsiyon ile) tüm minerallerin kümülatif etkisi göz önünde tutulmalıdır.

ÇAMUR BANYOSU KÜRLERİ
Bazı bölgelerde yüzeye çıkan maden suyu toprağın ıslanarak çamur halini almasına neden olur. Söz konusu çamur, suyun içindeki erimiş madenlerle doymuş halde bulunur. Çamur kürü, bu çamurun içine yatılması veya çamurun vücudun önerilen yerlerine sürülmesi biçiminde uygulanır. Bu tedavi biçiminde çamurun içinde erimiş olan kimyasal maddeler cildin gözeneklerinden içeriye sızarak hastalıklı dokuların tedavisi yönünde işlev görürler.

Tüm vücuda veya vücut kısımlarına banyolar veya paket şeklinde uygulanan rahatlatıcı bir tedavi yöntemidir. Derinin direncini arttırır. Vücutta sıkılaşma meydana getirir. Kırışık oluşmasını geciktirir. Stresi azaltır. Termal su tedavisini tamamlayıcıdır. Doğal özellikleri nedeniyle tedavi edici nitelikler taşıyan çamurun, özellikle banyo ya da paket tarzında uygulanmasıyla tedavi sağlanmaktadır.

Kaplıcalarda termal mineralli sulardan sonra en sık kullanılan diğer bir tedavi unsuru; şifalı çamurlardır. Dünyaca ünlenmiş çamur banyolarında toprak 68ºCC şifalı su ile karıştıldığında 40ºC-45<ºC bir çamur ortaya çıkar. Bu toprak kaplıca yakılarından sağlanan çok az kumlu kızıl bir kildir.

Çamur banyosu küvetini 30 cm kalınlığında dolduran kil, üzerinden geçirilen sıcak kaplıca suyu ile çamur haline getirilir. Sıcak kaplıca suyu çamurun üzerinden 3-5 cm kalınlığında bir süre bekletildikten sonra kesilerek küvetten tamamen akıtılmaktadır. Daha sonra kürekle açılan çamurun içerisine hasta başı dışarıda kalacak biçimde uzanmakta üstü çamur ile örtülmektedir. Belirli bir süre çamurun içerisinde kalan hasta için günde bir defa bu işlem uygulanmaktadır.

Bu çamur banyosuda her türlü romatizma, nevralji, nevrit, polinevrit, kırık-çıkık tedavilerinde, çocuk felcinde ve kadın hastalıklarında yararlı olduğu doktor raporları ile onaylanmıştır. Maden sularıyla senelerce ıslak kalarak çamur halini almış olan kaplıca toprağı, madensel tuzlara doymuştur. Bu çamurun içine yatıldığı veya vücuda sürüldüğü taktirde; kimyasal maddeler cildin gözeneklerinden içeriye sızarak dokulara nüfuz ederler. Çamurların sudan biraz farklı termo fiziksel özellikleri vardır. Vücutta ve dokularda daha derin, daha rahat ve güçlü bir ısınma yaratırlar. Dolayısıyla, daha yüksek sıcaklıklarda uygulanabilirler. Belirli bir bölgeye, ekleme, dize veya omuza uygulanabilirler. Birçok kaplıcada şifalı su ve çamur banyo terapisi uygulanabilir.

İNHALASYON KÜRLERİ
Daha az bir kullanım biçimi ise soluma yoluyla kullanılmasıdır. Sıcaklıkları vücut ısısının üzerinde olan maden sularının buharından istifade edilmektedir. Tavandan veya tabandan açılan deliklerden fışkıran buharlar teneffüs edilerek (iç çekilerek) şifa aranır. Sıcak su buharının cilt sorunlarının giderilmesinde de yararlı olduğu belirtilmektedir.

KARMA KÜRLER
Mekanik uyarı ile hidroterapi uygulamaları
Girdap banyoları (jakuzi,vibrasyon banyoları)
Hubard tank (kelebek banyo)
Duşlar, spreyler (jet duş, mani jet, pedi jet, vichy duş, su altı duşları)

Balneoterapi (içme kürleri, peloidoterapi) ağırlıklı
Hiperasidite, Diabetes Mellitus, Obesite, Gut, Karaciğer-Safra kesesi fonksiyonel yetmezlikleri, Hepatit sekelleri, Böbrek ve İdrar Yolları Hastalıkları tedavisinde yararlı olmaktadır.

Balneoterapi (içme kürü, peloidoterapi, banyo kürü) ağırlıklı
Kronik piyelonefrit, Kronik sistit, Kronik prostatit, Ürolitiasiz, Fonksiyonel yetmezlik, Jinekolojik Hastalıklar tedavisinde yararlı olmaktadır.

Balneoterapi (banyo kürü ve peloidoterapi) ağırlıklı
Genital organların kronik inflamasyonları, Vejetatif över yetmezliği, Fonksiyonel sterilite, Ameliyatlar sonrası adhezyon profilaksisi, Dismenore, Fluor tedavisinde yararlı olmaktadır.

Peloidler, “Şifalı Çamurlar”, “Şifalı Topraklar”

Kaplıca kürünün özgün tedavi biçimlerinden biri olan pelo-idoterapide kullanılan peloid(şifalı çamur)lar jeolojik ve/veya jeolojik ve biyolojik olaylar sonucu oluşan organik veya inorganik maddelerdir. Doğada ince tanecikli halde bulunabilirler veya bazı ön hazırlık işlemleri ile ufak-ince tanecikli hale getirilirler. Doğal olarak su içerebilirler ya da susuz olabilirler. Kullanım sırasında yeterli miktarda termal veya düz su ile karıştırılarak, uygun yoğunluk ve sıcaklığa getirilirler. Çamur banyoları ve çamur paketleri şeklinde bir dizi hastalığın tedavisinde kullanılırlar. İnsan organizması üzerinde belirli hastalıklardaki tedavi edici etkileri kanıtlanmış olmalıdır.

Balneoterapi Yöntemleri

Balneoterapi; termal ve/veya mineralli suların, şifalı çamurların ve gazların, yöntem ve dozları belirlenmiş, banyo, paket, içme ve inhalasyon(soluma) uygulamaları şeklinde, düzenli aralıklarla seri halde tekrarlanarak kullanılmasıyla, belirli bir zaman aralığında ve kür tarzında gerçekleştirilen bir uyarı-uyum tedavisidir Başlıca balneoterapi yöntemleri şunlardır;

1. Banyolar: Termomineral su, peloid ve gaz banyoları ile bunların bölgesel uygulamalarıdır.
2. İçme kürleri: Mineralli sular ile kaplıcalarda ya da yaşamlan yerele yapılan içme kürleridir.
3. İnhalasyon uygulamaları: Termomineral su zerrecikleri ile yapılan soluma uygulamalarıdır.
4. Peloidoterapi: (şifalı çamurların) banyo, paket ve tampon şeklinde uygulamalarıdır.
5. Hidroterapi uygulamaları: Termomineral sular ile yapılan yıkamalar, duşlar, dökmeler bu tür uygulamalardır.

Banyolar

Banyolar soğuk (hipotermal; 34°C’nin altında, deniz banyoları da bunun içine girer), ılık (izotermal; indiferent; 34-35°C sıcaklıkta), sıcak (termal; 36-38°C ve 38-40°C sıcaklıklarda) ve aşırı sıcak (hipertermal; 40-42°C sıcaklıkta) olarak sınıflandırılırlar. Banyo süresi genellikle 20 dakikadır, hipertermal banyolarda 10 dakikaya inilirken izotermal banyolarda 25-30 dakikaya kadar uzatılabilir. Banyo uygulamaları, tam, yarım ve oturma banyoları ve kol-bacak banyoları şeklinde yapılabilir. Banyolar, genellikle 2 ila 4 hafta süreyle, ya her gün (haftada bir gün banyosuz geçer) ya da gün aşırı bir kez yapılır. Banyo alma sıklığı kaplıca hekimince kürün sonuna doğru yeniden ayarlanabilir.

Hasta karbondioksitli banyoların dışındakilerde, özellikle tam banyolarda rahatça hareket edebilir halde olmalıdır. Bu durum özellikle romatizmalı, travma sonrası veya ortopedik rahatsızlığı ve periferik sinir rahatsızlığı olan hastalar için önemlidir. Karbondioksitli su banyolarında ise hastanın kalp-damar sistemi üzerinde ek bir yük olmaması için banyo sırasında hareketsiz kalınması önerilir.

Hasta banyodan sonra iyice kurulanır ve bunaltıcı olmayan sıcaklıktaki bir odada yarım ila bir saat kadar dinlenir. Bu dinlenmeden sonra hasta masaj veya egzersize alınabilir veya sportif etkinliklere katılabilir. Yine bu arada hastaya fizik tedavi de uygulanabilir.

Peloid (şifalı çamur) Uygulamaları

Şifalı çamur banyolar şeklinde (tam, yarım veya kol-bacak banyoları) ya da daha çok paketler şeklinde kullanılır-. Paket tarzında uygulama en sık kullanılan yöntemdir. Paketler vücudun belirli bölgelerine uygulanırlar.

Uygulamadan sonra ılık bir duş (37-38°C’lik su) ile vücut çamurdan temizlenir. Çamurun temizlenmesinden sonra hasta hemen kurulanır ve yarım ila bir saat süreyle dinlenir. Bundan sonra hasta ya hafif bir yürüyüşe çıkar ya da gerekli ise masaj veya bölgesel egzersiz programına alınır. Çamur tedavisi egzersiz için en iyi hazırlayıcıdır, çünkü doku ve kasları daha yumuşak ve esnek hale getirir.

İçme Kürleri

Balneoterapide termo-mineral sularla yapılan banyolardan sonra en çok kullanılan yöntem, “doğal mineralli suların belirli bir sürede, gün boyu belirli aralıklarda ve belirli miktarlarda içilmesi ile yapılan içme kürleri”dir. Burada kullanılan mineralli suyun kimyasal birleşimine bağlı olarak, sindirim sistemi organ ve fonksiyonları üzerinde doğrudan, böbrekler ve idrar yollan üzerinde ise, dolaylı etkiler ortaya çıkar. Ayrıca, kür tarzında belirli bir sürede ve belirli miktarlarda mineralli suların içilmesi ile organizma üzerinde genel olarak olumlu bir etki de gelişir. Bu etki kendini fizyolojik ve patolojik süreçlerde bir dizi olumlu ve tedavi edici değişimlerle gösterir.

İnhalasyonlar

İnhalasyon mineralli su zerreciklerinin solunması yoluyla yapılan tedavi biçimidir. Soluma uygulamalarında amaç, solunan mineralli su zerreciklerinin solunum sisteminin istenilen bölgesine ulaşması, burada zerreciklerin taşıyıcı gazdan ayrılarak ortama bırakılmaları suretiyle doğrudan etkili olmasıdır. Doğal inhalasyon çözeltilerinin etkisiyle, akciğer fonksiyonları olumlu etkilenmekte ve kan gazları düzeyleri normalleşmektedir.

Kaplıca Tedavisi, Kaplıca Kürü

Kaplıca tedavisi, termal ve mineralli (“Şifalı”) suların, başta banyolar şeklinde, doğal olarak yeryüzüne çıktıkları yerler olan kaplıcalarda, değişik hastalıkların tedavisinde sezgisel kullanılmasıyla gelişen ve gelenekselleşerek günümüze kadar ulaşan bir tedavi yöntemidir. Çağdaş kaplıca kürü, özellikle Avrupa ülkelerinde, balneoterapi yanında, diğer bazı tedavi yöntemlerinin de uygulanabildiği kompleks bir tedavi olanağı durumundadır. Bunlar arasında medikal tedavi ve fizik tedavi gibi yöntemler özellikle Avrupa’da yaygındır.

Diğer yandan, kaplıca tedavisinde, daha doğru bir deyişle kaplıca küründe (kaplıca tedavisi kür tarzında, belirli tedavi usullerinin, belirli bir sürede, seri halde uygulanması ile yapıldığı için) tamamlayıcı ve alternatif tedaviler de bir çok ülkede kullanılmaktadır. Bu yöntemler arasında, özellikle egzersiz ve masaj başta olmak üzere akupunktur, herbal tedaviler, aro-materapi bulunmaktadır. Son olarak yine bazı ülkelerde bir dizi destek yöntemler de kaplıca kür programlarında yer verilmektedir. Örneğin, Almanya’da sağlık eğitimi ve sosyal tıp önlemleri de kaplıca kürüne eklenmektedir. Diyet ve günlük yaşantının düzenlenmesi, psikolojik destek gibi diğer destek yöntemleri de kullanılabilmektedir.

Kaplıca Kürünün Düzenlenmesi

Bir kaplıca kürüne karar verildiğinde, öncelikle hastanın rahatsızlığına veya gösterdiği şikayetlere iyi geldiği bilinen bir kaplıca seçilir. Yani, hastalık için belirli bir mineralli su kürü veya şifalı çamur tedavisi öngörülmüşse, bu tür olanağa sahip bir kaplıca belirlenir. Pratik olarak, kaplıca kürü düzenlenirken kişinin günlük yaşantısını sürdürdüğü ve alışmış olduğu iklim ile seçilen kaplıca yöresinin iklimi arasındaki farklılıklar ele alınmalıdır. Buradaki yaklaşım, kişinin hastalığı üzerinde varsa zararlı iklimsel etkenlerin elenmiş olması, böylece bunların olumsuz etkisinden kür boyunca hastanın uzak tutulmasıdır.

Ayrıca seçilen kaplıcanın iklimi o hastalık için olumsuz etkenler içermemelidir. Örneğin, dolaşım bozukluklarında, yaz aylarında yüksek nemli bölgelerdeki kaplıcalar zararlı etki yaratabilirler. Hastayı kaplıca tedavisine gönderen doktoru, kaplıca doktoruna hastalığın hikayesini, yapılan tedavileri, en son laboratuar sonuçlarını ve hastanın son durumunu bildiren bir rapor gönderir.

Kaplıcaya gelen hasta belirli bir süre dinlenir. Sonra, buradaki uzman doktora muayene olur. Tanı ve tedavi için gerekli görülürse bazı ek laboratuar incelemeleri de yapılır. Kaplıca ve kür tıbbı uzmanı kaplıca hekimi sonuçta hastaya bir kür programı düzenler (reçete eder). Bir kaplıca küründe balneoterapi ve diğer tedaviler hastanın durumuna, hastalığına göre ve o kaplıcanın özgün doğal tedavi kaynaklarına göre düzenlenir ve tedaviye alınan yanıta göre de kür sırasında değiştirilir. Son olarak, hastaya kaplıcadan ayrılırken, bundan sonra uyacağa kurallar ve tedavisi konusunda bilgi verilir ve kendisini kaplıcaya göndermiş olan doktora kaplıcada hastalığın seyri, tedavinin sonuçları ve öneriler yazılır.

Kaplıca tedavisinde etkili olan faktörler:

Uygulanan tedavi yöntemleri, Ortam değişimi, İklimsel etkenler, Plasebo etki, Psikolojik etkenler, Günlük yaşantının düzenli olması, Olumsuz çevresel etkenlerin bulunmaması, Destek yöntemler, olarak sıralanabilir.

TAMAMLAYICI TEDAVİLER

Kaplıcalarda bir dizi ek tedavi önlemi kompleks bir tür tedavi programı cercevesinde balneoterapötik yöntemlerle integre edilir. Bunlar arasında ellerle uygulanan tedavi yöntemleri en yaygın olanlardır. Böylesi iki yöntem olarak tıbbi masaj ve egzersiz, çağdaş Avrupa kaplıcalarında neredeyse vazgeçilmez birer kür komponenti niteliği kazanmışlardır. Halende en fazla uygulanan iki ek kaplıca tedavi yöntemi olarak önemleri azalmamıştır.

Egzersiz Tedavi

Egzerisiz tedavi geleneksel olrak ortopedik, romatolojik ve nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanılagelmiştir. Son yıllarda özellikle kür merkezlerinde, bu terapi alanı çok çeşitlenerek genişlemiştir. Kalp-akciğer güç kapasitesinin antremanı, nefes ve gevşeme terapileri ve geriyatrideki genel mobilizasyon ve aktifleştirme bunlardan bazılarıdır.

Bütün bunlara ek olarok kaplıca kür merkezlerinde hastaların vücut ve pozisyon eğitim ve informasyonuna yönelik çeşitli organizasyonlar da yer bulabilmelidir. Özellikle, nitelik ve nicelik bakımınından vücudun duruş ve hareketin önemli olduğu hastalıklarda (örneğin, kronik bel ağrısı, diyabetes mellitus) fonksiyonların ve fonksiyon bozukluklarının bilinçli olarak hissedilmesi bu bozuklukların hasta tarafından düzeltilebilmesi için birer ön koşuldur. İntervertebral disk rahatsızlığı olan bir hasta günlük yaşamdaki yanlış duruşunun farkına varamadığı sürece bunu düzeltemeyecektir. Konusunda yetkin bir uzman tarafından yaptırılan vücudu hissedebilme ve algılama alıştırmaları Avrupa ülkelerindeki modern kür merkezlerinde bir çok hastalıkta kullanılan hasta eğitim programlarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

Su içi egzersiz

Su içi egzersiz, gövdenin, özellikle de sırt ve alt ekstremitelere ait kas ve iskelet sistemi yükünün ve buna koşut olarak ta bu alanlardaki nöral yükün azaltılmasını hedefleyen yoğun kas ve dolaşım sistemi çalıştırmalarıdır. Yani, su dışında yapılan egzersizler sırasında yerçekimi nedeniyle zorlanan uzuvların, hepsinden önce alt ekstremiteler ve omurganın lumbal kısmının, uzun süreli dayanıklılık antrenmanları su içinde yoğun ve etkin bir şekilde yapılabilir. Su içi egzersizlerinin etkilerinden nörolojik hastalıklarda da tedavi amacıyla yararlanılmaktadır.

Bu egzersizler, kara egzersizlerinden anlamlı bir şekilde daha yoğun uygulanabilirler ve özellikle yürüme özürlüler için endikedirler. Ayrıca, multimorbiditede, aktif hareket ile su ortamının karşılıklı etkileşiminden yararlanılan özgün bir tedavi yöntemi olarak ta kullanılabilirler. Egzersiz havuzlarındaki sular, kural olarak içme suyu kalitesinde olmalıdır. Havuz suyu sıcaklıkları hipertermal sular soğutularak veya soğuk mineralli sular ısıtılarak daha çok termonötrale (34-35C) yakın tutulur.

Burada, su basıncı, kaldırma kuvveti ve suyun viskozitesi gibi fiziksel etkenler nedeniyle, su dışında yapılan antrenmanlara göre ek etkilerin varlığı söz konusudur. Tuz ve mineraller içeren sularda suyun kaldırma kuvveti daha fazladır. O nedenle egzersiz banyo-larındaki bu tür ek etki faktörleri ekstremitelerdeki ve omurgadaki eklemlerin hareketliliğinde önemli iyileşmeler sağlayabilir. Bu ise, kas ve iskelet sistemi hastalıkları için özel endikasyonların varlığı anlamını taşımaktadır.

Masaj

Klasik masaj deriye, derialtına, fasyalara ve kaslara uygulanır. Masaj tedavisi hala ilk aşamada klinik deneyime dayanmaktadır. Buna rağmen kür merkezi tedavisi içindeki yeri tartışılamaz ve gevşetici küvet banyoları gibi masaj da hoş ve rahatlatıcı bir kür tedavi modalitesidir. Masaj tedavisinin başarısında lokal etkiler yanında ruhsal etkiler de önemli rol oynar. Terapistle hasta arasındaki çok sıkı somatik kontaktan, çoğunlukla marnlamayacak derecede bir karşılıklı güven doğabilir.

Deneyimler; hastanın, kendi sorunlarını masörle, bir kaplıca hekimine ve psikologa oranla, daha açık ve doğal bir şekilde konuşup tartışabildiğin! göstermiştir. Masajın sadece hastanın kendini daha iyi hissetmesini sağladığına inanan bazı eleştirmenler, onu bir tedavi şekli olarak kabul etmemektedirler. Bununla birlikte tek etkisi psikolojik iyilik hissi olsa bile (ki bunun doğru olmadığını gösteren kanıtlar az değildir), bu etkisi küçümsenmemelidir. Çünkü kronik hastalar yıllar boyu kendi vücutlarıyla ilgili yalnızca negatif deneyimler yaşamışlardır. Masajın hastaya kazandırdığı olumlu deneyim, onun kendi vücuduna yeniden güvenmesini sağlar ve aktif rehabilitasyon önlemleri için daha kolay motive olmasına katkıda bulunur.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon

Aslında, kaplıca tesislerinde fizik tedavi ve rehabilitasyon birimlerinin varlığı ön koşul olmaktan çok opsiyonel özelliktedir. Kaplıcalarda fizik tedavi önlemleri bir kür programını doldurmak amacıyla değil, tıbbi olarak gerekli olduğu durumlarda ve kişiye özel olarak düzenlenmelidir. Fiziksel tedavi yöntemleri, daha çok Avrupa kaplıcalarında balneoterapi yöntemlerine ek olarak uygulana gelmiştir. Günümüzde bazı Avrupa kaplıca kür merkezleri, sundukları zengin fizik tedavi ve rehabilitasyon olanaklarıyla, roma-tizmal, ortopedik, nörolojik, kardiyovasküler ve geriyatrik hastalıklar başta olmak üzere, kaplıca endikasyonu alan, kronik hastalıkların tedavisi ve rehabilitasyonunda özel bir yere sahip olmuşlardır.

Hidroterapi

Kaplıca donanımlarıyla ilgili son olarak, kaplıca merkezlerindeki doğal şifalı etkenlerle yapılan diğer tedavi yöntemlerinden hidroterapi olanakları; jakuzzi, jet duş, vvhirpool, sualtı basınçlı masaj, filiform duş, yürüme kulvarı, buhar duşları vb. yöntemlere yönelik donanımlarda sayılmalıdır.

Doğa,doğatermal,doğa termal,esenköy,devremülk,tatilköyü,tatil,doğatermalesenköy,doğa termal esenköy,doğa esenköy,doga,dogatermal,doga termal,doga termal esenköy,doga devremülk,esenköy tatilköyü,doga esenköy tatilköyü

Talasoterapi;koruyucu ve tedavi edici ve/veya kür amaçlı olarak tıbbi gözetim ve denetim altında, deniz ve çevresine özgü tüm yararlı etkenlerin, yani deniz iklimi, deniz suyu, deniz çamurları, yosunlar, kum ve denizden elde edilen diğer maddelerin kombine olarak değişik yöntemlerle kullanıldığı bir tedavi sistemidir.

Isıtılmış deniz suyunun terapi amaçlı kullanımı antik çağlara dayanmaktadır. Termalizmde yüzyıllar süren doğal evrim, talasoterapiyi ortaya çıkarmıştır. Sadece deniz kıyılarında kurulabilen Talasoterapi Merkezleri, insan sağlığına gerekli olan iyileştirici gücünü denizden almaktadır. Talasoterapi zengin vücut ve yüz bakım programları ile deniz iklimi ve bol güneş sayesinde, vücudun ve zihnin tümüyle yenilenmesini, güzelleşmesini ve pozitif enerji depolamasını sağlamaktadır.

Deniz ve ikliminin kür tarzında uygulanma yöntemi olan talaso bakımlarını SPA bakımlarından ayıran özellik sıcak deniz suyu ile yapılan özel talaso bakımları ile metabolizma hızlanır ve yoğun olarak mineral alımı sağlanır. Metabolizmanın hızlanması ve minerallerin vücuda nüfuz etmesi sonucunda yorgun olarak vücuttan toksin atılır. Bu da vücuttaki yağ yakımını kolaylaştırarak, kan dolaşımını hızlandırıcı endorfin (mutluluk) hormonunun salgılanmasını destekler ve toksinlerin atılmasını sağlar. Ayrıca talaso bakımları tam bir motivasyon kaynağı olmanın yanında zayıflama ve sağlıklı bir vücuda sahip olmada da önemli bir unsurdur.

Türkiye’nin 3 tarafının denizle çevrili olması ve kıyıların deniz sıcaklıkları ile kimyasal içeriklerinin de değişiklik göstermesiülke turizmi için büyük bir avantaj sağlamaktadır.

Deniz Suyu ve Deniz Havası

Deniz Suyunun Özellikleri

Deniz suyu, içeriğinde bulunan eriyik mineral ve tuzlar nedeni ile maden suyu niteliği taşımaktadır. Bu nedenle 1 litresinde 1 gram mineral+tuz bulunan deniz suyu maden suyu olarak kabul edilmekte ve bu niteliğe sahip deniz suyunun sıcaklığı 20 C nin üzerinde bulunmaktadır. Deniz suyu, ısıtılarak bu sıcaklık elde edildiğinde ‘sıcak maden suyu’ olarak tanımlanır ve ‘kaplıca suyu’ niteliği kazanır.

Litresinde 5.5 gram Sodyum, 8.5 gram Klorür içeren deniz veya göl suları da ‘tuzlu su’ sınıfına girmektedir.

Deniz sularının analiz raporları incelendiğinde; Sodyum-Klorürlü, Kalsiyum ve Magnezyum-Sülfatlı bileşime sahip bir maden suyu olduğu görülmektedir. Deniz suyunda bunların dışında ikincil olarak, Potasyum ve Hidrokarbonat, üçüncül durumda da Flor, İyot, Fosfor, Demir, Silisyum, Rubidyum, Lityum ve Arsen gibi elementler yer almaktadır.

Ayrıca denizde bulunan bazı canlı yapısının antibiyotik hormonsal ve bakterio-statik maddelerden dolayı bio-katalizör etkisiyle deniz suyuna tedavi edici özellikler kazandırmaktadır.

Deniz Havasının Özellikleri

Deniz havası, deniz suyuyla sürekli temas halinde bulunması ve deniz suyunun buharlaşması sonucu bazı özellikler kazanmaktadır.

Deniz suyunun bileşiminde bulunan Flor, deniz suyunu çözerek Oksijen atomunu, Oksijen atomu da deniz havası içindeki Ozon oluşumunu hızlandırmakta, bu nedenle Ozon değeri yüksek olan deniz havası temiz ve sağlıklı olarak kabul edilmektedir.

Talassoterapide Uygulama Türleri ve Yöntemleri

Talassoterapi merkezleri, deniz kıyısında veya deniz kıyısından en fazla 1000 m. uzaklıkta kurulmalıdır. En uygunu, denizden doğrudan faydalanmak olmakla beraber, taşıma yoluyla sağlanan deniz suyundan faydalanıldığı merkezlerde su 48 saatten daha uzun süre bekletilmemeli, 50 C derecenin üzerinde ısıtılmamalıdır.

Hem serbest yolla ve hem de doktor denetiminde yapılan deniz kürleri için, deniz suyunun 1 litresinde en az 1 gram, en çok 260 gram mineral+tuz bulunması, kür açısından en uygun deniz suyunda ise 1 litrede 34-36 gram dolayında eriyik mineral+tuz bulunması uygun görülmektedir. Deniz suyu ve havasından yararlanılarak aşağıda belirtilen kür uygulamaları yapılmaktadır.

  Serbest Deniz Banyosu

Serbest deniz kürleri, sağlıklı insanların doktor denetimi dışında deniz suyundan ve havasından yararlandığı uygulamalardır. Daha çok tatil ve dinlenme amacı ile yapılan bu tür uygulamalardan sağlıklı bir sonuç alınabilmesi için dikkat edilmesi gereken bazı kurallar tavsiye edilmektedir.

  • Serbest deniz banyosu günde 2 kez yapılmalı ve en az 10 gün, normal olarak 21 günlük bir süreyi kapsamalıdır.
  • Deniz banyosu için su sıcaklıklarının 18-28 C arasında, en uygun sıcaklık değerleri ise 22-25 C olmalıdır.
  • Deniz suyu kirlenmesi 100 mililitre/1000 “E” koli değerinin üzerinde olan kıyı kesimlerinde denize girilmemelidir.
  • Banyo sırasında hava sıcaklıkları en az 20 C, normal olarak 25-28 C, en çok ise 32-34 C derece olmalıdır.
  • Deniz suyunun ve havasının sürekli yenilendiği, kısmen dalgalı ve esintili (dalga yüksekliğinin 1-1.5 metreyi, kıyı melteminin 6-8 metre/saniye hızı geçmemek kaydı ile) kıyı kesimlerinde denize girilmelidir.

Deniz Suyu ile İçme Kürleri

Deniz suları ile soğuk ve sıcak içme kürleri de uygulanmaktadır. Bu yöntemde de uyulması gereken bazı kurallar bulunmaktadır.

  • İçme kürlerinde kullanılacak deniz suyunun, kıyısında kirlenme görülen denizlerde 5-6 km. açıktan ve 15-30 metre derinden alınması gerekmektedir.
  • İçme kürleri genel olarak günde 3 kez ve yemek aralarında yapılır. Normal koşullarda içilen su miktarı yaklaşık 0.5 litre/kişi/gün olarak belirlenir.
  • İçme kürü 1/3 ü özel işlem görmüş ve şişelenmiş deniz suyuna 2/3 oranında saf su veya meyve suyu katılarak yapılır.
  • Doktor denetiminde yapılan uygulamalarda içme kürlerinin süresi, sayısı ve su miktarları doktor tarafından belirlenir.

Deniz Kaplıca Kürleri:

Kaplıca suları ile yapılan kür uygulamaları aynı kurallar ve ölçüler çerçevesinde ısıtılmış deniz suyu ile de yapılmaktadır. Ancak deniz kaplıca kürlerinde özellikle sıra banyo, havuz banyosu, sualtı masajı ve deniz çamuru uygulamaları ile masaj ve beden eğitimi gibi bünye kuvvetlendirici uygulamalar önem taşımaktadır.

Serbest deniz ve deniz kaplıca kürlerinde havuz kullanımları için aşağıdaki kurallar ve ölçülere uyulmalıdır.

  • Açık ve kapalı havuz uzunlukları 25, derinlikler ise 1.50 metreyi geçmemeli, kişi başına 3-4 m² alan öngörülmelidir.
  • Açık veya kapalı havuzlarda serbest deniz kürlerinin yapılabilmesi için su sıcaklığının 18-28 C, deniz kaplıca kürlerinin gerçekleştirilmesi için 28-36 C derece arasında tutulması zorunlu olduğundan havuzların çok yönlü kullanımını temin için havuz suyu sıcaklığını 20-36 C derece arasında tutabilecek veya değiştirebilecek bir ısıtma sistemi öngörülmelidir.
  • Doktor denetiminde yapılacak kapalı havuz kürlerinde gün/banyo/kişi yöntemi uygulanarak, bir kişi için 30 dakika banyo ve 60 dakika dinlenme olarak toplam 1.5 saatlik bir süre öngörülmelidir. Serbest kürlerde ise bu süre ziyaretçi eğilimlerine göre işletme tarafından belirlenmelidir.

Deniz Çamuru Banyoları:

Bu tür uygulamalar gel-git olayının etkili olduğu deniz kıyılarında oluşan organik-inorganik bileşime sahip deniz çamurunun ısıtılması ile yapılır.

Genel Talassoterapi Uygulamaları

Talasso Pool

Kas gücünün arttırılması, hamilelerin kolay bir doğuma hazırlanmaları, kilo problemi olanların zayıflayabilmeleri için ideal bir yöntemdir. Isıtılmış basınçlı deniz suyu ile dolu olan havuzda profesyonel jimnastik hocası ve fizyoterapist ile çeşitli hareketler yapılır.

Afüzyon Duşu Masajı

Yüzüstü uzanılarak üstten fıskiye ile verilen deniz suyunun yarattığı basınç gücü ile uygulanan bir masaj türüdür. Canlandırıcı, selülit giderici, doku düzenleyici, kan dolaşımını hızlandırıcı ve el masajına hazırlayıcı bir bakımdır. Vücudun direncini arttırıcı, cilt pürüzsüzleştirip güzelleştirici, bazal metabolizmayı düzenleyici ve vücudu dinlendirici bir etki yaratır.

Balneo

Özel küvetlerde 35°C – 38°C sıcaklıktaki deniz suyu kullanılarak uygulanan bu yöntem de hidro masaj ile yosunların vücudu mineralize eden, zayıflatan, dolaşım sistemini hızlandıran ve dengeleyen etkisi bir araya getirilmistir. Uygulamaya özel yağlar eklendiğinde yosunların etkisi, bakımın niteliğine uygun olarak artar ve zayıflatma ve rahatlatma etkisi ortaya çıkar.

Bacak Duşu

Basınç ayarlı fıskiye ile verilen deniz suyuyla yapılan bir masaj türüdür. Varislerde, eklem romatizmasında, adale ve eklem ağrılarında önerilir. Selülit tedavisinde çok etkilidir. Ayrıca vücut direncini arttırır.

Peeling

Bu bakim vücudu ölü hücrelerden arındırmak için uygulanır. Cildin dayanıklılığını arttırdığı için, temizlenen ve yenilenen cilde uygulanacak bakımlar, ürünlerin cilt tarafından daha kolay emilmesine yardımcı olur ve cildi pürüzsüzleştirir.

Vücut Bakımları

Deniz suyu ve yosunu mineral yönden doğadaki en zengin ürünlerdir. Bu bakımlarla vücuda peeling uygulanarak ölü derinin atılması ve gözeneklerin açılması sağlanır. Ardından vücuda sürülen yosun maskesi (bodywrap) açılan gözeneklerden vücuda nüfuz eder. Vücut tarafından emilen mineraller ve ısının etkisiyle hizalanan metabolizma toksin atımını sağlar. Yosun maskesinin hem inceltici hem de anti-toksin etkisi vardır.

Body Wrap

Zayıflamada, dolaşım problemlerinde, gevsek cilt dokularına ton kazandırmada, cilt yenilemede kullanılan bu yöntem vücudun özel yosunlardan hazırlanan jel ile sarılması biçiminde uygulanır.

Yosun Maskeleri

Deniz yosunlarının etkisi ile vücutta kaybedilen mineralleri yenileyici, toksin giderici, vücudun su dengesini sağlayıcı bir etkiye neden olur.

Göğüs Bakımı

Göğüsleri mükemmel bir biçime sokmak ve gerginliğini sağlamak için hazırlanan yoğun bir termik model maske kullanılır ve böylelikle göğüslere belli bir model ve form kazandırılır.

Cilt Bakımları

Sağlık ve güzellik birbirinden ayrılmaz iki faktördür. Güzel ve parlak görünen bir cilt insanin kendini temiz ve mutlu hissetmesini sağlar. Bu nedenle cilt bakimi bir Wellness ürünüdür. Sağlıklı ve bakımlı bir cilt için, cildin ihtiyaçlarının saptanması, belli aralıklarda derinlemesine temizlenmesi ve uygun destekleyici maskelerin uygulanması gerekmektedir. Bu, cildin yıpranmasını ve yaşlanmasını geciktirir.

Temel Cilt Bakımı/B>

Cildin derinlemesine temizlenerek cilt tipine ve gereksinimine uygun olarak seçilen maskelerle canlandırılması biçiminde uygulanan temel bir bakimdir.

Özel Cilt Bakımı

Cildin derinlemesine temizlenerek cilt tipine ve gereksinimine uygun olarak seçilen maskelerle ve ampullerle uygulanan özel bir cilt bakımıdır.

Göz Çevresi Bakımı

Göz çevresindeki torbalanmaları ve yorgunluğu gideren maskenin özel rahatlatıcı etkisi ile gözler dinlenir ve yaşlılık etkileri azalır, göz çevresinin daha genç görünmesini sağlar.

Dekolte Bakımı

Dekolte bölgesindeki cilt üzerinde günlük hayatın oluşturduğu olumsuzlukları giderici, ölü deri dokusunu temizleyici maskelerin kullanıldığı bir bakımdır. Yenileyici ve cildi gençleştirici özelliği vardır.

Talassoterapinin Olumlu Etki Yaptığı Hastalıklar

Serbest Deniz Banyosu ve Deniz İklim Kürlerinin Olumlu Etki Yaptığı Hastalıklar

  • Deri hastalıkları
  • Sinir yorgunlukları
  • Bünyesel yorgunluklar ve kasları güçlendirme
  • Solunum yolu rahatsızlıkları

Doktor Denetiminde Yapılan Deniz Kürlerinin Olumlu Etki Yaptığı Hastalıklar

  • Deniz Kaplıca Banyoları

1. Romatizmal hastalıklar
2. Deri hastalıkları
3. Kan dolaşımı ve kalp hastalıkları
4. Sinir ve bünye yorgunluğu

  • Deniz Suyu İçme Kürleri

 

1. Mide ve bağırsak hastalıkları
2. Karaciğer-safra kesesi hastalıkları
3. Kan zayıflığı hastalıkları
4. Beslenme bozukluğu hastalıkları

  • Solunum Yolu ile Kürler

1. Astım
2. Bronşit

Ayrıca deniz banyosu ve içme kürleri sonucunda, deniz suyunda ender element olarak bulunan fosfor düşünme yeteneği ve hücre çoğalması, Kalsiyum-Flor diş sağlığı, Demir-Kobalt kan dolaşımı, İyot ise gutlar üzerinde olumlu etki yapmaktadır.

İÇMECE OLARAK FAYDALARI

Mide bağırsak ve karaciğer tembelliklerine iyi gelir. Bu organları faaliyete geçirir.

Safra kesesi taş ve kumlarını böbrek taş ve kumlarını döker.

İdrar yolları iltihaplarını tedavi eder.

Mide ve bağırsakları solucan, şerit ve kıl kurdundan temizler. Bunları dışarı atar.

Hazımsızlığı, ağız kurumasını ve müzmin kabızlığı önler, iştahı açar.

Nedeni bilinmeyen baş ağrılarını giderir. Kanda bulunan toksinlerin dışarı atılmasına yardımcı olur.

Doğa,doğatermal,doğa termal,esenköy,devremülk,tatilköyü,tatil,doğatermalesenköy,doğa termal esenköy,doğa esenköy,doga,dogatermal,doga termal,doga termal esenköy,doga devremülk,esenköy tatilköyü,doga esenköy tatilköyü

Tagged: , , , , , , , ,

0 yorumlar