Fıtık

Fıtık

Fıtık

Fıtık

Bel ağrısı insanın yaradılışından beri karşılaştığı bir sorundur. Binlerce yıl önceden günümüze kadar gelen tarihi kaynaklardan öğrendiğimize göre bu hastalık insanlık tarihi kadar eski.

Yakın zamanda yapılan araştırmalar insanların % 80 – % 85’inin hayatlarının bir döneminde bel ağrısı şikayeti ile karşılaştıklarını ve en çok 30 – 40 yaşlarında olan bireylerin bu rahatsızlığı çektiklerini göstermekte.

Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr A. Serdar Armağan bel fıtığı hakkındaki merak edilenleri yanıtladı.

Halk arasında lumbago, disk kayması, bel kayması, siyatik, siyatalji gibi terimlerin hemen hemen hepsi beli ağrıyan kişilere yakıştırılan hastalıklardır. Bunun sebebi de insanlık tarihi kadar eski olan bu hastalığın her branştan doktor ve alternatif tıp tedavisi uygulayan kişilerin bu hastaları tedavi etmeye çalışmasından kaynaklanmaktadır. Bu durum bel fıtığı hastalığına çeşitli adlar verilmesine neden olmuştur.

Son yıllarda tıp alanında çığır açan yeni görüntüleme tekniklerinin ( Manyetik rezonans, Bilgisayarlı tomografi) kullanılmaya başlanması bel fıtığının doğru teşhis ve doğru tedavisinin planlanmasına yardımcı olmuştur. Bel fıtığını, bel omurları arasındaki süspansiyon görevini yapan kıkırdak dokunun çeşitli sebeplerle yırtılarak omurilikten çıkan ve kalçaya, bacağa dağılan sinire baskı yapması olarak tarif edebiliriz.

Bel fıtığının belirtileri nedir?

Bel ağrısı, kalçaya, tek veya iki bacağa yayılan ağrı, yürüme güçlüğü, bacakta uyuşma ve güçsüzlük, nadir olarak idrar kaçırma.

Bel fıtığı neden oluşur ve nasıl önlenebilir?

Ağır kaldırma, uzun süre aynı pozisyonda çalışma, yüksekten düşme, travma, uzun süren stres, fazla kilo, çok doğum, düzenli spor yapmamak, kronik öksürük ya da kalıtsal nedenlerle oluşur. Korunmak için düzenli, sırt kaslarının güçlendiren spor yapmak, bir şey kaldırırken doğru şekilde pozisyon almak (sırt düz ve dizler kırılarak kaldırmak), omurgaya fazla yük binmemesi için ideal kiloda olmak.

Bel fıtığı tanısı nasıl konulur?

Yukarda ki şikayetleri olan kişinin beyin cerrahi uzmanı tarafından öncelikle nörolojik muayenesi yapılır. Doktor muayene bulgularını değerlendirir ve hastanın tedavisini planlar. Kesin tanı bel MRI tetkiki ile konur.

  1. 1.  Bel Fıtığı Nedenleri ve Tedavisi

Beş omur ve omurlar arası diskler ile birlikte sakrum (sağrı kemiği) üzerinde yerleşen bel bölgesi, omurganın boyundan sonraki en hareketli bölgesidir. Beldeki hareketin büyük çoğunluğunu 4. ve 5. bel omurları ile 5. bel omuru ile sakrum kemiği arasındaki eklemler oluşturur. Omurlar arasındaki diskler içi jelatinimsi kıvamlı bir sıvı dış kısmı ise fibrotik bantlardan oluşan liflerden oluşur. Tekrarlayan hareketler, aşırı zorlanmalar, duruş bozuklukları, ve uygun olmayan pozisyonlarda yapılan fiziksel aktiviteler dış kısımdaki anulus fibrozis adı verilen kuşakta yırtılmalara yol açar, yırtılma anulusun iç liflerinden başlayarak dışarıya doğru uzanır. Bunun sonucunda jelatinöz sıvı madde dışarıya doğru fıtıklaşır ve o bölgedeki bağları zorlar etraftaki dokulara baskı yapar. Hastalık daha da ilerleyince bacağa giden siyatik sinirini sıkıştırır, daha çok genç ve orta yaşlarda görülür. İleri yaşlarda ise bel kireçlenmesi ile birlikte görülür.

Belirtileri nelerdir?

Bel fıtığının en önemli belirtisi bel ve bacak ağrısıdır. Başlangıçta belde yerleşik olan ağrı daha sonra bacağa yayılır. Genellikle tek taraflıdır. Taraf değiştirebilir veya iki taraflı olabilir. Bazen hastalar yalnızca bacak ağrısı ile gelir. Ani bir zorlanma yada ters hareket yoksa ağrı daha önce birkaç defa tekrarlamıştır, tedaviyle yada tedavisiz düzelmiştir. Hastada ayrıca bacakta uyuşma, bel hareketlerinde kısıtlanma görülür. Öksürme, hapşırma, uzun süreli oturma, otomobil kullanma, öne doğru eğilme, ağrıyı arttırır. Skolyoz adı verilen belin bir tarafa doğru eğilmesi sık rastlanan bir bulgudur.

Ağrı hafif, orta veya şiddetli olabilir. İleri vakalarda bacak kaslarında erime, incelme, bacakta üşüme olabilir. Çok nadiren bacaklarda özellikle iç taraflarda (iki taraf) his kusuru ve idrar yapamama veya idrar kaçırma görülür. Bu durumda hasta acilen ameliyata sevk edilmelidir.

Teşhis nasıl konur?

Çoğu vakada hastanın görünümü, hastanın ifadesi, basit bir muayene kesin teşhis koydurur. Ancak hastalığın şeklini belirlemek ve diğer hastalıklardan ayırt etmek için laboratuvar tetkikleri, düz röntgen, tomografi, MR gerekebilir.

Bel fıtığından korunmak mümkün müdür ?

İyi bir kas yapısı, kaslar arasında denge duruş eğitimi ve riskli hareketlerden kaçınma bel fıtığından korunmada kısmen yardımcıdır. Esas önemli olan bir kez bel ağrısı olan kişide bunun tekrarlarının önlenmesidir.

Bel fıtığı


Bel bölgesindeki omurilikten sağlı ve sollu olarak çıkan sinir kökleri bacaklarımızın ve genital organlarımızın hareket ve duyusunu sağlamaktadır. Omurlarımız arasında bulunan ve yastık görevi yapan disk dediğimiz kıkırdak dokuların zamanla kalitesini yitirerek , bulunduğu yerden hareket edip omurgadaki kanala girerek bu sinir köklerini sıkıştırması bel fıtığı olarak adlandırılmaktadır. Bel fıtığı tüm bel ağrılarının %1’ini oluşturmaktadır.


Belirtileri; radiküler ağrı dediğimiz öksürme veya ıkınma ile artan bacaklarımıza yayılan ağrılar, bacaklarda güçsüzlük, bacaklarda duyu değişiklikleri ve nihayetinde idrar kaçırma gibi durumlardır.

Bel ağrısı ve bel fıtığında tanı ve tedavi

 

Konvansiyonel yöntemlerin (radyografi, myelografi) yanında günümüzde modern tanı yöntemlerinin (bilgisayarlı tomografi, magnetik rezonans) bulunması ile bel ağrısı – özellikle de bel fıtığı kolaylıkla tanınabilmektedir. Hastalar yatak istirahati, medikal tedavi ve bazen fizik tedavi ile tedavi edilerek büyük çoğunluğunda şikayetleri gerilemektedir. Fakat bel fıtığı tanısı konulmuşsa ve her türlü tedaviye rağmen geçmeyen ağrı , kuvvet kaybı, idrar kaçırma gibi şikayetler oluşmuşsa cerrahi olarak tedavi edilerek sinir kökünü sıkıştıran disk parçası alınmaktadır. Günümüzde artık modern bir cerrahi yöntem olan mikrovasküler cerrahi ile riskler minimuma kadar azalmış olup başarılı cerrahi yöntemler ülkemizde ve dünyada uygulanmaktadır.


Genellikle bel kaslarının veya omurgadaki bağların zorlanmasından oluşan kas – iskelet sistemine bağlı veya omurilikten çıkan sinir köklerinin basısına-sıkışmasına bağlı oluşan ağrılardır. Çok nadir olarak abse, enfeksiyon, artrit, primer veya metastatik tümörler gibi ciddi nedenlerle de oluşabilmektedir.


En sık olarak kas ve bağların tutulumuna bağlı oluşan mekanik bel ağrısı dediğimiz ağrılardır. Hastaların sadece % 1’nde sinir kökü tutulumuna bağlı olan bel ağrıları(bel fıtığı) görülmektedir.


Bel ağrısı pek çok ülkede iş günü kaybında ikinci sırayı almakta ve üretim azalmasını etkileyen en önemli faktör olarak kabul edilmektedir. Tüm dünya nüfusunun % 80’inde hayatın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir. Ağrı yetişkinlerin %55-90’ında görülebilmekte ve akut ağrı atağı altı haftada tedaviden bağımsız düzelebilmektedir. Buna rağmen bel ağrısı tekrarlayan, artma ve azalmalar gösteren bir problemdir. Kronik bel ağrısı tüm vakaların % 5’de görülmektedir.


Görülme sıklığı yaşla değişir ve en sık 40 yaşlar civarında görülür. Genetik bazı faktörler ile omurga yapısında bozukluklar olmaktadır. Omurlarda kaymalar(spondilolistezis), omurga eğriliği (skolyoz) ve ankilozan spondilit gibi.. Bu saydığımız nedenler de bel ağrısı sebepleri arasında sayılabilir. Kadın ile erkekler arasında görülme sıklığı açısından fark yoktur. Çeşitli yapılan çalışmalara göre; obezite, vücut yapısı ve boy uzunluğu bel ağrılarını arttırmamaktadır.


Bel ağrısında sıklık ve şiddet mesleklere göre değişir. Ağır bedensel iş gücü gerektiren meslekler, kaldırma-dönme-dönerek kaldırma, uzun süreli oturma ve araç kullanma gibi mesleklerde sıktır. Örnek: inşaat işçileri, hemşire, öğretmen, bilgisayar çalışanı, ağır vasıta sürücüleri vs. Sigara içenlerde ise disk beslenmesi bozulduğundan risk artmaktadır.


Yapılan çalışmalarda düzenli egzersiz yapan ve fiziksel aktivitesi iyi olanlarda bel şikayetlerinin daha az olduğu gösterilmiştir.


Bel bölgemizde bulunan omurgaların arasındaki kıkırdak yapının yırtılarak, omurilikten çıkan sinirleri sıkıştırmasıdır. Önce şiddetli bel ağrısı, daha sonrada ayağa yayılan ağrıyla ortaya çıkar. Yatak istirahati ve bazı ağrı kesicilerle tedaviye rağmen, ağrısı geçmeyen, sosyal yaşantısı etkilenen ve ayakta felçler ortaya çıkan hastalarda uygulanan cerrahi girişimler bu gün hızla gelişmekte, hasta kısa sürede eski yaşantısına dönmektedir. Tedavisinde gecikilen vakalardaysa, ağrılar ve felçler kalıcı olmaktadır.


OMURGANIN YAPISI


Kafa tabanından, kuyruk sokumuna kadar devam eden kemik sistemine omurga denir. Omurga Yastıkçık (disk) dediğimiz kıkırdaklarla birbirine bağlanmış omur cisimciklerinden meydana gelir. Bu karmaşık yapının ortasında omurilik bulunur ve beyinden gelen emirleri , sinirler vasıtasıyla çevre organlara iletir. Omurga aynı zamanda gövdenin dik durmasını sağlayan kemik sistemidir.


Vücut ağırlığının 2/3 kadarına taşıma görevi görür. Bu zorlu görevi sadece omur ve yastıkçık dediğimiz kemik ve kıkırdak sistemiyle değil, bunlar arasındaki bağ dokusu, sırt adeleleri ve karın adelelerinin gücüyle sağlar. Beş adet bel omuru bulunur.


İNTERVERTEBRAL DİSK MESAFESİNİN YAPISI


İntervertebral disk dediğimiz yapı, kısaca omurgalar arası yastıkçık olarak adlandırılır. Omurgalar arası bir eklem olması yanında, omurgalara binen yükü emici göreve sahiptir.


Yapısına baktığımızda 3 ayrı kısma ayrıldığını görürüz:


1-Kıkırdak doku: Alt ve üst omurgalara bütünüyle yaslanan ve tüm omurga genişliğindeki kıkırdak yapıdır. Her iki omurga arasındaki çekirdek kısmı sınırlar.


2-Bağ dokusu (anulus ): Ortadaki çekirdek kısmı çepeçevre saran kuvvetli bir yapıdır. Bu elastik bağ dokusu omurganın ön kısmında en kuvvetli, omurilik ve sinirlerin yer aldığı arka kısım ve özellikle yanlarda daha zayıftır.


3-Çekirdek kısım (nukleus): Jelatin kıvamında , su içeriği fazla bir yapıdır. Çevresini saran elastik bağ dokusuyla birlikte, omurgaya binen basıncı karşılar.


Çekirdek dediğimiz kısmın , bağ dokusu dediğimiz elastik kısmı yırtarak, omurilik kanalı ve sinir köklerine bası yapacak tarzda yırtılmasına bel fıtığı diyoruz. Bu yırtılma sonucu çekirdek kısım sadece bağ dokusunu omuriliğe doğru ittiği gibi (en hafif şekli -bulging) , bağ dokusunun tam yırtılmasıyla omurilik kanalında serbest parçacık şeklinde yer alabilir (en ağır durum- akmış, serbest disk).


BEL FITIĞINDA RİSK GRUPLARI VE HASTALIĞIN SOSYAL YÖNÜNE BAKARSAK


-Çalışma hayatında işgücü kaybına neden olan hastalıklar arasında %25 oranında bel fıtığı görülür. Bu hastaların iş gücü kaybı bazan 6 aya kadar uzamakta ve bu dönem ne kadar uzarsa tam kapasiteyle eski işlerine dönme oranı azalmaktadır.


-Hayatının belli bir döneminde bir kez bel ağrısı geçiren kişilerin , 1/3 de ayağa vuran siyatik ağrıları ortaya çıkmakta ve bel fıtığı gelişmektedir.


-Hayattın 30-50 yaş arasında bel fıtığı gelişme riski daha yüksektir. 60 yaşından sonra daha çok, birden fazla geçirilen bel fıtığına bağlı olarak, dar kanal dediğimiz diğer bir klinik durum söz konusudur.


-Erkek kadın arasında hastalığa yakalanma oranında fark yoktur. Ancak hamilelikte, özellikle aşırı kilo alınması sonucu bel omurlarındaki basınç artarak, risk yükselmektedir.


-Şişmanlarda hastalık daha yüksek oranda görülür ve tedavisi daha zordur.


-Sigara içilmesinin yırtılan kıkırdağın beslenmesinin bozulmasına neden olarak, düzelmede olumsuz etkisi vardır.


-Bazı meslek gruplarında hastalığa yakalanma oranı daha fazladır: Ağır yük taşıma ve bedene yük bindiren meslekler, uzun süre otomobil kullananlar, masa başında sürekli oturma gerektiren meslekler.


-Sosyo- kültürel farkı daha yüksek kişilerde hastalık hangi aşamada rastlanırsa rastlansın, tedavi olasılığı daha yüksektir.


-Düzenli egzersiz yapanlarda , özellikle bel ve karın kasları gelişmiş kişilerde hastalığa daha az rastlanır.


KLİNİK EVRELEME


Bel fıtığı nedeniyle tedavi edilecek hastalar aşağıdaki evrelerden herhangi birinde bulunur.


1- Ani bel ve veya ayak ağrısı, yatak istirahati ve ilaçlarla rahatlama oluyor.


2- Ağrılı dönemler tekrarlıyor, kısmen rahatlama oluyor, fakat sıklıklar artıyor ve düzelme süresi uzamaya başlıyor.


3- Sosyal, iş ve aile yaşantısının zora sokan ağrılı dönemler, hasta bu durumdan çok şikayetçi. İlaç tedavisi ve istirahate cevap vermiyor.


4- Yukarıdaki 3 durumdan biriyle birlikte, ayakta ortaya çıkan kuvvetsizlik, duyu kaybı, idrar ve dışkılama problemleri. Çekilen MR da , şikayetleri net olarak açıklayan bel fıtığı.


5- Yerleşmiş bel ağrısı, genellikle yaşlı hasta , yürüdüğü zaman ayaklarında ortaya çıkan kesiklik,ağrı ve duyu kusurları. MR’da birden fazla seviyede geçirilmiş bel fıtıklarına bağlı, omurilik kanalının daralması.


6- Hiçbir şikayeti kalmamış hastada , MR da görülen bel fıtığı.


7- Hastanın ağrıları geçmiş, ancak kalıcı kuvvetsizlik ve idrar problemleri mevcut.

 

NORMAL KESİT, OMURİLİK KANALI BEL FITIĞI BEL FITIĞI VE MR OMURİLİK KANALININ DARALMASI


HASTALIĞIN TANISINDA:Klinik muayene bulguları, direkt röntgen, MRİ ( Manyetik Rezonans), CT( Bilgisayarlı Tomografi) sıklıkla kullanılır. EMG dediğimiz sinirlerin elektrofizyolojik tetkiki nadiren gerekir


TEDAVİ PRENSİPLERİ 4 ANA BAŞLIK ALTINDA TOPLANABİLİR:


YATAK İSTİRAHATİ İLAÇ KULLANIMI FİZİK TEDAVİ VE EGZERSİZ CERRAHİ TEDAVİ


Evre 1-2-3-4 Evre 1-2-3-4-5 Evre 1-2-3 Evre 3-4-5


Evre 6 da risk faktörleri üzerinde durulur ve egzersiz programı uygulanır.


Evre 7 de bulgular kalıcı olduğu için cerrahi tedavi uygulanması gereksizdir. Ancak, ayaklarda felç ve idrar – dışkılama kusuru saatler önce başlamış hastalarda ilk 12-24 saat arası acil cerrahi tedavi uygulanabilir.


TEDAVİ PRENSİPLERİ 4 ANA BAŞLIKTA ÖZETLENEBİLİR


-YATAK İSTİRAHATİ : EVRE 1-2-3-4


-İLAÇ KULLANIMI: EVRE 1-2-3-4-5


-FİZİK TEDAVİ ve EGZERSİZ: 1-2-3


-CERRAHİ TEDAVİ: EVRE 3-4-5


YATAK İSTİRAHATİ: ilk 4 evrede de kısmen fayda sağlar. Özellikle 1. evredeki hastalar için vazgeçilmezdir. Tedavi planında özellikle başlangıçtaki yatak istirahati çok önemlidir. Omurgalar arasında yırtılan kıkırdağın omurilik ve sinirleri sıkıştıran kıkırdağın yapısı % 80 oranında su içerir. Hareketsizlik ve istirahat altında yırtılan kıkırdağın su içeriğinin vücut tarafından emilmesiyle, kıkırdağın hacmi küçülür ve sinire olan bası azalır. Ayrıca iki omurga arasındaki kıkırdaktaki basınç yatan insanda 1 kabul edilirse, ayağa kalkıldığında 2, oturma durumunda 4 misline ulaşır. Görüldüğü gibi hem kıkırdağın su kaybederek küçülmesi ve bu arada omurgalara yansıyan basıncın düşük olması için, bel fıtığının başlangıcında kesin yatak istirahati gerekir. Ancak bu istirahat 5 günü geçmemelidir. Uzatıldığında adelelerde hareketsizliğe bağlı erimeler başlar ve aktif hayata dönen kişide zorluklar yaratır.


İLAÇ KULLANIMI: 1-2-3-4-5 evrelerde kullanılır. Yatak istirahatine ek olarak bazı analjezik- antienflamatuar ve adele gevşetici ilaçların kullanımından hastalar fayda görür. Bu ilaçlar ağrı kesici özellikleri yanında, yırtılan kıkırdak ve bası altındaki sinir kökünün çevresindeki ödemide çözerek etki ederler. Adele gevşetici ilaçların ise sadece kesin yatak istirahati yapanlarda kullanılması önerilir. İşine dönen, günlük aktivitesine devam eden hastalarda kullanılması, adelelerin gevşemesiyle, omurgalara daha fazla yük binmesine neden olarak , bel fıtığı oluşmuş mesafede basıncı arttırabilir. Buda yırtılan yastıkçığın iyileşmesini engeller. Bel fıtığı nedeniyle kullandığımız bütün ilaçların uzun süreli kullanımda, özellikle karaciğer fonksiyonlarını bozmak ve mide ülseri gibi hastalıkları alevlendirmek gibi yan etkileri vardır. Kullanımları mutlak hekim kontrolünde yapılmalıdır.


FİZİK TEDAVİ VE EGZERSİZ: Bel fıtığı sonucu oluşan adele spazmı ve ödemi çözmek için kullanılır. Egzersizlerle de amaçlanan karın ve sırt kaslarının gücünü arttırarak, omurganın kemik sitemine düşen gücün dengeli dağılımını sağlamaktır.


Egzersiz programı başlangıçta 3-5 dakika gibi kısa süreli başlar. Gün geçtikçe süresi arttırılır. Ameliyat sonrasıda aynı egzersiz programı kullanılmaktadır.egzersizler için fizyoterapistinize danışmalısınız

CERRAHİ TEDAVİ: Yırtılan yastıkçığın , sinirlere ve omuriliğe olan basısını ortadan kaldırmayı amaçlar. 3-4-5 . evrelerdeki hastalarda cerrahi uygulanmalıdr Bu gün için bilinen cerrahi teknikler :


Klasik diskektomi


Mikrodiskektomi


Endoskopik diskektomidir.


Bize göre artık klasik diskektomi tarihe karışmıştır. Mikrodiskektomi ve endoskopik diskektomi tercih edilmesi gereken yöntemlerdir. Hastaların kısa sürede işlerine dönmesi, ameliyat sonrası rahat bir nekahat dönemi geçirmesi gibi hastaların en büyük beklentilerini karşılayan bu yöntemler, ilerde fıtığın tekrarlama oranınıda en aza indirmektedir. Hastanemizde gerçekleştirilen bel fıtığı ameliyatlarında her ikiside kullanılmaktadır. Hastanın ben şu yöntemi istiyorum demesi yeterli değildir. Size uygulanacak tekniği mevcut durumunuz ve filimlerdeki görüntü sonrası biz seçmekteyiz. Her iki ameliyat tekniğininde kendine göre avantaj ve dezavantajları göz önüne alınarak, size en uygunu seçilmekte ve uygulanmaktadır.


Ancak endoskopik diskektominin avantajları ve uygulama alanı hızla artmaktadır. Bizim hastanemizde Alman Storz firmasının Destandau cihazı kullanılarak bu ameliyat yapılmaktadır. Çünkü bu yöntemde, omurilik kanalı içindeki serbest fıtık parçalarıda rahatlıkla görülüp çıkarılmakta, iki omurga arasına sokulabilen görüntü kamerasıyla içerde kalan fakat hastayı rahatsız etmesede daha sonra tekrarlamalara neden olabilecek parçaların çıkarılmasına olanak tanınmaktadır. Diğer hiçbir endoskopik bel fıtığı ameliyatında bu avantajlar mevcut değildir. Ayrıca bütün bel fıtıklarının % 10 kadarını oluşturan yan yerleşimli fıtıklar bu endoskopik teknikle hiç zarar vermeden kolayca çıkarılmaktadır.


Ameliyata pozitif katkıda bulunan etkenler:


-Hastanın şikayetleri, muayenesi ve çekilen MR arasında uyumluluk


-Bası gelişen sinir dokusunda hasar tam yerleşmeden ameliyat edilmesi


-Hastanın normal kilolu olması.


-Hastanın diabetik ve hipertansiyonu bulunmaması


-Hastanın ağrı eşiğinin normal olması


-Hastanın tedavi prensiplerini iyi anlayarak, hekimine güvenmesi. Parasal problemlerin hastayla hekim arasında sorun teşkil etmemesi.


-Hastanın ameliyat sonrası rehabilitasyon programını anlayabilecek düzeyde psikolojik yönden stabil olması.


-Hastanın ameliyat nedeniyle başka çıkarlar beklememesi (örneğin bu ameliyattan sonra emekli olmayı bekleyen kişi.)


-Cerrahın tecrübesi ve hastaya uygun ameliyat yöntemini seçebilmesi

Boyun Fıtığı
Nedir Boyun       Fıtığı?Boyun omurları arasında diskler vardır. Bu disklerde meydana gelen       sızmalar sinirlere bası yaparak boyun fıtığını ortaya çıkarır.
Boyun fıtığının oluşmasında ani hareketlerin etkisi büyüktür. Örneğin       otomobil çarpmalarında boynun gidip gelmesi halinde kalıcı ve büyük       sorunlar ortaya çıkar. Biz buna kamçı manevrası diyoruz. Bu harekette       kişi felç bile olabilir.
Boyun Fıtığının       Belirtileri Nelerdir?

Boyun fıtığının yansımaları da boyun, sırt ve kollarda görülür. Ağrı,       kasılma ve hissizlikler boyun fıtığında kollarda görülür. Mesela hastanın       elinde sinirdeki basıya bağlı kas gücü kayıpları olabilir. Kişinin tutma       yeteneğinde azalma oluyor. Ayrıca yine sinirdeki basıya bağlı olarak       kolda incelme meydana gelebiliyor. Bu incelme boyun fıtığının ilerlemesi       durumunda gözle görülür şekilde olabilir. Birde boyundaki değişiklikler       beyine giden kan damarlarına da bası yapabilir. Bu durumda algılamada       güçlük, konsantre olamam, uyku bozukluğu, sabah yorgun kalkmak, kulak       çınlaması, baş dönmesi görme kusuru.

Boyun Fıtığının       Belirtileri İle Karışan Hastalıklar Var mı? Her Boyun Ağrısı Boyun Fıtığı       Belirtisi mi?

Boyun ağrılarında akciğer tümörleri de etkilidir. Hasta boyun ve omuz       ağrısı ile geldiği zaman bir akciğer grafisinin mutlaka çekilmesi       gerekir. Boyunda pek çok anatomik oluşum yer alır. Organlardaki her hangi       bir rahatsızlık kendini boyun şikayetleri gibi gösterebilir. Ayrıca yemek       borusu iltihapları ve mide rahatsızlıkları da boyun ağrısı yapar. Ayrıca       sol kolda ağrı varsa kalbi göz ardı etmemek gerekir.

Kol Ağrısı       Boyun Fıtığından Başka Hangi Nedenlerle Ortaya Çıkar?

30-40 yaşın üzerindeki hastalarda kalbe mutlaka dikkat etmek       gerekiyor. Omuz veya boyun ağrısı nedeniyle bana başvuran birçok hastada       kalp sorunu olduğunu belirledim.

Boyun Fıtığı Ne       Gibi Sorunlara Neden Olur?

En önemli ve en kötü etkilerinden bir tanesi insanın elini kullanamaz       duruma gelmesidir. Aslında basit gibi gözükse de tek bir parmağın bile       kullanılamaması insan hayatını son derece olumsuz etkiler. Örneğin işaret       parmağı ile başparmağını kullanamayan bir kişi el kullanma yeteneğini       yüzde 50 oranında kaybetmiş oluyor. Çünkü bu iki önemli parmağın       fonksiyonunu yerine getirememesi kişinin birçok ihtiyacını giderememesine       neden olur. Şöyle bir düşündüğünüzde bu durumdaki bir fırın tepsisini       bile tutamaz.

Tedavisi Nasıl       Yapılıyor?

Öncelikle psikolojik olarak rahatlaması için hastanın ağrısını       belirli bir ölçüde hafifletiyoruz. Çünkü bu ağrılar çok şiddetlidir.       Örneğin diş ağrısının kolda olduğunu düşünün. Bu tedavide öncelikle       hastada ne gibi kayıplar oluştuğu belirlenir ve bu kayıpların yerine       konması için rehabilitasyon dediğimiz programın uygulanmasına başlanır.
Rehabilitasyonla birlikte fizikoterapi de tedavi aşamasında çok önemli       bir yer tutar. Bölgeye uygulanan soft lazer, nöral terapi ve İR ışın       vücudun içine kadar iner ve kanlanma sağlanır. Kanlanma artınca da       sinirlere tekrar hayat gelir ve bölgede iyileşme görülür. İlaç tedavisi       ile bölgedeki adale spazmları da giderilir. Akupunktur ve manuel terapi       burada çok önemli yer tutar.

Boyun bölgesi ağrıları, bel ağrılarından sonra en sık karşılaşılan       kas iskelet sistemi rahatsızlığı. Boyun ağrılarının görülme sıklığının       yüzde 5-10 dolayında olduğu tahmin ediliyor.

Boyun       Ağrılarının Ne Kadarı Boyun Fıtığından Kaynaklanıyor?

Aslında sanıldığının aksine boyun fıtıkları boyun ağrılarının en sık       karşılaşılan nedeni değil. Boyun bölgesi ağrılarının ancak yüzde 10- 20       kadarı boyun fıtığı kaynaklı. Fıtık ağrısı diğer ağrılara göre şiddetli       olduğundan böyle yanlış bir kanı yerleşmiş. En sık karşılaştığımız boyun       ağrısı nedeni myofasial ağrı sendromu olarak adlandırdığımız kas gerilme       ağrıları. Bunu 50 yaşından sonra ortaya çıkan omurga kireçlenmesine bağlı       ağrılar izliyor.

Boyun       Fıtıklarında Ne Zaman ‘Ameliyat’ Denir? Ameliyat Sonrası Tekrar Riski Ne       Kadar?

Bu konuda tam bir fikir birliği yok. Fizik tedavi uzmanı olarak       bizler operasyonu son çare olarak düşünüyoruz. Bununla beraber büyük       fıtıklarda omurilik bası bulguları oluşabilir. Böyle bir durumda hastalar       bir an önce ameliyat edilmeli. Benzer şekilde fıtığın boyundan kola giden       sinirlere bastırması durumunda kol kaslarında kısmi felç durumu       oluşabilir. Kas gücü kaybının giderek kötüleştiği belirlenirse yine       cerrahi öneriyoruz. Sıkı takip edilebilen hastalarda kas gücü kaybının       iyiye gitmesi durumunda ise fizik tedavi öneriyoruz. Bu hastalar fizik       tedavi yöntemleriyle, başarıyla tedavi edilebiliyor. Bazı hastaların       ağrıları ise tüm ilaç ve fizik tedavi yöntemleriyle geçmeyebilir. Böyle       bir durumda ameliyat öneriyoruz.

Boyun Fıtığı       Dışında Kalan Ağrılar Neden Oluşur?

Boyun fıtığı dışında en sık karşılaştığımız myofasial ağrılar, boynun       uygunsuz pozisyonda aşırı kullanılmasına bağlı olarak kas gerilmelerinden       kaynaklanır. Tipik olarak bilgisayar kullanımı, başın uzun süre öne eğilerek       yapılan ofis çalışmaları, uzun süreli telefon konuşmaları en sık       karşılaştığımız myofasial ağrı sebepleri. Ayrıca aşırı stres, gerilim ve       depresyonda bu tip kas gerilmesi ağrılarının ortaya çıkmasını       kolaylaştırıp tedavisini güçleştiriyor.

Ağır Taşıma,       Meslek Duruş Bozukluklarının Ağrılarda Rolü Nedir?

Boyun fıtıklarında bel fıtıklarından farklı olarak ağır taşımanın ve       mesleğin etkisi belirgin değil. Alışkanlıklara bağlı duruş bozuklukları       ve özellikle uygun olmayan yatak ve yastıklarda yatış en sık karşılaştığımız       sebepler arasında. Fıtık dışında kalan ağrılar ise bilgisayarla uzun       süreli çalışan ve ofis ortamlarında çalışanlarda sık görülmektedir.

Boyun       Ağrılarına Çekenlere Öneriler

Boyun ağrısından korunmak için ofis çalışanları ergonomiye dikkat etmeli.       Özellikle monitor göz hizasının hafif altında olmalıdır. Uzun süre baş       eğik pozisyonda çalışılmamalı. Eğer bu tip aktiviteden kaçınmak mümkün       değilse saatte bir ara verilip, boyun kaslarına düzenli germe       egzersizleri yapılmalı. Özelikle yaygın bir alışkanlık olarak       karşılaştığımız televizyon karşısında, kanepe ve koltukta uygunsuz baş       pozisyonu ile televizyon seyretmek ve uyumaktan kaçınılmalı. Geceleri       yastıksız ya da çok yüksek yastıkta yatılmamalı. Mümkünse ortopedik       yastık kullanılmalı. Özellikle bayanlar ıslak saçla yatmamalı. Boyun       ağrısı çeken hastalar oyalanmadan öncelikle bir fizik tedavi       rehabilitasyon uzmanına başvurmalı ve onun tavsiyeleri doğrultusunda       hareket etmeliler.

 

Tagged:

0 yorumlar